Ekonomi politikalarına yönelik tartışmalar sürerken, 2021’de başlatılan faiz indirim süreci yeniden gündeme geldi.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “enflasyon yükselirken başlatılan düşük faiz politikasına o dönem gösterilen desteği” hatırlattı ve bugün yapılan eleştirilerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
**
Eğilmez, “o dönemde yapılan faiz indirimlerine karşı uyarıda bulunanların dikkate alınmadığını, buna karşın iş dünyasının önemli bir bölümünün süreci desteklediğini” belirterek, “bugün gelinen noktada yapılan eleştirilerin samimi olmadığını savundu.”
**
“2021 Eylül’ünde enflasyon yükselişteyken faiz düşürülmeye başlandığında bizler ‘yapmayın, bu yanlıştır ekonomiyi batıracaksınız’ diye bağırırken çoğu iş insanı yapılanı alkışlıyordu. Kusura bakmayın ama şimdi yapılanı eleştirme hakkını sizler o zaman kaybettiniz.”
**
Bu mesaj, son dönemde iş dünyası temsilcilerinden gelen yüksek enflasyon, maliyet artışı ve fiyat dengesizliklerine yönelik eleştirilerin ardından geldi. Peki, özel kesim temsilcileri ne dedi?
**
TOBB Başkanı, hemşerimiz Rıfat Hisarcıklıoğlu, bir toplantıda “esmiş-yağmış” gürlemiş. Önce inanamadım. Acaba, “yapay zeka mı?”, dedim. Olsun. Hoşuma gitmedi değil. Metropol TV’den aldım, dostum İbrahim Yardımcı göndermiş. Doğru ise şunu dedim; “Hisarcıklıoğlu’nun koltuğu sarsılıyor da vuruşarak mı gitmek istiyor?” Öyle ya, yirmi üç yıldır, şahsen benim, görmediğim bir çıkış.
**
Bakalım ne demiş, “değişmez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez”, TOBB Başkanı. Dile kolay, neredeyse otuz yıldır o koltukta oturuyor. “Özel kesimin, bir trilyon 200 milyar lira KDV alacağı” varmış. Bunu alabilseler, ne ağlamaları ne sızlanmaları “ve ne de kredi ihtiyaçları kalırmış!”
**
Rıfat Bey, yol da gösteriyor; “isteyin kardeşim, bu sizin alacağınız!”, falan. Peki, muhterem Başkan, “KDV alacağımız, söke söke alırız!” pankartını açıp, yüzlerce oda başkanını peşine takıp, Maliye ve Hazine Bakanlığı’na doğru yürüse olmaz mı? Bakalım, yürüyebilecek mi, yürütecekler mi?
**
Neyse, devam edelim sızlanmalara: Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, yüksek enflasyon ve düşük kur politikasının üretim maliyetlerini küresel ölçekte Türkiye aleyhine çevirdiğini ifade etmişti.
**
Özellikle hazır giyim sektöründe fiyat makasının dramatik biçimde açıldığını belirten Gültepe, “geçmişte Avrupa ile aradaki fiyat farkının yüzde 20 civarında olduğunu, bugün ise yüzde 50-60 seviyelerine çıktığını” söylemişti. İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerin Türkiye’den daha ucuz hale geldiğini dile getiren Gültepe, “bazı ürünlerde tüketicilerin uçak bileti dahil yurt dışından alışveriş yapmasının daha avantajlı olduğunu” savunmuştu.
**
“Bir montun yurt dışında yüzde 20-30 daha ucuz” olduğunu, “bir ürünün ise yurt dışında 6 bin liraya alınırken Türkiye’de 17 bin liraya satıldığını” aktarmıştı.
**
Gelelim, MÜSİAD’a… Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı Burhan Özdemir de benzer biçimde piyasadaki fiyatlama davranışlarını eleştirmişti. “Aynı çayı bir yerde 500 liraya, başka bir yerde 5 liraya içmek normal değil” diyen Özdemir,“Türkiye’de maliyet temelli fiyatlama yapılmadığını” savunmuştu.
**
“Sıkı para politikasının seçim öncesi dönemde oluşan maliyet ‘köpüğünü’ aldığını ancak gelinen aşamada enflasyonun artık kronikleştiğini ifade eden Özdemir, kira ve gıda fiyatlarına dikkat çekerek yapısal adımların zorunlu olduğunu” vurgulamıştı.
**
Peki, TÜSİAD ne diyor? Onlarda mecal kalmadı. Dediler, başkanlarının başına geleni gördüler.
**
Ama TÜİK böyle söylemiyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), toplumun genel mutluluk algısını, toplumsal değer yargılarını ve kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyini ölçen 2025 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.
**
“1-30 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen alan uygulaması sonuçlarına göre, 18 ve üzeri yaştaki bireyler arasında mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı, 2024 yılındaki yüzde 49,6 seviyesinden 3,7 puanlık bir artışla yüzde 53,3'e yükseldi. Mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı ise bir önceki yıla göre 1,5 puan azalarak yüzde 13,0'a geriledi”. Ağırlığı emekli olan “65+” yaşta, mutlu olanların oranı, yüzde 54 küsurmuş.
**
Milletvekili maaşı ve emekli aylığından oluşan aylık 500 bin TL gelirle geçinemediğini söyleyen AK Parti Milletvekili Mestan Özcan açıklama yaptı. Özcan, sözlerinin bağlamından koparıldığını ve çarpıtıldığını iddia etti. Özcan Bey yerden göğe kadar haklı. Geçinemez olur mu? Bu fakir, 30 bin lira aylıkla gül gibi geçinirken, Hazret 500 bin lira gelirle geçinemez olur mu?
**
Hayırlı Ramazanlar, hayırlı iftarlar efendim.