Türkiye’nin temel problemlerinden birisi bu.
Yetkililer bilgisiz ve ilgisiz, Etkililer ise ne yazık ki yetkisiz.
Havadan paraşütle makam sahibi olanlar, koltuğa oturanlar, sözüm ona medyada boy gösterenler.
Türkiye son çeyrekte ciddi bir erozyona uğradı.
Devlet kurumları maalesef yandaşlarla dolduruldu.
Dünya görüşü nedeni ile de toplum adeta karpuz gibi ikiye bölündü ortadan.
YANLIŞ TANIMLAMALAR…
“Senden, benden” ve özellikle de siyasetin körüklediği farklılaştırma politikaları nedeni ile ortaya çok ama çok farklı bir tablo çıktı.
İnançlar, etnik kimlikler üzerinden yapılan ayrıştırmalar Suni-Şii-Alevi gibi farklı boyutlara taşınan konular toplamda uzlaşı kültürünü bitirdi.
Saygı-sevgi gibi konular ne yazık ki buram buram İslamiyet kokan bu topraklarda hoşgörüyü de bitirdi.
Yunus Emre’nin yıllarca bizlere rehber olan “Yaratılanı severim yaratandan ötürü” felsefesini el birliği ile iflas ettirdik.
NE KADAR YAZIK…
Türkiye’de son dönemlerde türeyen çok bilmiş tipler var.
Her konuda uzmanlar.
Yalakalıkta ve ukalalıkta sınır tanımıyorlar adeta.
Cehalet böyle bir şey olsa gerek…
TV’yi açıyorsunuz her kanalda onlar var.
Borazan gibi.
“Sahibinin Sesi” gibi konuşuyor.
Tek derdi yalanı, yanlışı doğru gösterip kamuoyu algısı oluşturmak.
Olmayanı olmuş gibi, yapılmayanı yapılmış gibi gösterip, gerçekleri saklamak ve sahibine şirin gözükmek.
Bilgisi yok ama fikir sahibi…
Vicdanı yok ama cüzdanı var ne yazık ki….
BİLMİYOR AMA AHKAM KESİYOR…
Ne tarih biliyor, ne siyasetten anlıyor, ne Dış siyasetle ilgili bilgisi, birikimi, donanımı var ama sanırsınız ki adam Tarihçi, Siyasetçi ya da Büyükelçi ya da bakan.
Havalar bir milyon.
Alıyor sazı eline çal babam çal.
Hep bildik provakatörce söylemler.
Kim gazı verirse onun borusunu üflüyor.
Pervane gibi, Rüzgar Gülü gibi.
Kimin kapısından sebeplenirse en iyisi onlar onun için…
MENFAAT DÜNYASI…
Peki böyle mi olmalı?
Nokta kadar menfaat için, insanlar virgül kadar mı eğilmeliler?
Hayatta her şey menfaat mi demek?
Doğrular menfaat uğruna feda mı edilmeli?
Yalanlar su gibi içilip, doğrular halının altına mı süpürülmeli?
Herkes makyevellist olup hedefe ulaşmak için her türlü alavere-dalavereyi kendisine kazanımları bağlamında mübah mı görmeli?
21. YÜZYILDA SINIFTA KALDIK
21. Yüzyılı anlatan en iyi cümle, "Cehalet eskiden de vardı ama hiç bu kadar özgüven sahibi olmamıştı."
Unutmayın; Felsefede, siyasette ve sanatta yenilikler ve keşifler, ezberlerin terk edildiği sınırlarda yapılır.
Ezberlerini terk etmeyenlerin keşfedeceği bir yenilik yoktur.