Menü Kayseri Gerçek Haber
İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY

Tarih: 20.05.2021 12:20

BİZİMKİLER…

Facebook Twitter Linked-in

Bizimkiler deyince, diziden söz etmiyorum…

Bizimkilerden söz ediyorum…

Mesela Canan Bayram…

Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni,,,

Yıllardan beri o benim başımın sıkıntısı, eh tabi ki ben de onun başının sıkıntısı oluyorum.

Mustafa Cengiz…

Yazı İşleri Müdürümüz…

Allah var, bugüne kadar gık demeden yazılarımı kullandı. Gerçi arada bir küçük rötuşlar değil  ama o kadar kadıda da olurdu…

Son zamanlarda bir de başıma “Altın Makas” icat ettiler. Allah uzun ömürler versin ikisine de ama onlara rahmet okutuyor doğrusu.

Yazıyı istediğim kıvamda yazıp bitiriyorum, geliyor “Bi bakayım…” diye bilgisayarımın başına oturuyor…

Sonra…

Sonrası malum, şurası, burası, orası…

Kesip biçiyor…

N’oldu şimdi diyorum?

“Ben bilmem n’olacağını. Oralar zülfüyâra dokunur, olmaz” derken ürettiği mazerete bakar mısınız?

“Biz seni düşünüyoruz, bu yaştan sonra maazallah” diyor…

Tabi yazının orası, burası, şurası kesilip biçilince, şekli bozuluyor, başını sonuna uydurmak için yazma süremden çok uğraşıyorum.

Tam da bu arada telefon geliyor, yazı nerede kalmış mış…

Yahu, başıma bir “Altın makas” çıkardınız, bari donuma kedi kıstırmayın, değil mi ama?

XXX

Bütün bunlara canım sıkkın, evde camın kenarında oturup dışarı seyrederek düşünüyordum.

Dedim ki kendi kendime, açık olsaydı da kendimi Kemal Dayının kahvehanesine atsaydım. Hiç değilse oradaki muhabbetleri dinlerdim, hoş olurdu, o muhabbetleri yazardım.

Tam bu arada bir de baktım ki sokaktan Kemal Dayı geçiyor. Sanki aptala malum olurmuş gibi…

Seslendim…

“Kemal Dayıııı… Nereye böyle, kahvehaneyi açmaya mı?”

Şöyle aşağıdan yukarıya doğru bana bir nazar attı, ben ne dediğini anlamadım ama, sonra dönüp giderken başını sağa sola sallamasından ve homurtusunun ta bana duyulmasından ne dediği bu sefer malum oldu bana…

Elbette bu koşullar altında yazı yazmak, dertlere çare bulacak öneriler konusunda ahkâm kesmek de zor oluyor. Hep şikâyet ederken, biri çıksa “Yazma kardeşim o zaman, meraklısı mıyız” dese!...

Açıkçası bu sözü duymayı da çok istemiyorum…

Ama içime de sinmiyor, bir tarafım eksik kalıyor sonuçta…

Bu üçlü sacayağı, “Az kaldı, sabret, o günler de gelecek” diye beni avutmaya çalışıyorlar…

Tamam da kardeşlerim…

Şimdi ben “Dünya liderine benzetme yapmak, akıl dışıdır” diyene sormam gerekmez mi?

“Arkadaş… Nerede bu dünya lideri?” diyerek…

Demeyecekmişim…

XXX

Neyse,  hadi size gurbetten Erciyes nasıl görünüyor, onu anlatayım da zülfüyâra dokunmadan bitireyim yazımı…

XXX

İŞTE ORASI ERCİYES

Kayseri’ye gelirken,

Tepesi görünür ta uzaklardan

Bembeyaz, bazen bulutlu

Bazen takke gibi bulut tepesinde

İşte orasıdır Erciyes

 

Yaklaştıkça büyür

Büyüdükçe daha büyür

Boğazköprü’den geçerken

Tüm haşmeti ile karşında durur

Yüreğinde sevinç, aynı anda

 

Buruk bir hüzün vardır hep

Öteki yandan dayanılmaz huzur

Şehrine yaklaştığının sevinci

Uzak kalmanın hüznü birlikte

İşte orasıdır Erciyes

 

Bir başkadır başka yönlerden geliş

Hangi yönden gelirsen gel,

“Gel haşmeti gör” demiş şair

İşte öyle bir şey Anadolu’nun ortasında

İşte orasıdır Erciyes

 

Üzerinde hiç eksik olmaz

Beyaz gelinliği, gör ki kim âşık

Beyaz atlı prens sanırsın kendini

Yaklaştıkça yanına doğru

İşte orası Erciyes…

 

İşte orası Erciyes

Seni kucaklamak ister herkes,

Ama esas özleyenler sana hasret

Bir gün kavuşur muyum acep

Sevdiğim, aşkım, beyaz duvaklı gelinim

 

Sen yüreğimdeki sızısın hep

Erciyes…

 

19 Nisan 2021

Ankara

 

XXX

İşte böyle, özlerseniz Erciyes’i, böyle görünür…

Oysa siz dibinde, bakmazsınız bile tepesine doğru, duvaklı geline her gün…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —