MUSTAFA CENGİZ

Tarih: 29.08.2025 16:33

BU BAYRAMLARI KANINDA VE RUHUNDA TÜRKLÜK HİSSEDENLER KUTLAYABİLİR!

Facebook Twitter Linked-in

Dünya’da yaşanan değişim hepimizin malumu.

Sınırlar yeniden çiziliyor.

Süper güçler boş durmuyor.

Ekonomik krizi aşmak adına kendi ülke menfaatleri doğrultusunda sürekli yeni bir savaş çıkartmanın peşindeler.

Sözüm ona birbirlerine posta koyuyorlar, meydan okuyorlar.

Arada kaynayan 3. Dünya ülkeleri oluyor her zaman gelenek olduğu üzere.

Malumunuz gözler şu anda Orta Doğu’ya yönelmiş durumda.

“Büyük Taarruz ve Zafer Bayramı” münasebeti ile biz de bu konuyu bir kez daha gündemimize alalım.

Ortalık toz-duman bildiğiniz üzere.

Sığınmacılarla adeta ülkemizde yaşanan “Sessiz bir istila var!” ve buna iktidar göz yumuyor.

Topla tüfekle yapamadığını elin gavuru bu kez yerli işbirlikçiler eli ile yapıyor.

Nerede ise ekonomideki çöküş nedeni ile teslim bayrağı çekilmeye ramak kalmış.

Manzara-i umumiye tam Mustafa Kemal’in “Gençliğe Hitabe” sinde ki gibi.

ZAFERLER AYI AĞUSTOS…

Herkes çok iyi biliyor ki Ağustos ayı zaferlerle taçlanmıştır şanlı tarihimizde.

Bunlardan en önemlisi 26 Ağustos 1922 sabahı başlayan Büyük Taarruz’dan 851 yıl önce, 1071 yılının 26 Ağustos günü de Malazgirt Ovası’nda Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın Bizans İmparatoru Romen Diyojen’i yenilgiye uğratarak 12 bin yıllık tarihi ile Dünya’nın en köklü medeniyetinin sahibi Türklerin Anadolu’da Türk hakimiyetini başlattığı bir büyük savaş yaşanmıştı.

Utanmadan bir de bu zaferleri gölgelemeye çalışıyorlar acizler ordusu…

Ağustos ayı, halkımız için büyük zaferlerin kazanıldığı bir aydır. 

1 Ağustos 1571 tarihinde Kıbrıs’ın Fethi, 11 Ağustos 1473 tarihinde Otlukbeli Zaferi, 23 Ağustos 1514 tarihinde Çaldıran Zaferi, 26 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt Zaferi, 29 Ağustos 1521 tarihinde Belgrad’ın Fethi, 29 Ağustos 1526 tarihinde Mohaç Meydan Muharebesi gibi zaferlerle taçlanan bu ayda, milletimiz 26 Ağustos 1922’de başlattığı Büyük Taarruzu, 30 Ağustos günü büyük bir zaferle sonuçlandırmıştır. 

Göbeklitepe dahil binlerce yıllık (12.000 Bin Yıl)  Türk tarihini basite indirgemek, gizlemek, görmezden gelmek isteyenlerin, utanmazlıkları, aymazlıkları her geçen gün artsa da Türk tarihi kurduğu devletler, elde ettiği zaferler ve Dünya coğrafyasına yayılmış 300 milyondan fazla Türk ile dipdiri ayaktadır. 

BÜYÜK TAARRUZ, 

DAHİYANE PLANDIR.

Büyük Taarruz, Türk Tarihi’nin en ağır bedeller ödenerek yazılmış en şerefli sayfası, taarruz planı da en cesur, akıl, bilim ve deneyime dayalı dahiyane planıdır.

Büyük Taarruz’un 103. yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Kuvayı Milliye kahramanlarını ve Kemalist Devrim kadrolarını minnetle, şükranla anıyor, şehit ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, 

Zafer Bayramımızı kutluyoruz

ATATÜRK DİYOR Kİ;

Yeni nesil, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.

Kemal’in Ulusuna güveni tamdı. 

Büyük Taarruz öncesi yaptığı son toplantıda komutanlara “Bütün sorumluluk benim. Hücum emrini verip kamçımı indirdiğimden 15 gün sonra İzmir’deyiz” diye garanti veriyor, 14 gün sonra 8 Eylül akşamı, Belkahve’de İsmet Paşa’ya “Bir gün yanıldım İsmet. Bu kadar hızlı kaçacaklarını hesaplayamamışım.” diyordu. 

Gördesli Makbulelerin, Kara Fatmaların,  Çete Emir Ayşe Efelerin, Çiğiltepe’yi söz  verdiği saatte ele geçirememeyi gururuna  yediremediği için yaşamına son veren Albay  Reşat Çiğiltepelerin, sıtma krizi geçirirken Yunan  hatlarının gerisine sarkan Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Altayların, ölüme gülerek  giden binlerce neferin, kadını, erkeği ve  çocuğuyla topyekun bir halkın özgür bir ulus olma  azminin ete kemiğe büründüğü andır 103 yıl öncenin  o puslu Ağustos sabahı.

EMPERYAL GÜÇLERİ 

YENEBİLEN TEK ADAM!

Mustafa Kemal Paşa ve Mehmetçik, 26 Ağustos 1922 sabahının ilk ışıklarını bekliyorlardı. 

Mustafa 26 Ağustos 1922 şafağında Kocatepe’den yükselen top sesleri, bütün dünyaya, özellikle de mazlum uluslara emperyalizmin yaklaşan hezimetinin işaret fişeklerini gönderiyor, 4 gün sonra Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Büyük Millet Meclisi Orduları emperyal güçlerin taşeronu Yunan Ordusuna Dumlupınar’da son yumruğunu indiriyordu.

Bozguna uğramış işgalciler Uşak üzerinden İzmir’e doğru kaçmaya başlamıştı. 1 Eylül’de Başkomutan’ından “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini alan Mehmetçik, 400 kilometre yolu insanüstü bir hızla, günde ortalama 45 kilometre kat ederek 9 günde alıp tarih yazıyordu.

ASİL TÜRK KADINI…

İnebolu’dan yükledikleri kutsal emanetleriyle Ay’ın altında Akşehir üstünden Afyon’a doğru giden dünyanın ilk ve tek kağnı taburlarını yöneten yiğit Anadolu kadınlarının, Ilgaz dağlarında donarak şehit düşen Şerife Bacıların, Demirci Akıncılarından Kendini bilmez kimileri, savaşları yarıştırıp Büyük Taarruz’u önemsizleştirmeye çabalıyorlar. 

Kocatepe olmasaydı kutlanacak bir Malazgirt Zaferi’nin de, tören düzenleyecek bağımsız bir devletin de, kutlayacak özgür bir ulusun da olmayacağını anlamaktan aciz bu zavallılar, batı emperyalizminin hedefinin Anadolu Türkünü Malazgirt öncesine atmak olduğunu bilmezden gelerek insanımızın bilincini zehirleme gayretindeler. 

Bu düşüncede olanlar; utanç verici cahillik, büyük aymazlık, tarifsiz sapkınlık içindedirler. 26 Ağustos 1922; Anadolu Türk’ünün Malazgirt öncesine sürülmeyi reddinin olduğu kadar, çağ atlama ve çağdaş uygarlık seviyesini aşma azim ve kararının da dünyaya ilanıdır.

Türk Ulusu olarak; bu anlamlı Zafer’in, 30 Ağustos 1922 Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nin 103. şeref yılında mutluyuz, gururluyuz.

Türk Ulusu; Mustafa Kemal Paşa komutasında Büyük Taarruz ile neyi başardığını hiç aklından çıkarmadan bütün emperyal saldırıları defedecek, bütün tuzakları bozacak, işbirlikçilerin bütün ihanetlerini aşacak, Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne mutlaka ulaşacaktır.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucu Cumhurbaşkanı, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkemize armağan ettiği hiçbir bayram anlamsız ve önemsiz değildir.

HEPSİ BİRBİRİNDEN ANLAMLI

VE ÖNEMLİ ZAFERLERDİR!

Aziz milletimizin vatanımızı işgal eden güçlere karşı 19 Mayıs 1919’da başlattığı destansı mücadelenin, 30 Ağustos 1922’de şan ve şeref dolu bir zaferle nihayete erdiği bu kutlu günün 103. yıl dönümünü milletçe büyük bir gururla kutluyoruz.

Her birisi de büyük anlam ve mana içeren Milli bayramlarımız sırası ile;

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

19 Mayıs Atatürk’ ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı

30 Ağustos Zafer Bayramı

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’dır.

23 Nisan ile başlayan ve minik yavrularımız ile yaşanan coşku ve heyecan 19 Mayıs’ta Türk gençliği ile kendini bulur.

30 Ağustos Zafer Bayramı ile taçlanır.

29 Ekim’de Cumhuriyetin ilanı ile de kendini bulur.

Unutmayın.

Unutturmayın.

Milli bayramlarını kutlamayan ülkeler gün gelir dini bayramlarını da kutlamak için ne bir vatan toprağı, ne bir bayrak, ne de yaşayabilecekleri din bulamazlar…

 Esaret en kötü şeydir.

 Mustafa Kemal Atatürk bu millete hep güvendi.

“Necip Türk Milleti” diye hitap etti.

 Şimdi onun bize olan güvenini boş çıkartmamanın tam zamanı. 

ONLARA MİNNETTARIZ… 

Unutmayın; 400 kilometre yolu insanüstü bir hızla, günde ortalama 45 kilometre kat ederek aç, cephanesiz 9 günde alıp tarih yazan bir milletin torunlarıyız.

Şehadet şerbeti içen atalarımıza rahmet diliyor, onlara layık olmak için var gücümüzle dahili ve harici tüm düşmanlardan vatanımızı korumak zorunda olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet’e giden yolun açılmasını sağlayan bu anlamlı zaferin yıldönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, hürriyet ve istiklalimizin bina edilmesinde canlarını ve kanlarını cömertçe feda eden kahramanları ve ülkemizin huzur ve güvenliği için bugün de aynı inanç ve kararlılıkla mücadele eden ve şehit düşen güvenlik güçlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyoruz… 

Bu nedenle, herkes her geçen gün daha da büyük anlam taşıyan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere armağan ettiği her milli bayramının önemini daha iyi kavramalı ve gerektiği gibi kutlamalıdır...

SON SÖZ MÜ?

Türkiye’yi öyle bir yol ayrımına getirdiler ki, Türkiye’de Türklüğü anayasadan çıkartmak istiyorlar.

Atatürk adını yasaklamak istiyorlar.

Elin ne kadar çapulcusu varsa bu ülkeye doldurup Türk ırkını gizli bir el mahareti ile asimile etmeye çalışıyorlar.

Yakında Türkiye’de “Türküm” dedirtmemek için yerli işbirlikçiler son kozlarını oynuyorlar.

Bu nedenle dikkat, uyanık ol Türk milleti.

Bu bayramları yalnız ve yalnız kanında ve ruhunda Türklük hissedenler kutlayabilirler…

 

 

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —