Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 22.02.2023 12:12

BU HİKAYE BİTMEZ

Facebook Twitter Linked-in

Bazı televizyon kanallarının dün akşam depreme yönelik yardım yayınında 115 milyar lira üzerinde bağış toplandı. Merkez Bankası 30 milyar lira, Ziraat Bankası 20 milyar lira, Vakıfbank 12 milyar lira,  Halkbank 7 milyar TL bağış ile öne çıkan bazı kamu kurumları oldu. 15 milyar liraya yakın da diğer kamu kurum ve kuruşlarından. 

***

Etti mi 84 milyar lira. Toplananın yüzde 80’i. Yani, bir cebimizden aldık, diğer cebimize koyduk. Toplanan para da AFAD ve Kızılay’a devredilecekmiş? Peki, neden Hazine’ye değil, de AFAD ve Kızılay’a… Vallahi, ben böylesini anlayamadım!..

***

Neyse, toplanan para harcanadursun, isterseniz sizi, doksan yıl kadar öncesine götürüp, yardımlarla ilgisi olmayan bir konuya değineceğim. Maksat, muhabbet olsun. Aslında bu hikayeyi birkaç kez vermiştim. Yıl, 1938 öncesi... İsmet Paşa Başbakan... Olayı Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Politikada 45 yıl” isimli eserinden aktarıyorum. Umarım anlam bütünlüğünü bozmam.

***

Hemen bir not düşeyim. Karaosmanoğlu’nun Paşamızla arası pekiyi değildi. Zira İnönü’yü seven çok azdı ama çok sayılırdı. Şevket Süreyya onun için;“sevilmez ama çok sayılırdı!”, der. Rahmetli İnönü, bir denge adamıydı, bir o kadar da devrimlere bağlıydı. 

***

Paşamızın önemli bir özelliği de ahde vefa duygusu çok yüksek olması. Karabekir Paşa’ya iade-i itibar sağlayan o; hanedana mensup olmalarına rağmen Enver Paşa’nın çocuklarına, yurda dönüş affı çıkartan da… İnönü, Milli Mücadele’nin başında “Enverci!” olarak bilinirdi. Ama Mustafa Kemal’e, sonuna dek bağlılığı su götürmez.

***

“İşte, İsmet Paşa fazilet ve siyasî ahlâk savaşı gibi yüksek bir mücadeleye girişirken, nedendir bilinmez, bir zamanlar azabını en çok kendisinin çektiği bir çeşit mücadeleler içine sürüklenecekti(...)”.İşe; “Bazı milletvekillerinin ya da Halk Partisi’nde nüfuz sahibi bir takım politikacıların devlet kapılarında iş takip etmelerini yasaklamakla başlamış”; bu hareket, büyük taktir toplamıştı...  Ama işler de istenildiği gibi bir gelişme gösterememişti... “

***

“Fakat çok geçmeden görüldü ki, bu yasak herkese eşitlikle tatbik edilememekte, devlet kapıları bazı çıkarcı milletvekilleriyle politikacılara kapalı tutulduğu halde diğer bazılarına, açık değilse bile, aralık bırakılmaktadır ve Millet Meclisi kulislerinde yeniden bir takım dedikodular alıp yürümeye başlamıştır.

***

Mesela, İsmet Paşa’nın bu hususta tarafsız davranmadığı söyleniyor ve buna misal olarak da, öteden beri arasının açık olduğu bilinen Bahriye Vekili İhsan Beyle onun yakın arkadaşı milletvekili Doktor Fikret, Yavuz Zırhlısının tamiri işinde bir yabancı şirketten komisyon almak suçuyla Divânı Âli’ye verildiği halde, idarî bir işte yolsuz bir tasarrufta bulunmakla sanık Ticaret Vekili Ali Cenani BeyiMeclis’te açılan sorulara, yapılan tartışmalara rağmen- tutmakta direniş gösteriyordu.” 

***

Yakup Kadri, özel bir konuşmasında, İsmet Paşanın bu konuyla ilgili şöyle dert yandığını aktarıyor: “Meclis’te İhsan Bey’in dostları onun öcünü almak için benden bir masumun kellesini istiyorlar. Fakat vermeyeceğim ve onlara göstereceğim ki, ben bir Cumhuriyet Başvekiliyim, bir Osmanlı Sadrazamı değil.”

***

Bu hikayenin devamı ise şöyle:“Ama nasıl oldu? Aradan neler geçti? Bilmiyorum. İsmet Paşa o direnmesinde çok sebat göstermemiş, İhsan Beyin arkasından zavallı Ali Cenanî Beyi de Divanı Âli’ye sevk etmek zorunda kalmıştı.  Zavallı Ali Cenanî Bey diyorum. Zira o asil, namuslu iyi bir insandı. (...) Kendisine atfedilen suç ise (...) ‘Yavuz-Havuz’ işine benzerlikten çok uzaktı.”

***

“Lâkin Ali Cenani Bey aleyhtarlarına verdiği bu tavize rağmen, İsmet Paşanın siyasi ahlak mücadelesindeki tutumunun gerek Meclis çevresinde, gerek halk arasında samimi bulmayanların sayısı gene pek çoktu.”

***

Gelelim yakın zamana… Vakti zamanında Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanı merhum Zeki Sayın’ın Kayseri’de;”Siz bizim, IMF’ye verdiğimiz söze bakmayınız. Biz, Halk Bankı, Vakıf Bankı ve Ziraat Bankasını özelleştirmeyeceğiz, rahat olun!” dediğinde ve bunun üzerine “ünlü sigortacımızın” derin bir nefes alıp “of çektiği!” bir ortamda bu hikaye biter mi? Zira sigortacımız, bir kamu bankasına ait sigortanın Kayseri acentesi idi…

***

Nasıl, hikayeleri beğendiniz mi?   Vallahi, “Biter!” diyecek kadar saf değilim… Bu hikayebitmez; yeni versiyonu sürülür piyasaya…İktidarda şunun ya da bunun olması, fark etmiyor. Önemli olan “değişimden” yana olmak. Ve biliyorum ki; “Sistemden yararlananlar, sistemin değişmesini istemezler!” “Hazineden geçinmeliler hep direnirler!”

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —