Menü Kayseri Gerçek Haber
İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY

Tarih: 01.10.2020 12:27

Bİ GÜLDÜM Bİ GÜLDÜM Kİ…

Facebook Twitter Linked-in

Canan Bayram…
İlk gazetecilik mesleğine başladığı günden beri tanırım.
Allah şahittir ki iyi yetişti, haberciliği, sayfa çizişi ile ustaların elinde yetişti. Spor, ilgi alanıdır ama
arada sosyal olaylara da girer, girmediği tek konu ya da “arada bir” girdiği konu siyasettir.
“Arada bir” ya da “Çoğu kez” beni zıvanadan çıkarttığı günler hariç, ne yalan söylemeli, severim
kendisini…
Yazı üslubu sert değildir, yumuşak gider ama…
Dünkü yazısının başlığını “Burası dağ başı mı?” diye atmış…
Dedim ya sakindir genelde, sertlik yanlısı pek değildir ama başlık ilgimi çekti, belli ki vitesten
atmış, yokuş aşağı son sürat…
Merak ettim, kim ola ki bu kadar kızdırmış bu çocuğu?
Yazısını baştan sona okudum, bitirince de bir düşünceye daldım dı ki, bir gülme tuttu, bir gülme
tuttu, sormayın gitsin…
Günlerden Pazar imiş, büyük bir gürültü ile uyanmış “N’oluyor” diye…
Galiba evinin karşısındaki bir binanın üst katı kompresörlü delici ile yıkılıyor muş.
Doğrudur, meret öyle bir ses çıkarır ki, başındaki bile dayanamaz, genellikle kulaklarını tıkar,
sadece gözleri görür.
Bakmış mahalleli camlarda, balkonlarda, sokaklarda tepki gösteriyor, elbette Canan’ın de tepesi
atmış, o tarafa doğru bağıra çağıra sesini duyurmaya çalışmış.
Kardeş, adam kendini duymuyor, seni nasıl duysun.
Eşi sarılmış telefona, önce polisi aramış…
Polis “Zabıtanın görevi” demiş…
Sonra belediyeyi aramış… Telefona çıkan memura laf anlatmak ne mümkün müş…
“Uyuşuk, umursamaz, dinlemez, mesaide ama tam Pazar moduyda uyuyor…” muş hala.
Sonra “Kısaca konuyu anlatıp zabıtaya aktarmasını” istemiş de adam “Önce bana anlat” demiş
miş… Anlatıyor muş, anlamıyor muş, kim olduğunu soruyor muş “Vatandaşım” diyormuş ama bir
türlü laf anlamayınca…
Yüksek perdeden “Yeterrrrr” diye bağırıp telefonu kapatmış…
Vatandaşın hemen her gün yaşadığı olaydır bu ve telefona ilk çıkan bu kişiler, tam bir ukala ve
vurdumduymaz insanlardır. Hele kendini bir şey sana makam sahiplerinin “Sekreterya” görevini
yapanlar…
Örnek veriri bir daha ama şimdi konumuz bu değil.

İşin garip tarafı, bunları denetleyen de olmaz, olsa da bir işlem yapmazlar. Sen telefonun öteki
ucunda debelen dur… Hatta otomatik olanları da var ki adamı çileden çıkartır.
Bu kez Canan eline almış telefonu, zabıtadan bir müdürü aramış, anlatmış, sonuç alamamış…
Ardından Başkan Palancıoğlu’na mesaj atmış, görüntüyü de göndermiş.
Başkan da sağ olsun (!) aramış, derhal baktıracağını söylemiş, zabıta gelmiş, zabıt tutmuş ve
gitmiş ama faaliyet durmamış ki, devam etmiş…
Bu kez sokağa çıkmış, oradan seslenmiş, olmamış, bir kenarda oturan adam görmüş varmış
yanına “N’oluyor” gibisinden sormuş, “Pazar günü bu saatte olur mu” gibisinden, cevabını da
almış…
Adamlara işlemi yapmak için saat vermemişler ki, onlar da biran önce işlerini bitirip gidecek tabi,
gürültü dertleri mi?
İşlerini bitirip gitmişleeeer…
Yani Canan kardeş ve mahalle komşuları, Pazar gününü kendilerine zehir edenlere karşı bir şey
yapamamışlar da Canan yazı yazmış, “Burası dağ başı mı?” diye haykırıyor…
İlahi Canan, ilahi Canan, ilahi…
Ben sana ne diyeyim, önce üzüldüm ama sonra bir gülme tuttu beni, bir gülme ki sorma gitsin…
Kardeş…
O bölge Melikgazi Belediyesi sınırları içinde ve Başkanı da Palancıoğlu… Ulaşmışsın, anlatmışsın
ve “Hemen ilgileneceğini” söyleyerek zabıtayı göndermişi zaptını da tutturmuş, gelip de kendisi
“Hooop, ne iş” diyecek hali yok, sana Pazar da ona Çarşamba mı?
Millet huzursuz iken onun da “Huzursuz” olmasını gerektirecek bir durum yok ortalık yerde. Alt
tarafı bir gürültü, Pazar günü azcık dişinizi sıksanız n’olur ki?
Pazar günü istirahat halindeyken belki de “Fesli deli”yi düşünüyordur, “Erkenden de gitti yazık
oldu” diye…
Belki daha başka şeyler…
Şunca zamanın gazetecisin…
Üstelik gerçek usta gazetecilerin yanında yetiştin olgunluğa eriştin, şimdi sen “Eğiten” oldun,
senden sonraki kuşaklara “AKP iktidarını” anlatırken böyle mi anlatacaksın onlara?
Dedim ya, “çoğu kez beni zıvanadan çıkarır ama severim” diye…
Bu kez zıvanadan çıkarken, aynı zamanda bu gülme krizine girmemin gerekçesi ne ola ki diye
düşündüm durdum..
Böyle bir olayın aktarılmasına gülünür mü?
Tepki verilir ama ben vermiyorum bir türlü.
Sonra buldum neden tepki veremediğimi.
Var say kı tepki vereceğim de kime?
Şimdi “Başkan” sıfatıyla görev yapan Palancıoğlu’na mı?
Hadi len oradan…

XXX
DOSTUNU SÖYLE, KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM…
Bir haber düştü haber kanallarına.
ABD’de iki başkan adayı, her zaman olduğu gibi bir TV kanalında bir araya gelmişler ve kozlarını
paylaşmışlar…
Olan şu…
Biden, 2015 yılında kanserden ölen oğlu Beau hakkında konuşurken, Trump araya girerek
Biden’ın diğer oğlu Hunter’ın kokain kullandığı haberlerini gündeme getirmiş.
Joe Biden da Trump’ın saldırısına karşı, “Benim oğlumun da birçok ABD’li gibi bağımlılığı var. Ve
bu bağımlılığı ile mücadele ettiği için onunla gurur duyuyorum” demiş. Biden oğlunun ABD için
savaştığını söyleyince Trump da buna şaşırdığını söyleyerek,
“Ben Beau’yu bilmiyorum ben Hunter’ı biliyorum” diyerek tartışmayı belden aşağı taşımış…
Hani bir söz var, “Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim” denir…
Onca söze rağmen neden “İyi dost” olduklarını daha iyi anlıyorum…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —