Nereden başlasam? Bilemiyorum… Ama bir yerlerden başlamak lazım… İkide bir de; “tek parti döneminde kapatılan, satılan, yıkılan, başka amaçla, depo ve ahır kullanılan eski eserler, cami ve mescitlerin hikâyesi ısıtılıp ısıtılıp gündeme geliyor ve bundan da siyasal çıkar umuluyor. Acaba durum, anlatıldığı ya da anlatılmak istendiği gibi mi?
***
Gerçekten, “kabak tadı verdi!” ama bu hikâyeye inanda çok. Öyle anlatılıyor ki, “tek parti” döneminde bunlara acımasızca saldırıldı türü imaj oluşturuluyor. Sanki tüm cami ve mescitler bu muameleye maruz kalmış gibi bir dil kullanılıyor.
***
Önce; Diyanet İşleri Başkanlığını, Vakıflar Genel Müdürlüğünü; Kur’an tefsir ve tercümesi yaptırtan, “Kütib-i Sitte”, günümüz harfleri ile bize kazandıran, Tek Parti dönemine özellikle Mustafa Kemal Atatürk’e yapılan salvolar, dayanılır gibi değil…
O nedenle, anlatmaya bir yerlerden başlamak lazım. İsterseniz, “Vakıflar Genel Müdürlüğü” sitesinde aldığım, “Atatürk ve Vakıflar” başlıklı yazının noktası virgülüne dokunmadan paylaşalım. Sadece boldlar ve italikler bana ait. Umulur ki, bu yazı ilgili kuruma iletilmez. Zira, korkum metnin siteden kaldırılmasına neden olabilir.
***
Atatürk ve Vakıflar
1 Mart 1922'de T.B.M.M.'nin Açış Nutkundan
"Vakıflarla ilgili konulara gelince; bilinmektedir ki vakıflar memleketimizin mühim bir servetini teşkil eder. Bu servetten millet ve memleketin gerektiği şekilde istifade edebilmesi için Şer'iyye Vekâletiyle beraber bütün Bakanlar Kurulunun ve hatta Yüce Meclisin bu hususu ehemmiyetle tetkik ile bu büyük müessesenin haraplıktan korunmasını ve memlekete faydalı bir hale konulmasını temenni eylerim.
***
Efendiler; Vakıfların varoluş esprisi göz önüne alınınca; bunun dinî müesseseler ile beraber hizmet ve sosyal dayanışmayı hedeflediği ortaya çıkar. ''Vakıfların imarethaneler, bîmarhâneler, hastahaneler, kütüphaneler, kervansaraylar, hamamlar, çeşmeler, mektepler, medreseler ve diğer irfan müesseselerini kapsamış olması, vakıflara ait konuların çözümünde uyulması zorunlu olan esasları göstermektedir." (Mustafa Kemal Atatürk)
***
1 Mart 1339 (1923) T.B.M.M.'nin 4.Toplantı Yılını Açarken
Efendiler; Geçen sene zarfında Evkaf Vekâleti; dînî ve hayrî yapıların tamir ve inşaatında oldukça mühim bir faaliyet göstermiştir. Yapılan tamirler, yurdun çeşitli yerlerinde olmak üzere toplam; 126 cami ve mescit ile 31 medrese ve mektep, 22 suyolu ve çeşme, 175 akar ve 26 hamama ulaşmıştır.
339 senesinde İstanbul'a ait olup, şimdiye kadar teşkilâtsızlık yüzünden ihmal edilen bentlerin tamiratı ciddiyetle göz önüne alınarak; bu hususta bir kanun tasarısı hazırlanıp, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiştir ve adı geçen Kanunun Yüce Meclis tarafından kabulü halinde İstanbul'da susuzluk tehlikesine maruz kalan halk ve dinî yapıların su ihtiyacı mümkün olduğu kadar azaltılacaktır.
Toplamı önemli bir miktara ulaşan vakıflar giderlerinin hiçbir denetime tutulmadan harcanması uygun olmadığı gibi, devamlı olarak halk tarafından yapılan şikâyetlerin bir an önce tetkiki mümkün olmadığından, yeniden Teftiş Kurulu oluşturulması bütçeye konmuştur. Aylık yirmi beş, elli kuruş gibi küçük bir ücretle hizmetlerini yürütmekte olan din görevlilerinden 487 kişinin maaşlarına şimdiye kadar 13.006 lira zam yapılmış ve bu sene içinde bir o kadar lira zam kararlaştırılmıştır.
Efendiler; Geçen sene arz etmiştim. Bu sene de tekrara mecburum ki, vakıflar konusu mühimdir. Memleket ve milletin hakiki menfaati yönünden tetkik ve günün gereklerine uygun bir şekilde çözülmesi lâzımdır, çok gereklidir." (Mustafa Kemal Atatürk)
***
Telgraf
Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine,
Son inceleme gezilerimde çeşitli yerlerdeki müzeleri ve eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.
1. İstanbul'dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya'da bulunan müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de yabancı uzmanların yardımıyla tasnif edilmektedir. Ancak memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz hazineler halinde yatmakta olan eski uygarlık eserlerinin ilerde tarafımızdan ortaya çıkarılarak ilmî bir şekilde koruma ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden çok harap bir halde olan âbidelerin korunmaları için Müze Müdürlüklerine ve kazı işlerinde kullanılmak üzere (arkeoloji) uzmanlarına şiddetle ihtiyaç vardır. Bunun için Maarifçe yurt dışına öğrenime gönderilecek öğrencilerden bir kısmının bu konuya ayrılmasının uygun olacağını düşünmekteyim.
2. Konya'da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir tahribat içinde bulunmalarına rağmen, sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin gerçek mimarî şaheserleri sayılacak kıymette bazı binalar vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâeddin Câmii, Sahip Atâ Medrese Cami ve Türbesi, Sırçalı Mescit ve İnce Minareli Cami derhal ve acele olarak onarıma muhtaç bir durumdadırlar. Bu tamirin gecikmesi ve âbidelerin tamamen ortadan kalkmasına sebep olacağından, öncelikle asker tarafından kullanılanlarının boşaltılmasını ve tamamının uzman kişiler kontrolünde onarımının temin edilmesini rica ederim. Mustafa Kemal Atatürk (www.vgm.gov.tr/)
***
Bu konuya devam edeceğiz. 20.yy başlarında Kayseri’de bulunan eski eserlerin bazılarının durumu hakkında bilgi vereceğim. Bakalım, Cumhuriyet öncesinde “ata yadigarı” eserlerimiz ne durumdaymış?