Bahar geldi… Onlarca şarkı ve türkülere konu olan bahar… Peşinden de yağışlar… Politikacılar kuru sıkı atmaya; “Halep’te kırk arşın atlamaya!”, devam etsinler, baharın geldiği bir gerçek... Doğanın canlanmaya başladığı da… Ama politikacıların atıp-tutukları bir gerçek mi? Bilemiyorum.
***
Her yıl bu günlerde bahara adım atarız. Doğada ki, döngü böyle. Politikanın değişmeyen döngüsü de “Vatan, Millet, Sakarya!” üzerine…
***
Gücük, zemheri ve karakış, neredeyse üç ay kurak ve soğuk geçti. Nasip böyleymiş… Üç gün önce Mayıs’a girdik, bereketli yağışlar da peşinden geldi. Buna, “kırk ikindi yağmurları” da diyorlar. Evvelde uzun sürerdi, bakalım bu sezon kaç gün sürecek.
***
Yükseklere az da olsa kar, düştü…Büyükler boşuna demiş galiba;“Dağlar karını Mart’ta alır!” ya da “mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır!”
***
Bu sefer tutmadı bu öngörü. Zira, kurak geçti. Politikacılar da herhalde, karını iktidara gelince alıyor. Bir kısmetsizlik var orta yerde? Kabahat kimde? Bilemiyorum… “Bina ile zina çoğaldı!” da ondan mı? Onu da… Öyle ya, “geleneğe” bağlı ulema öyle diyor ve kitapta da yerini gösteriyor.
***
Allah’tan, “asker kaçağı İsmet Paşamız!” iktidarda değil. Yoksa hemen yapıştırırlardı yaftayı; “Geldi İsmet, kesildi kısmet!”
***
Yine eskiler derler ki, “Politikacının karısı dul, parası pul olur!”. Oysa, seksenine merdiven dayadık, altmış yıldır siyaset ile ilgimiz var, dostlarımız kusura kalmasınlar; bu süreçte, “parası pul, karısı dul olan”, siyasiye çok az rastladım.
***
Yine anlatırlar; maymunla politikacı arasında ki tek ortak özellik şuymuş: Yükseldikçe ikisinin de kıçları daha iyi gözükürmüş. Tabii, hepsi için geçerli değilmiş. Bazıları için geçerliymiş… O nedenle, pek alınmasınlar.
***
Gençler bilmez, belki babaları da... Eskiden CHP’liler, İsmet Paşa’yı överken; “Paşamızın arkasında İstiklal Harbi; Menderes’in ise, terzi İzzet’in (Ünver) ceketi var!”, derlerdi. Tabii, İstiklal Harbi’ni çoktan unuttuk. Terzi Ünver hiç mi hiç hatırlanmaz oldu.
***
Ünver, çoğu ünlü gibi, Menderes’in de terzisiymiş. Bu yakınlık sonucunda, İstanbul Elmadağ’da, Divan Oteli’nin yanında bir arsa sahibi olmuş … Hatta kredi de verilmiş, otel yapması için… Meşhur, Ünver Oteli bu otel. Sanırım burasını, daha sonraları Koç Grubu satın almış ve Divan Oteli’ne katılmış.
***
Biliyorsunuz, Divan Oteli son yıllarda, Gezi olaylarınedeniyle gündeme geldi. Polis copundan, biber gazından, tomadan kaçanların bir bölümü bu otele sığınmıştı.
***
Evet. İsmet Paşa’nın arkasında “İstiklal Harbi”, Menderes’in arkasında “Terzi İzzet’in ceketi” var. Peki, Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in arkasında ne var?
***
İsterseniz, bir az gülümseyelim, bir politikacı fıkrası verelim. Birkaç kez vermiştim, bu sütunda:
- Geçen seçimlerde ölen siz miydiniz, yoksa babanız mıydı?
Sormaya devam etmiş:
- Geçen seçimlerde öptüğüm siz miydiniz yoksa ananız mıydı?
***
Politikacılar, fakir-fukara, garip-guraba haklarını korumak, kollamak onların hayat seviyesini yükseltmek için çalışırlar ve bunun için de iktidara gelirler. Amma lakin bunların fakirlikten, fukaralıktan kurtulduklarını hiç görmedim. Gören varsa, beri gelsin!..
***
Öyle ya, bilebilmemiz için, gelirken ve giderken, mal varlıklarını açıklamaları gerekir. “Devlete verdim!” ya da “Allah’a hesap veririm!”, demek kurtarmaz onları. Peki, bir de,“servetlerindeki değişimi”, “Değeli Hemşerileri” ile paylaşsalar olmaz mı?
***
Belediye Başkanlarımız koltuğa oturduklarında ve terk ederken “arkalarında” ne varmış, bir görelim. Ceketleri, “Terzi İzzet’in mi” yoksa, “Ispa(Sipahi)pazarının mı?”
***
Son söz büyük şairFuzuli’nin: “Dost bî-vefa felek bî-rahm devran bî-sukûn/Dert çok hem-derd yok düşman kavî tali’ zebûn...”
(Dost vefasız, dünya merhametsiz, devir huzursuz, dert çok, derdimi paylaşan yok, düşman kuvvetli, talihim çaresiz...)