Menü Kayseri Gerçek Haber
İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY

Tarih: 15.04.2021 12:08

BİR GEMİ KALKAR…

Facebook Twitter Linked-in

Günlerden Çarşamba.

Akşamüzeri saat 21 sıraları.

Telefonumun mesaj geldiğini belirten düdüğü çaldı.

Açtım, her gün akşam Sevgili Recep Bulut’un gönderdiği 1. Sayfa mesajının altında, önemli saydığı durumları bildiren mavi zemin üzerine beyaz yazılmış bir “Haber” mesajı daha vardı, okudum.

Bir tuhaf oldum.

Bu nasıl bir şey, bu nasıl bir dünya?

Aynen şöyle yazıyordu.

“Coronavirüs tedavisi gören Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Veli Altınkaya vefat etti…”

Önce konuyu algılamakta zorluk çektim. Ne yani “Hastaymış kurtaramamışlar” mı diye düşünseydim?

Olmuyor, o anda olmuyor öyle düşünmek.

Kafamın içinde sesler çınlamaya başlıyor, arada Veli’nin sesi de geliyor, hatta bana gülen yüzle bakarken, gözlüğünü eli ile yukarı doğru itelediği görüntüsü…

“Seni” diyor, “Seni televizyona ekranına çıkarmak ile saatli bombayı stüdyoya yerleştirmek arasında bir fark yok, bende uzak dur” diyor gülerek…

Kendimi toparlamaya çalışıyorum…

Haberden gelmiş, masanın başında, daktilo şıkırtıları altında haberini yazıyor, Kayseri Anadolu Haber’de çalışırken.

İlk kez orada tanışmıştım.

Düşünce olarak çok anlaşamasak da, iyi arkadaş idi. Oturulur sohbet edilir.

Haberden sonra ağır düşünceler altında…

“Olmaz ki, bu kadar daha olmaz ki, daha kaç yaşında” diye düşünsem de, elden gelen ne var ki?

Bundan sonrasına artık “Takdiri ilahi” diye bakmak kalıyor…

Corona virüs Kayseri’de Gazetecilik camiasından bir arkadaşımızı, hem de yaşı ne ki daha, ama aldı gitti işte.

Allah rahmetini bol etsin, ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarını, Gazetecilere baş sağlığı diliyorum.

XXX

Bu duyguları yaşarken…

Bir başka haber daha geldi…

Eski Başbakan ve TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi, Yıldırım Akbulut vefat etmişti.

Kendisini ilk kez Kayseri’de yapılan ANAP İl Kongresi sırasında tanımıştım. Divan Başkanlığı yapmıştı.

Bir daha görüşemedik…

Başbakanlık, Meclis Başkanlığı ANAP Genel Başkanlığı görevlerinde bulundu.

1993 tarihinde Ankara Kocatepe Mağazasının altındaki “Beğendik Mağazası”nı açtıktan sonra, dikkatimi çekti bir gün, yanında koruması, alışveriş sepetini kendi kullanıyor, alışverişini kendi yapıyor, tezgâh başındaki personel ile sohbet ederek isteklerini bildiriyor, kasada sıraya girip ödemesini yaptıktan sonra aracına yine alışveriş sepetini kendi sürerek gidiyor. Koruma polisi, sadece yanında yürüyor, hiçbir şeye müdahale etmiyor. Ettirmiyor çünkü…

Bir gün yine mağazada, acaba Kayseri’den tanır mı ki diye yanına yaklaştım…

“Merhaba efendim, hoş geldiniz” dedim…

Yüzüme baktı, gülümsedi, “Merhaba teşekkür ederim” dedi.

Devam ettim, “Ben İbrahim Pekbay, bir yardımım olur mu, bir isteiğiniz olur mu?” dedim. Yüzüme tekrar dönüp gülümseyerek baktıktan sonra…

“Çok teşekkür ederim, şimdilik bir şey yok,” dedi  yine gülümseyerek.

Sonra ekledi, “Seni tanıyorum, galiba Kayseri’densin değil mi?”

Hani derler ya, “Apıştım da kaldım” diye, telaşla “Evet efendim” dedim.

Sohbet devam ettik yürürken…

“Burada mısın?”

 

“Evet efendim, mağazayı açtığımızdan beri Ankara’dayım” dedim.

“Çok güzel, bazen kahveni içmeye gelirim” dedi ve ben yanında fazla durmanın rahatsızlık vereceğini düşünerek izin istedim ve ayrıldım…

XXX

 Yine bir gün…

Yukarıda ofiste otururken, aşağı güvenlikten telefon geldi…

“Yıldırım Akbulut bey sizi sordu, yanınıza geliyor” dediler.

Koşarak koridora çıktım, karşıladım, odama getirdim, kahvesini söyledim ve sohbet ettik.

Daha sonraları yine zaman zaman ziyaret eder, sohbet ederdik kahve içerken.

Bu dostuğumuz uzun zaman devam etti. Ne zaman yardım etmeye kalksak “Teşekkür ederim, benim alışveriş zevkim” dedi…

Bana göre gerçekten “İnsan” idi, devlet adamlığı bu kadar mı insanın üzerine yakışırdı.

Siyaset dünyasından bir çınar daha devrildi. Allah rahmet etsin, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilerim.

XXX

Bugünkü yazımı burada noktalarken, dudaklarımdan dökülen en son şey şu oldu…

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol

Birçok giden memnun ki yerinden

Çok seneler geçti, çok seneler geçti

Dönen yok seferinden”

Yahya Kemal Beyatlı’nın o meşhur şiirinin başı idi…

SESSİZ GEMİ…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —