Menü Kayseri Gerçek Haber
MUSTAFA CENGİZ

MUSTAFA CENGİZ

Tarih: 10.11.2020 10:23

ATATÜRK'Ü AN(LA)MAK…

Facebook Twitter Linked-in

Başlığımıza bakarak, nerede ise 10 puanlık uzman sorusu diyebilirsiniz.

Ya da son dönemlerdeki gibi önemsizleştirebilir ve

Peki gerçekten Atatürk’ü anlayabildik mi acaba?

Kestirmeden o bir Askerdi.

Komutandı.

Hem de Başkomutan.

O’na Sarı Paşa derlerdi…

Kararlı bir devlet adamı sertliğine ve cesur asker kişiliğine karşın, özel yaşamında çok duygusaldı.

Ya da bir siyasetçi.

Devlet adamı diyenlerde olabilir.

Hatta ve hatta Türkiye Cumhuriyetinin ilk kurucu Cumhurbaşkanı.

Öğretmen…

Hem de Başöğretmen diyenleri de duyar gibi oluyorum.

8 Lisan bilen, cephedeki esirleri kendisi sorgulayabilecek kadar mükemmel konuşabilen, Fransızca romanlar okuyup bunlar konusunda Fransız profesörlerle tartışabilecek kadar derin bir bilgi birikimine sahipti.

O bir yazardı diyebilirsiniz.

Nutuk ile birlikte 9 kitap yazan bunların ikisinin Almancadan Türkçeye çeviri, diğerlerinin ise kendisi tarafından bizzat kaleme alınan askeri, siyasi ve medeni bilgileri içerdiğini ve bir de geometri kitabı yazdığını biliyor musunuz?

Norveçlilerin “Atatürk gibi olmak” diye bir deyimlerinin, tüm dünyada “Atatürk çiçeği” adıyla bilinen bir çiçeğin olduğunu hepimiz biliyor muyuz?

Sanata ve Sanatçıya büyük önem verirdi.

Güzel Sanatlar onun için her şeydi.

Bilim adına yapılan her çalışmaya büyük destek verir, Fen ve İlim yolunda atılan her adıma büyük katkı sağlardı.

Düşünen, sorgulayan, üretken beyinler isterdi.

Mesela Ekonomistti.

Zira 1923’te “Siyasal, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.” demişti.

Atatürk ilkeleri ne sayabilirsiniz.

Devletçi idi diyebilirsiniz.

Halkçı idi Atatürk.

Atatürk’ün Halkçılık ilkesi her şeyden önce “Halkın halk tarafından halk için idaresi” anlamına gelen ileri batılı gerçek bir demokrasinin gerçekleşip yerleşmesi amacına yönelmiştir. 

Milliyetçi de. Hem de katıksız milliyetçi.

Ziya Gökalp ve Namık Kemal’den etkilenmişti.

İnkilapçı (Devrimciliği) konusunda şüpheniz mi var?

Laikçi idi mesela.

Bu günleri görürcesine Din ile Devlet işlerinin birbirinden ayrılması konusundaki hassasiyetini görmemek için kör olmak lazım.
7 Yaşında Kuran-ı Kerim’i hatmetmiş bir Kuran öğrencisi idi mesela.

Okul kitaplarından Karga kovaladığını biliriz ama bu gerçeği birçokları bilmez.

Fikirlere değer verirdi.

Yeşile ve maviye tutkundu, kesilen bir ağaç için yas tutardı.

Adaletliydi.

Sportmen bir kişiliği vardı.

Çok çalışkandı.

Hoşgörülüydü.

İnsanları dinlerdi.

Sık sık düzenlediği toplantılarda insanların fikirlerine önem verir, değişik bakış açıları getirenlere, farklı fikirlere hayranlığını ve beğenisini dile getirmekten imtina etmez, mütevazi tavırları ile övgü dolu sözler sarf etmekten imtina etmezdi.

Kitap kurdu idi.

Okurdu.

En çok kitap okuyan liderlerin başında gelirdi.

Atatürk, 3 bin 997 kitap okudu.

Atatürk, Milli Mücadele devam ederken bile, savaş sonrasının sorunlarına hazırlanıyor, bu arada Milli Eğitim konusuna da eğiliyordu.

Cephede bile aynı kitabı defalarca okuduğu ve beğendiği bölümlerin altlarını çizip not aldığı vaki idi.

Nitekim savaşın bittiği günlerde kitaplarının taşınmasını emretmiş ancak kutu bulunmadığından yakınan bir askere mermi dolu kutuyu boşaltarak, kitaplarını ona doldurmasını emretmiş ve “ Artık savaş bitti. Şimdi eğitim alanında savaş başlıyor” demiştir.

Atatürk’ün, “Cumhurbaşkanı olmasa idiniz, ne olmak isterdiniz?” sorusuna, “Millî Eğitim Bakanı olarak eğitim davasına hizmet etmek isterdim” diye cevap vermesi bile, eğitimi millet hayatında ne kadar önemli bir etken olarak gördüğünün işaretidir.

Her şeyden önce insandı Atatürk.

Dans etmeyi severdi.

Güzel müziğe karşı büyük bir ilgisi vardı.

Ulu önder’i hiç böyle düşündünüz mü?

Taner Yıldız’ın taneryildizblogg.wordpress.com  “Atatürk Güzel Bir insandı” başlıklı yazısından bir bölüm:

Renkli bir kişiliği vardı…

Erleriyle sigara içip sohbet eden, köylüyle ayran bölüşen, şekerli kahve içen, fal baktıran, gecelik entarisi giyen, bağdaş kuran sade bir vatandaştı.

Yemek seçmez, sofraya gelen her yemeği yerdi. Karnıyarığı, kuru fasulyeyle pilavı, gül reçelini ve kavrulmuş leblebiyi çok severdi.

Arkadaşlarıyla sokaklarda korumasız yürüyen, Lebon’a pasta yemeye, Rejans’a Borç çorbası, Vefa’ya boza içmeye giden, aklına eseni yapmayı seven, özgür ruhlu bir entelektüeldi.

Gramofonunu başucundan ayırmayan, vals ve tangoya bayılan, balolarda genç kızların en gözde kavalyesi olan bir salon adamıydı.

Ulu önder ile ilgili ne kadar farkı düşünceye sahip olursanız olun, hiçbir ülkenin kurucu lideri için sarf edilemeyecek hakaretlere maruz kalan ve bugün sarf edilen sözlerin hiç birisini hak etmedi Atatürk.

Evet… Ulu önder Atatürk çok vasıflı bir şahsiyet ve 20. Yüzyılın Deha’sı bir isimdi.

İnsanüstü değildi Atatürk; güzel insandı, tam insandı, büyük insandı.

Onun büyüklüğünü yalnız biz değil, tüm dünya ulusları kabul etmişti. Kimi uluslar dünyanın tarihini değiştirdiğini, kimileri ise yüzyılın yetiştirdiği en büyük adam olduğunu belirtmişlerdi.

Her insan gibi O da ölümlüydü.

Her 10 Kasım’da onu matemlerle anmak yerine, onu daha çok anlamak ve Gençliğe Hitabesindeki temel ilkeler gibi bize emanet ettiği Türkiye Cumhuriyetini daha da müreffeh yayıp çağdaş uluslar seviyesine çıkartmak için elimizden geleni yapmak zorundayız.

Yıldız’ın yazısından bir paragraf daha:

Ömrü boyunca evlat özlemiyle yanıp tutuşarak manevi çocuklarıyla avundu…

Cumhurbaşkanı oldu; ama mutlu bir aile reisi olamadı.

O’nu çoğu kez kahraman bir asker, başarılı bir devlet adamı, kararlı ve cesur bir devrimci, çağdaş bir halkçı, ender rastlanan bir deha; şık giyinen, yakışıklı bir lider fotoğrafı olarak tanıdık, sevdik ve anımsadık…

Atatürk’ün yolu çağdaşlık demek.

Atatürk’ün yolu medeniyet demek.

Atatürk’ün yolu aydınlık yarınlar demek.

Ulu önder; Engel tanımamayı senden öğrendik!

Yazımızın finalinde şöyle bir anekdot ile bitirelim.

Derste öğretmen çocuklara sorar?

-Atatürk ne yaptı?

Kısa ve en anlamlı cevap gelir öğrenciden.

-Ne yapmadı ki?!...

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —