Bağ mevsimi geldi… Masrafa nihayet yok… Dipsiz kuyu bağcılık, ne versen bana mısın demiyor. “Ufak tefek, ıvır zıvır!”, diyorsun yine yekun tutuyor… Elini nereye atsan, para… Allah yardım etsin, hele hele büyük bahçesi ve bağ evi eski olanlara… Her taraf dökülür… Eskiler ne güzel demiş; “Bağ götürür, dükkan getirir!” Bunu bile bile, uyuşturucu bağımlısına döndük… Harca babam harca, bitmiyor…
***
Sayılı günlere az kaldı, bahara doğru ilerliyoruz… Tabii, “baharı görmeden yaz gelip geçmezse!”. Unutmayın, gün dönmeden (21 Haziran) yaz gelmez… “Ayva çiçek açmış yaz mı gelecek!”, türküsü de bu cümleden… O nedenle, ayva çiçek açmadan “yaz maz” gelmez… “Mest lastik” de çıkmaz… Bizim rahmetli peder çıkartmazdı.
***
O nedenle, açılıp saçılmayın… Daha çok sayılı günümüz var… “Mart dokuzu, dokuzun dokuzu, abdul beşi, ille on beşi!”, “Mayıs yedisi!”, “engir kıran!” vesaire vesaire…
***
Unutmayın, toprak ısınmadan tohum ekilmez… Yine eskiler, toprağın ısındığını, “çıplak kıçı” ile toprağa otururmuş. Poposu ısınıyorsa, vakit geldi demekmiş!.. O nedenle, 23 Nisan’ı bir atlatın, Mayıs’a merdiven dayayın, sonuna doğru gelin, şöyle bir toprak tava gelsin, ondan sonra ekin, dikin…
***
Tabii, bu tavsiyelerim açık yerler için… Kapalı ya da yarı kapalı yerlerde, birtakım şeyler ekilip dikilebilir… Şimdi, ağaç diker, ağaç yeri değiştirebilirsiniz… Kış mücadelesi için, bordo bulamacı ve yarma aşı zamanı. Güller için de zaman uygun… Asmaların, çubukların budanması zamanı henüz gelmedi, biraz daha sabredin.
***
Dikkat ederseniz, belediyelerimiz de faaliyetlerini yoğunlaştırdı; park, bahçe, refüjlerde… Hep bir şey dikkatimi çekti… Hisarcık yolunun, yarmadan sonrası orta refüjün çimeni, onca bakıma, her gün sulamaya rağmen pek tat vermiyor… O nedenle, çimden olabildiğimce kaçının. Çok merak ediyorum; Tekir’e yapılan sekiz adet çim sahanın sulama suyunu nereden bulacaklar?
***
Kim bilir, belki de, aşırı sulama, aynı yerde bulunan ağaç çillerini çürütüyor, sık sık kuruma gözleniyor, ağaçlarda… Çayır da canım canım yeşil değil… Acaba; çayırı kaldırıp yerine kilitli parke yapıp, ağaç etrafını toprak bırakmak daha mı iyi olur? Bilemiyorum… Araştırmaya değer…
***
Bir de, mesela Hisarcık yolu, Hava İkmal civarında bulunan çınarların dibine dikilen bahar ve yaz çiçekleri pek tat vermiyor, uzun ömürlü olmuyor, hemen tahrip ediliyor. Söküp götürenlerin de haddi hesabı yok… Çiftekümbetler tarafı da öyle… Buraları da toprak bırakmak da yarar olduğu düşüncesindeyim…
***
Mesela, tramvay güzergahında, İstasyon Caddesi gibi orta refüjlere konan çiçekliklerde de canım canım, coşkulu çiçek yetişmiyor… Çiçeklerin cinsinde mi yoksa “bakım” da mı bir sorun var, bilemiyorum… Ben gözlemlerimi aktarıyorum…
***
Yine mesela, Hisarcık yarmadan itibaren, yol sağlı sollu ağaçlandırılamaz mı? Mesela, yeraltı suyu nedeniyle, “çınar” olmayabilir ama “top akasya” neden olmasın… Ta, Hisarcık Tekir çıkışına kadar yapılabilir, güzel de bir görünüm verir…
***
Bir de, yarmaya çam dikildi, kötü mü oldu? Emeği geçenlerin ellerine sağlık… Burada kuruyan çamlar var… Biran önce temizlenmeli… Kötü bir görüntü veriyor… Sanırım, kuruyanların bir bölümü, başka yerlerden sökülüp buralara taşınanlar…
***
Bir de, ağaç çürüdü diye sökülüyor… Ama dibinden çok sağlam fışkıran sürgünler var… Kuruyan kısım kesilip, sürgünlere, seyrelterek yol verilebilir… İnanın, aslından daha coşkulu büyür, ağaç… Sürgünlerin canlılığı, ağacın kök gelişiminin yeterli olduğunun önemli bir göstergesidir.
***
Ağacın ya da bitkinin cinsi ne olursa olsun, az çok anlayanlar, hemen sürgüne bakarlar… Sürgünler uzun ve canlı ise, o ağaçta, o bitki de hayat vardır… Sonuçta, bir bıçkı ile kuru kesilecek, sürgünler teke ya da ikiye düşürülecek… İki yıl sonra görün siz o ağacın, nasıl büyüdüğünü…
***
Tabii, benimkisi “tereciye tere satmaktan” öteye bir anlam taşımaz… Ama en az yarım asırdan fazla bir süre, yaptığım çalışmaların, gözlemlerin bir ürünü tavsiyelerim… Yoksa, formel bir tarım/ziraat eğitim falan almış birisi değilim…
***
Ama bitkilerle konuşur, onun dilinden anlarım… Onlara, sevecen yaklaştığınız da karşılıksız bırakmazlar… “Aman bu da nereden çıktı!”, dediğinizde o da size küser…
***
Toprakla uğraşmayı çok severim… Öyle ya, dönüp gideceğimiz yer, “toprak” değil mi? “Topraktan gelip toprağa gitmeyecek miyiz!”. Coşkulu bir bahar, coşkulu ve bol sulu bir yaz diliyorum…