Görüntülü bir haber düştü yerel basına. AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. İsmail Tamer “dördüncü” aşısını olmuş. “Allah kabul etsin!” Aşıyı da yine bir doktor olan Başkan Memduh Büyükkılıç yapmış.
Diyeceksiniz ki; “Ne var bunda?” Vallahi bir şey yok da ben ve eşim, “dördüncü aşıyı” vurulmak için Aile Sağlığı Merkezi’ne gittiğimiz de; “önce olabilirsiniz!”, “sonra Bakanlık kapattı olamazsınız!” dediklerinden garibimize gitti. Yani, “dördüncü aşı” olabilmek için illa milletvekili mi olmak ya da bir “torpil” mi bulabilmek lazım.
Dostumuz Tamer de, bize bir “kıyak geçse olmaz mı?” Ne dersiniz, Sayın Saylavım… Gelin bu fakire bir “torpil” geçin. Hem sizin gibi, basın huzurunda da aşı olmam. Gizlerim… Öyle ya, “kapınızı çalan” çok olur!.. Kusura kalmayın; “Hiç olmasa göstere göstere yapmayın!”
***
Basına düşen haber şu: “Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Toplantı Salonu’nda Başkan Büyükkılıç’ın ev sahipliğinde, Kayseri Valisi Şehmus Günaydın’ın başkanlığında gerçekleşen toplantıya AK Parti Kayseri İl Başkanı Şaban Çopuroğlu, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın ve Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan katıldı.” (Kayseri Gerçek Haber, 20.08.2021)
Sayın Valim, siz bir partinin değil, devletin yani hepimizin valisisiniz. Saygı duyarız, edebimizden sözümüzü çekerek konuşur ve yazarız. Toplantı da AK Parti İl Başkanının ne işin var? Ha, sorunlar için ayrım yapmadan, belediye başkanları ile toplantı yapabilirsiniz. Mesela, Mesela MHPli; Pınarbaşı, Sarız, Sarıoğlan başkanları da çağrılabilirdi. Ağzımızı açmayız. Ama sadece AK Parti İl Başkanı neyin nesi?
Yok, bu toplantıya, en azından TBMM’de grubu bulunan partilerin İl Başkanları’nı da davet etseydiniz ya da edilseydi, “amenna ve saddakna” der, yine ağzımızı açmazdık. Haddime değil ama sadece AK Parti İl Başkanının katıldığı bir toplantıya, katılmanızı doğru bulmam. Tabii, takdir sizin.
Bu tablo, AK Parti’nin çok eleştirdiği, acımasızca yüklendiği “Tek Parti Döneminin” günümüze yansıması… “Tek Parti döneminin” simgesi, “Partili-Vali” görüntüsünü acımasızca eleştirenler buna ne diyecekler acaba? İnanır mısınız AK Parti, eleştirdiği “erken Cumhuriyet döneminin” görüntülerini çoğunu, misli ile hayata geçirdi, geçirmeye de devam ediyor, 21.yy’ın ilk çeyreğinde.
Sayın Valim, Şükrü Karatepe’nin, “Tek Parti Dönemini” anlatan bir kitabı var. Umarım okumuşsunuzdur. Bir de “Mülkiyeli” olduğunuz için “Siyasi Tarihi” de iyi biliyorsunuzdur. 1950 öncesini “Tek Parti” dönemini de anlatırlar. Çok partili hayata geçtiğimiz 1950 sonrasını da… “Partili vali”ler, o dönemin simge isimlerindendir. Mesela, Ankara Valisi Nevzat Tandoğan… Kayseri’de de selefiniz Nazmi Toker…
Hocamız, kitabını, 1990’ların sonunda yayınlanmıştı. O dönemi şiddetle eleştirir. Son çıkan “Meydan” ile ilgili kitabında” da “Tek Parti Döneminin” Kayseri Vali ve Belediye Başkanını Toker’i, yani “selefinizi” yine amcasızca eleştirmişti. Yine bakalım Hocamız, bu tabloya ne diyecek? Bir de merak ediyorum, AK Parti dönemini nasıl anlatacak; nasıl yazacak. Umulur ki, bu dönemi de yazar, 1950 öncesini yazdığı gibi…
“Olmadı Vali Bey!” dememi de hoş göreceğinizi sanıyorum. Bakalım, muhalefetten bu konuda bir tepki gelecek mi? Yoksa sadece biz mi kaldık, “Kelaynak kuşu!” olarak?
***
Türkiye İstatistik Kurum (TÜİK) yılara sari, “Ölüm ve nedenlerini” yayınlardı Haziran ayında. Nitekim en son 2019 yılı verilerini yayınladı; yayının altında da şu bilgi notu vardı: “Bu konu ile ilgili bir sonraki haber bülteninin yayımlanma tarihi Haziran 2021'dir.”
Bekledik, Ağustos sonuna geldik, bu veriler hâlâ açıklanmadı. Haliyle 2020 yılı verileri bilinmiyor. Tabii, tepkiler gelince TÜİK, planlanan 2020 yılına ait “Ölüm ve Ölüm Nedeni” İstatistikleri verilerinin ileri bir tarihe ertelendiğini duyurdu. Gerekçe olarak da; "idari kayıtlardan üretilmekte olan istatistiklere ilişkin çalışmaların henüz tamamlanamamış olması sebebiyle" alındığı belirtildi.
***
Peki, gizlenen ne? Pandemi döneminde, “Covid-19”dan ölenlerin kompozisyonunun açığa çıkma korkusu mu? Siz ne kadar gizlerseniz gizleyin, dünya alem bunu biliyor zaten!..
***
Ekonomist Prof. Dr. Yalçın Karatepe Hocamızın köşesinde okudum: “…Dün Merkez Bankası (MB) kısa vadeli dış borç istatistiklerinin yayınladı. Yeni bir gelişme değil. Bu veriler düzenli olarak yayınlanıyor. Ancak dün açıklanan verilerde bir farklılık bulunuyor. MB hesaplamalarda ‘revizyona’ gitmiş. Diğer bir ifade ile daha önce yapmış olduğu hesaplamalardan vazgeçmiş ve yeni bir yöntem kullanmış.
Peki bu revizyon sonunda ne mi oldu? Veriler ‘iyileşti.’ Meğer bizim kısa vadeli dış borcumuz MB’nin daha önce söylediği kadar yüksek değilmiş. Mayıs’ta 189 milyar dolar olduğunu söyledikleri kısa vadeli dış borç Haziran’da yaklaşık 165 milyara dolara ‘indi.’ Oh! Bir rahatlama geldi ki sormayın. (Birgün, 20.08.2021)
***
Hocamızın rahatladığı gibi bir de biz rahatlasak olmaz mı? Mesela mı? Mesela, bireysel borçlarımıza da bir el atsa MB, bunların gerçek olmadığını, aslında daha düşük olduğunu bir açıklasa da rahat etsek.