Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 05.05.2022 12:44

BAHAR YAĞMURLARI!..

Facebook Twitter Linked-in

Bu bayram uzaklardayız… Uzaklarda da olsak, Kayseri’nin siyasi havasından uzak da kalsak, mevsimsel havasını takip ediyoruz, meteorolojiden… Zira, sayılı günler var önümüzde… Hava iyi gidiyor… Korkutucu soğuklar yok… Mevsim yağışları fena değil… Dedim, birkaç “sayılı günümüz” kaldı; “Mayıs yedisi” gibi. Bunlar da soğuk vurmazsa, Hisarcık’ta meyve fena olmayacak…

***

Tabii, yağmurla birlikte karlar da eriyor… Sel ve taşkın tehlikesi her an mevcut. Taşkın kanallarına dikkat etmek gerekir.  Derelerden, arklardan su akmaya başladı. Sağ olsun komşumuz “Kazım efendi ve oğlu Ahmet!”, bahçeyi sulamış, kuyu ve depoları doldurmuş, “Kıranardı argından” gelen bahar suyu ile…

***

Kuyu, depo diye dudak bükmeyin. Bizimkisi en küçüklerden sayılır… Dört yüz, beş yüz tonluk mahzenler var, bu yörede. Ama tamamına yakını atıl… Derdim, bunların işlevsel hale getirilmesini sağlamak, ilgilileri uyarmak… Ama “kös dinlediklerinden” ne ellerindeki varlığın ve ne de gelmekte olan “susuzluğunu” farkındalar…

***

Bizimkisi Nereden baksanız kırk tona yakın su… Yılda üç kez doldurabilme imkânı bulsak, bir sezonda 120 ton su… İyi su… Bununla çayır, çimen, çiçekleri rahat suluyoruz… Bu, aynı zamanda 120 ton, şebeke suyundan tasarruf demek… Sanırım, ne demek istediğimi KASKİ anlıyor!..

***

Mesela, iki kuyum daha var ama su tutmuyor… Bunlarda takribi, 40 tona yakın… Ama yaz suyuna güvenemediğim için tamir ettirmiyorum. Değmez, diyorum… Aslında, kuyu tamir edecek usta da kalmadı… Öyle ya, mevcut kuyular/mahzenler aktif halde olmayınca, battal olunca, “işlevi anlaşılmayınca” haliyle onlar da ölüme terk edildi… Su arkları da ortadan kalktı…

***

Daha otuz-kırk yıl öncesine kadar Erciyes eteklerinde bulunan bağ kuyu ve mahzenleri ya akarsularla ya da, özellikle “kıraç bağlar”da kar ile doldurulurdu… Bunlar içme ve kullanma suyu olarak kullanılırdı… Bağlara, 1970 sonrası içme suyu gelince kuyular da kaderine terek edildi… Kimi yola gitti, kiminin üzerine ev yapıldı, kimini de bağcılar kapattı…

***

Oysa özellikle arkların açık tutulması gerektiğini neredeyse otuz yıldır yazarçizerim ama belediyelerin bir kulağından girdi, diğerinden çıktı. Bir türlü anlatamadım, arkların ve kuyuların değerini… Bir kez daha anımsatıyorum, tam da zamanı… Özellikle Erciyes eteklerindeki belediyeler, -Hacılar, Melikgazi ve Talas belediyeleri-, eskiden olduğu gibi, boşa akıp giden bahar suları ile kuyu ve mahzenlerin doldurulmasını teşvik etmeli; yardımcı olmalı…

***

İnanın; Hisarcık, Kıranardı ve Hacılar ile eteklerindeki bağlarda bulunan atıl kuyu ve mahzenlerin kapasitesi, Tekir Göleti kadar değilse, bir şey bilmiyorum. Bu işi yani hem arkların aktif hale getirilmesini ve hem de depoların doldurulmasını, bir proje dahilinde ele alıp buraları fonksiyonel hale getirmek gerekir…

***

Bu, sözgelimi “bir-iki milyon metreküp” depolama kapasitesi yaratmak demektir… Ayrıca, yeni yapılan bağ evlerinde, parsel büyüklüğüne göre, bir “sarnıç” zorunluluğu getirilmeli…  Bunlar yağmur suları ile rahat doldurulabilir. Hatta kar ile takviye edilebilir…

***

Biliyorum, buna başkanlar ve alt kademedekiler dudak bükecek… Ama dudak bükenler, gelen felaketten de haberinde olmayanlar olduğu da muhakkak… Ama ben yazacağım…

***

İnanın, bu havzada hazırlanacak bir proje, “Çevre Fonları”ndan “fonlanır” da… Maalesef bunun da farkında değil, belediyelerimiz. Bağcılar da bunun bilincinde olmayınca, “susuzluk” da kaçınılmaz olacak, yakın gelecekte…

***

Toparlayacak olursak, kadim su arklarını aktif hale getirmek, “kuyu” ve “mahzenlerin” bahar suyu ile doldurulmasını teşvik etmek, yeni ruhsatlarda parsel büyüklüğüne göre bir “sarnıç” öngörmek kaçınılmaz bir hal almaya başladı…

***

Bir konuyu, “kabak tadı” da verse, tekraren anımsatmak istiyorum… Biliyorsunuz, Tekir Havzasında, Koçdağı tarafında yapımı biten ama yapıldığından beri bir türlü su tutmayan “Kıranardı” ya da “Öküz Çukuru Göleti”nin sızdırmazlık ihalesi geçtiğimiz güz yapılmıştı. Bu bahar başlanacaktı, yapımına…

***

Avuç içi kadar bir “su yapısının” sorununu, bittiğinden beri gideremeyen DSİ 12. Bölge Müdürlüğü hiç umursamadı… Öyle ya, “dünya yansa içinde bir bağ berdileri” yok… Tabii, gerek Büyükşehir, gerek Melikgazi Belediyeleri ile gerekse KASKİ, işin farkında değil… Yetkililer, yaklaşık 1,5 milyon tonluk rezervin ne anlama geldiğini bilmiyorlar, defalarca uyarmamıza rağmen…

***

Yapılacak şey şu: Belediye Başkanları bu günden tezi yok, işi, gündemlerine almalılar onarım işini. Olası bir “teminat yakma” durumunda yani yüklenici “işi bıraktığı” anda müdahil olup, derhal, yasal süre içerisinde - ki, bilenler yirmi gün olduğunu söylüyor-, ihaleye çıkılması için DSİ’ye baskı yapmalı… Tabii, söz geçirecek kadar siyasal güçleri varsa… Yine tekrar ediyorum, iş bitmiş bitmemiş, DSİ’nin umurunda değil…

***

Yoksa bir iş bırakma sonunda yapım, bir sonraki seneye kalır… O taktide “Allah kerim!” kim ölür kim kalır, “Allah bilir!”. İnanın, çok iktidar gördüm, çok olayın tanığıyım… Bu kentin sorunlarına kayıtsız kalan bir siyasi ekip görmedim. Yazıktır, günahtır.

***

Yerel iktidar mensupları bunu beceremediler. Vali Bey, buna bir el atsa mı acaba? Ne dersiniz Sayın Valim? Gelin, bu işe müdahil olun!..

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —