Menü Kayseri Gerçek Haber
İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY

Tarih: 28.04.2021 13:01

BAYDIN… BAYDIN… BAYDIN…

Facebook Twitter Linked-in

Baydın…

Vallahi de baydın billahi de baydın…

Aslında ele verir talkını (Telkini) kendi yutar salkımı denilen aynı budur.

Şu ABD Başkanlarının her yıl 24 Nisan günü bi strese girmeleri, bi telaşlanmaları, ne söyleyeceklerine bir türlü karar verememeleri gerçekten komedi ötesi bir komedi…

Küçük bir hatırlatma, “Baydın” dediysem, ABD Başkanının adının söyleniş şekli bu, yazılışı “Biden” oluyor…

İşte bu Baydın Efendi de bu sene 24 Nisan’da yine bizi baydı yani…

Yahu…

Sen önce dön, kendi geçmiş tarihine, yakın tarihine bir bakıver bakalım, “Ben büyük ve güçlü ülkeyim” kasıntısı içinde yaptığın soykırımları, vahşetleri bir gözden geçir.

Amerika kıtasını keşfettiniz, yerli halkı yok ettiniz…

Hiroşima’ya ve Nagazaki’ye atom bombası attınız…

Kore’de vahşetinizi gösterdiniz, bizim askerimiz olmasaydı vahşetin dibine vuracaktınız.

Vietnam’da sergilediğiniz vahşet daha unutulmadı, girdiniz bataklığa saplandınız, zor çıktınız.

Afganistan’ı bizzat karıştırdınız, önce terör örgütüne destek verdiniz, sonra onları yok etmek için halka zorbalık yaptınız…

Irak ile İran arasına girdiniz, onlar savaştı, siz silah sattınız kar elde ettiniz hayatını kaybeden insanlar üzerinden.

Irak’a “Kimyasal silahları var” diye sefer açtınız, ben şahsen ve bizzat şahidim ki, Irak halkına yapmadığınız eziyet kalmadı, üstelik sömürdünüz, halen de sömürmeye devam ediyorsunuz…

Ortaya “Büyük Ortadoğu Projesi” diye bir masal attınız, AKP hükümeti de sazan gibi düştü, “Eş Başkanı” oldu, Suriye’yi karıştırdınız, yetmedi yanınıza bizi de kattınız, kabak bizim başımızda patladı, Suriye halkı ise yoksullukta dip yaptı.

Yetmedi, 3,5 milyon insan Türkiye’ye sığındı, beş kuruş yardım yapmadınız, başımıza kaldılar.

Sözüm ona “Mülteci” sıfatında ülkemizde bulunuyorlar ama, dini bayramlarda ülkelerine gidip geri geliyorlar, nasıl bir “Mültecilik” ise anlamadık…

Ülkemizin güney sınırına PKK terör örgütünü yerleştirme gayretiniz, orada “Kürt devleti” diye akla ziyan projenizi gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. Olmayacak duaya âmin diyorsunuz.

Ne var ki Baydın Efendi, artık gerçekten baydınız yani.

Size resmi ağızdan verilen tepki, ülke genelinde halkın verdiği tepki ile aynı değil.  Sakın ola resmi tepkiye bakıp da bıyık altından gülümsemeyin. Esas tepki halktan var size ve o tepki bir gün sizin başınızda su testisi gibi patlayacaktır, bilesiniz… Elbette devlet adamlarının yönettiği ülke sıfatıyla…

XXX

Geçtik…

Emeklilere 100 lira bayram ikramiyesi zammı yapıldı ve bayramda 1.100 lira ikramiye alacaklar.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, zammı açıklarken, “Enflasyon oranında” zam yaptıklarını açıkladılar…

Elbette biz Muz cumhuriyetinde yaşadığımız için, oranın enflasyon oranı yüzde 10, dolayısıyla zam da bu orana göre 100 lira.

Eğer Türkiye’de yaşasaydı emekliler, en az yüzde 16 altı, gerçek enflasyon rakamına göre ise en az yüzde 30 zam olması gerekiyordu.

Yani, en az 1.160, gerçeği ise 1.300 liradan aşağı olmazdı…

XXX

Geçtik…

Olması gereken, ama ekonomik olarak güç yetiremedikleri için geciktirdikleri ve ülkeyi Corona-19 ile mutasyonlu virüsüne tümden teslim ettikleri ülkede “Tam kapanma” kararı aldılar…

Evet, gerçekten olması gerekiyordu…

Açıklanan “Tam kapanma” da aslında “Tam” değil, devletin güçsüzlüğüne bağlı olarak kısıtlı olanaklar çerçevesinde “Tam gibi” kapanma oldu.

Gerçekten “Tam kapanma” kararı alınmış olsa, ortaya çıkacak ekonomik sorunların da bu süreçte devlet tarafından karşılanması zorunlu idi.

Henüz bu konuda bir açıklama yapılmadı, bakıyoruz n’olacak…

Ancak yine “Komedi gibi” diyeceğimiz bir konu var alınan kararın içinde…

Açıklamalara göre 17 Mayıs sabah saat 05.00’a kadar içki satışı da yasaklanmış.

Gerçekten gülmemek için kendimiz zor tuttum haa..

Yasak, bana IV. Murat’ı hatırlattı…

O da tütünlü mamulleri, kahveyi ve içkiyi yasaklamıştı. Gerekçesi ise ilginç idi…

“Yasağın nedeni olarak 1630'ların başındaki büyük İstanbul yangını olduğu bilinir ve yangın sonrası çıkabilecek bir ayaklanmaya karşı tedbir olarak İstanbul'daki kahvehaneler yıktırılır.

Tütün içenlerin ise öldürülmelerine dair fetva çıkarılır. Tütün içenlerden orduya mensup kişiler tespit edilince eli, ayağı kırılıp boyunlarının vurulduğu da olduğu söylenir. Ayrıca meyhane ve kahvelerin Yeniçeri ve isyancıların toplanma mekânı haline gelmesi padişahı düşündürmüş. Yasak, kaybolan devlet otoritesinin de bir nevi tekrar tesisinin bir göstergesi olacaktı. Padişah kendi yasağına ne derece uyulduğuna bağlı olarak otoritesini ölçtü. Bu nedenle yasak çok katı bir şekilde uygulandı.” (Bu bilgi alıntıdır)

İşte benim “Komedi” olarak güldüğüm ve sormak istediğim şey şu…

Sokağa çıkma yasağına rağmen, zincir marketleri Pazar hariç açık tutacaksın, oraların raflarında içki bulunacak, peyniri alacaksın ama peynirin yanına yakışan Rakı yasak olacak…

Neden?

Ramazan ayında orucunda, ibadetinde, duasında olan kişiler, yine bu ayda tutmasalar bile saygı gereği içkiden uzak duranlar var. Onlar için içki zaten sorun da değil, zorunluluk ta değil…

Peki, içmek isteyen olursa o kişilere “Yasak” neyin nesi?

İlk rakısını 4 yaşında yudumlamış birisi olsam da, içkici değilim, yıllardan beri içmem, içtiğim zamanlar da iyi içici idim o da başka ama…

Kardeşim, hangi gerekçe ile yasaklıyorsun, onu da açıklasana…

Şimdi ben bu satırları yazınca, içki savunucusu olduğum anlaşılabilir…

Asla…

Öyle bir düşüncem olmadı, olmaz da…

Elbette bugün IV. Murat’ın gerekçesine benzer bir gerekçe yok. Yasal da değil, o zaman “İçki yasak” uygulamasının gerekçesi ne, merakım bu…

Elbette benim bu sorumu dikkate alıp da cevaplayacak değiller. Madem sorduk, cevabını da kendimiz verelim o zaman.

İçki yasağı, tam bir gündem değiştirme çabasında öte bir şey değil. Yine televizyonlarda tartışacaklar, yine benim de yazdığım gibi yazacaklar, gündem yine ötelenecek ne faydası varsa…

Çünkü milletin gündemi “İçki yasağı” değil, olmaz da…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —