Menü Kayseri Gerçek Haber
MUSTAFA CENGİZ

MUSTAFA CENGİZ

Tarih: 28.07.2021 10:35

BİRBİRİNE TEZAT POZİSYONLAR…

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye bayramda herşeyi gönlünce yaşadı.

Sere serpe hem de.

Ne maske, ne mesafe, ne de hijyen vardı mesela.

Kayseri’de İl Sağlık müdürlüğünün “Aşı’da 400 Bin açığımız var” önemli bir söylem.

Devlet hastanesi başhekimi Dr. İsmail Altıntop’un “Kayseri Yüzde 70’li rakamlara ulaştığı zaman rahatlamış olacak” açıklaması da kritik.

Sıkıntı hat safhada.

Bu bayram dönüşü bu tür bir sıkıntı olabileceğini yazmıştık.

“Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” demeden büyük bir özveri ile çalışıyor Sağlık teşkilatı canla başla…

Bir yandan aşı olmayanlar, bir yandan da üçüncü aşıyı olmak için can atanlar bir yanda…

HANGİ MANTIKLA?

Bir iş adamı diyor ki, “Dünyanın en güvenli ülkeleri bile bir çok kişiyi Aşıları tam olmasına rağmen ülkelerine almazlarken, Türkiye hangi mantıkla Suriyelinin bayramlaşmak için ülkesine gitmesine, bu kadar Afganlının ülkemize gelişine ve tatil süreci nedeni ile de Akdeniz’de bütün otellerin full kapasite çekmesine rıza gösterebiliyor?”

Kaldı ki bu insanlar yurdun dört bir yanına dağılıyorlar ve Aşılarını olmuş olsalar dahi minimum bile olsa bir risk taşıyorlar.

Hangi mantık Türkiye’yi bayramda “Yol geçen hanı”na çevirdi acaba?

Kaldı ki bu işin böyle olacağını cümle alem daha önceki tecrübeler ışığında biliyordu.

STK’LARDAN ÇAĞRI

Bayram sonrası tüm STK’lardan deyim yerinde ise Aşı olma ile ilgili  “Ortak Çağrı” var.

Herkes aşı olunması konusunda ısrarcı ve bu konuda yaptıkları her açıklama ile de davetkarlar.

Aşı olmayan kitle ile ilgili 20-40 yaş aralığının gösterilmesi de ilginç ve önemli bir ayrıntı.

Pazartesi günü şehir merkezinde trafik birçok noktada ciddi manada kitlendi.

Doğu’dan gelen ya da Doğu’ya gidenlerin bayram dönüşü Kayseri molasının bu tür bir sıkıntı yarattığına dair görüşler hakim.

Peki bu kadar kişinin getireceği risk?!

OKULLAR AÇILIR MI?

Şimdilerde yine okulların açılıp açılmaması konusunu tartışıyor herkes.

Görünen o ki yeni Varyant hikayesi yüzünden okulların açılması gecikebilir, ya da geçen yıl ki gibi İnternet üzerinden online Zoom programları ile bir kayıp yıl daha yaşayabilir çocuklarımız.

Yani başa dönmüş bir Türkiye ile karşı karşıyayız bayram sonrası.

Konu ile ilgili en yetkili isimlerin gerek ülke bazında gerekse de il bazında önemli açıklamalar yapması bekleniyor bugün-yarın.

Hadi bakalım hayırlısı olsun inşallah.

Türkiye büyük ülke ve büyük ülkelerinde büyük sınavları olur hep.

İŞTE SON TARTIŞMAYA DAİR…

Karşılıklı açıklamalar fitili ateşledi.

Ümit Özdağ, Kayseri’de 160 Bin Suriyeli olduğunu söyledi.

Buyurun buradan yakın.

Gazeteci eskisi diyor ki; Alaylı sanayici, bir Türk yerine aynı parayla 3-4 Suriyeli çalıştıracak, 70'lik Hacılar 18'lik genç Suriyeli kadınları 3-4 bin TL'ye satın alıp haremine koyacak, birileri ülkenin demografisini değiştirmek için o kitleyi kullanacak. Ama onlar Suriyeli dostu biz faşist!”

Ve… İşin perde arkası mı?

Yine aynı adresten: “Suriye’den kaçırtılan Suriyelilerden boşalan topraklar PKK/PYD'ye tahsis edildi. Orada bir "Kürt devleti" kuracaklar. Bu ABD/AB Projesine taşeronluk yapan içeride kim varsa, "Suriyeliler kendi topraklarıma dönsün" diyeni ırkçı, faşist ilan ediyor.”

İşte size 10 puanlık uzman sorusu.

Bir ABD/AB Projesi olan PYD’ye; Suriyeliler kendi topraklarıma dönsünler diyenler mi hizmet ediyor, dönmesinler diyenler mi ?!

**

SANAL ALEMDE GEZEN BİR MEKTUP!

Bugün sizlerle yorumsuz bir mektubu paylaşacağım.

Bizler ne kadar yazarsak yazalım gerçekleri görebilmek için yaşananlar son derece önemli.

İşte sanal alemde gezen ve Türkiye’nin gerçeklerine dair herkesin gözardı ettiği kitabın ortasından tespitlerle dolu bir mektup.

SOKAKLARA ÇIKTILAR…

Tatil ya, sokaklara çıktılar, korkunç kalabalıklar  oluşturdular.

İş günlerinde  arada kaynıyor, tek tek göze batmıyorlardı ama bayramda aileleri ile birlikte sokaklara çıkınca insanın kanını donduracak, ürpertecek, sorgulamaya yöneltecek  korkunç tablo ile karşı karşıya kaldık.

Gördük ki İstanbul çoktan bizim olmaktan çıkmış. Her yerdeler ve her yeri ele geçirmişler. Koskoca şehirde onlar çoğunluk olmuş, biz azınlık durumuna düşmüşüz.

ABARTMIYORUM…

Yani İstanbul fiilen artık onların eline geçmiş. Abartmıyorum İstanbul sahillerinde yüzlerce Afgan, Suriyeli toplu halde denize giriyor. Türk babalar  ailelerini onların kirli bakışlarından uzak tutmak için bedenleriyle âdeta etten  duvar örüyorlar. Dağ taş Suriyeli kaynıyor. Arap kaynıyor… Afgan kaynıyor. Mesire yerlerine gidiyorsunuz binlerce Suriyeli çimenlere yayılmış, Türkler ise kıyıda köşede ve bu sürüden biraz uzakta kendine yer arıyor. Artık "Suriyeli Hasan İzmir'deki yangını söndürmek için avuçlarıyla toprak taşıdı" yalan haberleri de örtemez bu gerçeği...Kaç kişi olduğuna dair elde kesin veri yok ama korkunç kalabalıklar halindeler. Irak, Libya, Pakistan, Cezair, Fas, Ürdün.... ne ararsan Türkiye'de. Gerçeği görün artık bu, basit bir "mülteci" sorunu değil. Bu, düpedüz bir işgal. Bu, emperyalistlerin bir ülkeyi ele geçirmek amacıyla başvurdukları çok eski bir soğuk savaş taktiği. Kan yok, savaş yok.

BİRİNCİ ADIM:  MÜLTECİLER AKINI

Emperyalistler bölmek istedikleri ülkenin demografik yapısını "Stratejik Göç Mühendisliği" yöntemi ile bozuyorlar. Nasıl mı?

Sınır bölgemizdeki ülkelerde terör yahut iç savaş yoluyla kargaşa çıkartıyor  ülkenizin  "yoğun göçler" almasını sağlıyorlar. En insani yanınızdan vuruyorlar sizi: Merhamet! Gece gündüz medyadan zor durumda olan insanların dramlarını pompalıyor sizi kucak açmaya zorluyorlar.  Kucağınızı açıyorsunuz bir anda kucağınızda ne idiğini kim olduğunu bilmediğiniz yüzlerce binlerce hatta milyonlarca "mülteci" buluyorsunuz.

İKİNCİ ADIM: YAŞADIĞINIZ YERE YABANCILAŞMA

Önce mahallelerde sonra bölgelerde ve şehirlerde başlıyor değişim. Dili farklı kılığı farklı, tavrı  farklı tipler sarıyor etrafınızı derken bir  bakmışsınız kendi mahalleniz, kendi şehrinizde azınlık durumuna düşüvermişsiniz.

ÜÇÜNCÜ ADIM: MÜLKLERİN EL DEĞİŞTİRMESİ

Doğup büyüdüğünüz  mahallede kendinizi güvende hissetmiyorsanız sıra topraklarınıza gelmiş demektir artık. Yaşadığınız yere yabancılaşır bir an evvel kaçıp gitmek istersiniz  oradan. Sonuç malûm; siz  satıyorsunuz, onlar alıyor.

DÖRDÜNCÜ ADIM:  VATANDAŞLIK ELDE ETME SEÇME SEÇİLME HAKKI

Büyük guruplar halinde vatandaşlığa geçiyorlar seçimlere katılıp, oy kullanıyor; seçiyor seçiliyorlar. Evler dükkanlar bölgeler hatta şehirler derken bir bakmışsınız vatan elinizden ucup gitmiş sizin ruhunuz bile duymamış. Uyanın vatan artık bizim değil. Vatan kayıp gidiyor avuçlarımızdan. Belki sen, belki oğlun  kızın bu işgalle yaşamaya çalışabilirsin, ses çıkarmayabilirsin, alışmaya da çalışabilirsin ama torununun hiç şansı yok bu topraklarda. Bu işgal, her geçen gün artarak devam edecek ve gelecekte torununun bir vatanı olmayacak belki de. Hiç kan dökmeden alacaklar ellerinden vatanlarını ve onların gidecek bir yerleri kalmayacak.

Uyanın bu bir işgal!!!

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —