Türkiye son derece kritik bir süreçten geçiyor.
Gün geçmiyor ki gündeme yeni bir bomba düşmesin.
Açılım-saçılım sürecinin yeni versiyonundan sonra şimdilerde yeni bir devlet kurmak için yapılan sözüm ona din soslu toplantının yansımaları epey tantanalı oldu.
Bugün kendisinin başta devlet adamlığı vasfı olmak üzere Türkiye ve dünya gerçeklerine dair deneyimleri ile köşemizde Eski İçişleri Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan'ı ağırlıyoruz yeniden.
Engin bir tarih bilgisi var.
Açıklamalarında hep tarihten örnekler veriyor.
Ülkemizin önemli değerlerine atıflarda bulunuyor.
Meselelere hamasi söylemlerle değil ülkemizin çıkarları doğrultusunda tam bir Devlet Adamı yaklaşımı ile mesajlar veriyor.
Özellikle son dönemlerde ısrarla ve inatla şunu söylüyor Tantan:
“Bu yurt bizim sahip çıkacağız!”
Tehlike ortada gören gözler için.
Bakın neler söylemiş sayın Tantan son dönemdeki olaylara dair?
TÜRKİYE GÜCÜNÜ İNKAR EDİYOR…
Orta Doğu’da yaşanan olaylar sonrasında özellikle Suriye’de yaşanan gelişmeler üzerinde önemli tespit ve uyarılarda bulunan Tantan, Suriye ve sınırlara dair en çok karar hakkının ülkemiz olmasına rağmen değişik ülkelerde yapılan toplantılarda Türkiye’nin bulunmamasının ve bölgenin başka ülkelerce işgal edilmesinin ne kadar büyük bir tehdit ve tehlike olduğuna değinerek bu konuya dair bakın neler neler anlatıyor?
“Türkiye’nin bölgesel gücü her geçen gün biraz daha ortaya çıkmaktayken bunun arka planında derin Türk tarihi olduğunu unutmamak gerekir.
ABD’nin İsrail’in güvenliği için dünyayı karşısına alırken; bunun ardında Trump’ın Türkiye’yi bölgede İsrail’in güvenliğini sağlayacağına duyduğu güven ve düşüncenin olduğu gayet açıktır.
Türkiye bölgesel lider olarak bölgede kalıcı barış ve istikrarı sağlayabilecek tek güçtür.
Suriye’de Büyük Selçuklu’nun Amanos Dağları’dan Golan Tepeleri’ne kadar yerleştirdiği Türk aşiretleri bugün Araplaşmış gibi görünse de Türkiye’den bağımsız hareket edemez.
Colani’nin Golan’daki bir aşiret mensubu olduğu gözetildiğinde ve diğer Türk aşiretlerinin zaman içinde bölgeye yayılmış olması sebebiyle günümüz Suriyesini, Lübnan’ı, Irak’ı Arapça konuşan bir Türk devleti olarak görmek gerekir.
Bu durumda; Lübnan’ın, Suriye’nin, Irak’ın Türkiye ile hukuki statüsünün yeniden tanzim edilmesi açık bir gerekliliktir. 1921 Ankara Antlaşması ile Suriye’de, 1926 Ankara Antlaşması ile Irak’ta garantör ülke konumunda bulunan Türkiye’nin daha kapsamlı bir statü ile bölgedeki Türkmen varlığını koruma altına alması gerekmektedir. Lübnan’ı, Suriye’yi, Irak’ı Türkiye’nin bir parçası olarak konumlandırmak ve bölge ülkelerinin içinde olacağı bir kalkınma hamlesini ortaya koymak tarihi bir sorumluluktur.
MEB’in “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında oluşturduğu İhtisas Komisyonları’ndan “Milli Şuur Komisyonu”, “Milli Kalkınma Hamleleri Komisyonu”, “Kültür ve Gönül Coğrafyamız Komisyonu” bu konuda ortaya kapsamlı bir akademik görüş ortaya koymalıdır.
Emperyalizmin bize dayattığı değil; Osmanlı’daki eyalet sisteminin günümüze nasıl uyarlanabileceği ve milli kalkınmamıza katkı sağlayabileceğini, Türkiye’nin maruz kaldığı iç ve dış tehditleri nasıl aşabileceğimizi çok boyutlu olarak tartışmak ve milli bir birliktelik çerçevesinde hareket etmek mecburiyetindeyiz.
Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’i, Nizâmülmülk’ün Siyasetnamesi bugün devlet yönetiminde halen geçerli eserlerdir. Türklerin devlet yönetme becerisi, teşkilatlanması, Büyük Selçuklu’nun ve diğer Türk devletlerinin tecrübeleri günümüzde değerini korumaktadır. Türkiye karşısındaki tehditleri bertaraf edecektir.”
SURİYE'DE İSTİKRARSIZLIK...
Türkiye'nin başına en büyük sorun bu.
BOP ile Suriye'de ki istikrarsızlık en büyük tehdit.
Bu konudaki tespit ve uyarıla da şu şekilde Tantan'ın:
"Suriye’de yönetimin halk oyuyla seçilecek bir yönetime devredilmediği her gün bölgemizdeki istikrarı tehdit etmektedir.
Mevcut lider Colani’nin siyasi bir figür olarak sahneye sürülmesi Türkiye açısından bazı riskler teşkil etmektedir.
Bu şahsın günlük menfaatlerine göre hareket ettiği, ülkeyi kontrol edebilecek kapasiteden yoksun olduğu ve Türkiye için güvenilir bir lider olmadığı açığa çıkmıştır.
Suriye’nin El Kaide benzeri örgütlerin oyun sahasına dönüşmesi sadece ülkemiz için değil aynı zamanda dünya için de ciddi bir tehdit teşkil edecektir.
Mevcut durumda Türkiye; dost, kardeş, komşu Suriye halkının özgür iradesini yansıtan demokratik bir yönetimin göreve gelmesi için halk oylamasının yapılmasını desteklemeli ve bölgedeki terör unsurlarının etkisiz hale getirilmesi için Türkiye’nin kararlılığını net bir şekilde deklare etmelidir. Coğrafyamızda Türkiye’ye rağmen politika icra edilemeyeceğini, Türkiye’nin karar merciinde olduğunu ortaya koymalı, kendini büyük olarak adlandıran devletlere bu bölgenin hakiminin Türkiye olduğu ve Türkiye’ye rağmen politika icra edilemeyeceği hatırlatılmalıdır."
DERS ALMAMIZ GEREKİYOR!...
Bakın hangi tespitte bulunuyor Tantan Dünya'da ki gelişmelere dair;
Riyad’da gerçekleşen ABD-Rusya görüşmelerinde Ukrayna’ya söz hakkı bile tanınmaması küresel aktörlerin politikalarına yenik düşen devletlerin akıbetini gözler önüne sermiştir. Zelenski’nin ABD yardımlarını Arnavutluk ve diğer ülkeler üzerinden şahsi menfaatine kullanması Trump’ın Ukrayna’nın doğusunu Rusya’ya bırakmasını kolaylaştıran bir faktör olmuştur.
ABD- Rusya arasındaki görüşmeler doğrudan Trump-Putin görüşmelerine dönüşmüş ve diğer faktörler devre dışı kalmış durumdadır. Türkiye’yi yönetenlerin ve yönetmeye talip olanların milli kimlikli politikaya sahip olması gerektiği bir kez daha ortaya konulmuştur.
Türkiye’yi küresel güçlerin politikalarına boyun eğerek yönetmeyi düşünenlerin Zelenski’nin düştüğü durumdan ibret alması gerekir. Türkiye; küresel güçlerin tuzaklarına düşmeyecek, kanla kazandığı bağımsızlığından taviz vermeyecektir. Bunun teminatı yüce Türk milletidir.”
SİYASETİMİZDE KISIR DÖNDÜ...
“Erken seçimin sonuç ne olursa olsun Türkiye’nin önünü açacağı kanaatindeyim.” şeklinde konuşan ve ülkemizin en önemli sorunlarından birisinin siyasetteki kısır döngü olduğuna da işaret eden Tantan'ın bu konuya dair tespit ve uyarıları da dikkate alınması gereken en önemli konu başlıklarından birisi.
Diyor ki Tantan:
"Modern ülkeler geleceklerini temin altına almak için teknoloji, sanayi, bilim yarışındayken ülkemizdeki kısır tartışmalar geleceğimizi tehdit etmektedir.
Ehlileştirilmiş aydınların, sözde uzmanların televizyon programlarında ahkam kesmeleri, liyakate riayet edilmemesi, iktidar ve muhalefet arasındaki kayıkçı kavgaları, günlük çıkarlara dayalı ucuz politikalar sürdüğü müddetçe teknolojide, sanayide, bilimde potansiyelimizi yansıtamayız.
Türk siyaseti kısır bir döngüye hapsolmuş, halkın ihtiyacına cevap verecek politikaları üretemez hale gelmiş, Türk kimliğine yönelik saldırılara karşı sessiz kalmış, ekonomik sıkıntılara çare bulamamış, kutuplaşmayı engelleyememiştir.
Bunun ana sebebi derinlikten yoksun politikacılardır.
Türk siyaseti yeni bir sayfa açmalı, köhne zihniyetlerden arınmalı ve Türk kimliği etrafında birleşmelidir. İsimlere değil; sisteme, liyakata dayalı bir temel kurulmalıdır.
Halk iktidardan da muhalefetten de memnun olmasa da seçenek yoksunluğu siyaseti kısır bir döngüye hapsetmiş ve halkı az sayıdaki alternatiften birisini seçmeye mecbur bırakmıştır.
Bu girdabı aşmak için Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerine bağlı, Türk kimliğini merkeze alanların ortaya birliktelik koymasına gereksinim vardır. Türkiye çok büyük ve güçlü bir ülkedir.
Ülkemize yönelik küresel saldırılar ancak birlik, beraberlik ve stratejik akıl ortaya konularak bertaraf edilebilir.
Erken seçimin sonuç ne olursa olsun Türkiye’nin önünü açacağı kanaatindeyim.”
TÜRKİYE ATILIM YAPMALI…
Ülkemizin son dönemde başta bilim, sanayi, teknoloji, sanat, spor olmak üzere bir çok konuda gerilerde kaldığına dikkat çeken Tantan’ın bakın bu konudaki uyarısı ve önerisi ne?
“Kurumların müstakil olarak gerçekleştirdikleri projeler bütüncül bir yaklaşımla ele alınmadıkça beşeri ilişkilerle ilerleyen projeler ülkemizi arzu edilen hedeflere ulaştırmaya yeterli olmayacaktır. Kamu ve özel sektör işletmelerinin bilgi, birikim ve tecrübelerini kollektif bir anlayışla ele alıp; birbirlerinin eksiklerini tamamlayabilecek bir sisteme ihtiyaç vardır.
Türkiye’nin bilim, sanayi, teknoloji, sanat, spor alanlarında yeni bir anlayışla atılım yapması zaruridir.
Türkiye’yi dış politikada sıkıştırma gayretinde olanların argümanlarına karşı bireysel çalışmalardan ziyade bu çalışmaları birleştiren ortak bir çalışma ortaya konulmalıdır.
Türkiye’nin karşısındaki tehditleri birlik ve beraberlikle aşmak mümkündür.”
ATATÜRKLE SORUNLU ZİHNİYET...
Bakın ne diyor Tantan?
"Mustafa Kemal Atatürk’le sorunu olan zihniyet emperyalizmin oyununa tutsaktır.
Türkiye, Atatürk’le sorunlu siyasi zihniyeti sandığa gömecek ve yoluna devam edecektir.
Teğmenlerin TSK’dan ihraç edilmesi siyasi bir karardır.
Orduya siyasetin sirayet etmesi, dış politikanın iç politikaya alet edilmesi devlet geleneğine, bekamıza zarar verir.
Bu yanlışa imza atılmaması için toplumun büyük bir bölümünden gelen çağrılara kulak tıkayanlar TSK’nın hepimizin ortak değeri ve ülkemizin gözbebeği kurumu olduğunu yok saymıştır.”
BU YURT BİZİM SAHİP ÇIKACAĞIZ!
Son söz mü.
Sadetten Tantan’ın söylediği gibi.
Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Başka söze gerek var mı?