Yarın büyük Atatürk’ün 84. Ölüm yılı…Rahmet, hasret ve minnetle anıyorum. “Ne mutlu Türk’üm!” diyen herkesin de aynı duyguları beslemesini dilerim. Atatürk ve onun devrimlerine her türlü eleştiriyi yapabilirsiniz ama ona da başkalarına da hakaret asla… Ona da izin vermeyiz, en azından tepki veririz.
***
Son yıllardaUlu Önder’eyönelik saldırılar arttı. Peş peşe geliyor bu saldırılar... Bunun en acısı;“nesep, soy gayreti gütmeyiz!” diyenlerin, soyuna saldırması; merhum ve muhterem annelerine kadar dil uzatmaları.
***
Zavallılar, “Atatürk'übilmiyor. KulaklarınaKadir Mısıroğlu, Mustafa Armağan gibi “çakma tarihçilerin” üflediğini gerçek sanıyor.
***
Kimin Türk olup olmadığını bilmem. Ama saldıranların bir kimlik sorunu olduğundan şüphe etmem. Ama şurası muhakkak ki, Gazi Mustafa Kemal, halis, muhlis bir Türk. Bundan, şüphe dahi etmem.
***
“Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ileâtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Türk Milleti!
Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu Türk'üm diyene!” (10. Yıl Nutku)
***
Bu sözleri söylerken, vücudunun her hücresi titreyen bir adamın soyundan nasıl şüphe edebilirim ki?
***
Dedelerinin; “Manastır'daki Kocacık Köyü'nden gelip Selanik'e yerleşti”. Bu,tarihen sabit (Erhan Afyoncu, Sabah 10.02.2017). Soyu, Konya/Karaman Yörüklerinden... Buradan gitmişler Balkanlara… “Evladı Fatiha’ndır”.
***
19 Mayıs 1919’da, Samsun’a ayak bastığında, Havza’da, halkı umutsuz görünce şunu söyler; “Beyler, Konya Ovası’nda, Torosların eteğinde, bir Yörük çadırından duman çıkıyorsa asla umudunuzu kesmeyin”.
***
Biliyorsunuz, Kayı Boyuna mensup Osmanoğulları, “dört yüz çadırdan bir cihan devleti çıkarttı”. Bunu bilen Mustafa Kemal de bunu anımsatıyor!
***
Kendisine ve kendi gibilerine, ellerinde bir mezura din iman ölçenlere, XVII. yüzyılda yaşamış Osmanlı şeyhülislamlarından Mehmet Bahaî Efendi bir şiirinden bir ikiliyi anımsatırım: “Bize mülhid diyenin kendüdeîman olsa/Dahleden dinimize bari müselman olsa”.
***
Bizim “ecmainin” rol model aldığı, öykündüğü “Araplar” gibi bir asabiyet ya da bir soy gayreti içinde olmam, insanları“inanan inanmayan” diye ayırmam, kardeşim olarak bilirim.
***
Benim çok merak ettiğim konu şu: Halis, muhlis Türk, hem de “en büyük Türk” olan; “Ne mutlu Türk’üm!” dediğinde, hücrelerine kadar titreyen, “Türk’ün atasına” bu kadar saldırı yapılırken MHP’denpek ses çıkmıyor, neden acaba? Kim bilir belki de haberleri olmuyordur.
***
Şahsen, AK Parti ve bizim “ecmaine” medyunu şükranım… 60’ından sonra, bana, “Türk’ü” ve “Atatürk’ü” keşfettirdikleri için. Haliyle; “dinsizlik!” olduğu kulağımıza üflenen, “laikliği”n de ne olduğunu bunlar sayesinde öğrendim.
***
Öğrendim ki; laiklik aklın özgürleşmesiymiş. Kaynağı ister uhrevi, ister dünyevi olsun her türlü dayatmayı reddetmekmiş. İsterseniz konuyu biraz daha somutlaştırayım; Bu dayatmaya herhangi bir “inanç kümesi” de, “Kemalizm” de dahil…
***
Gazi, 19.yy’ın başlarında sizlere ömür olmuş bir Osmanlı’nın diriltilemeyeceğini çok iyi biliyordu. Bugün, dirileceğini sananlar varsa, bir zahmet “Mazhar Osman’a” gitsinler. “Osmanlı!” dendiğinde tüyleri diken diken olan bir Arap dünyası ile bir “İslam birliği” falan da kuramazsınız. Boş hayallerle uğraşmayın.
***
ODTÜ’de görevli Uluslararası İlişkiler Profesörü Hüseyin Bağcı, bir anısını anlatmıştı. Onu tekrar paylaşmak isterim. Bir toplantıda Arap meslektaşları şunu demiş: “Hüseyin, biz, sizin gibi laik ve demokratik bir ülke olma ideali içindeyken, sizin bize özenmenizi anlayamıyoruz!”
***
O nedenle; geriye, çok geriye doğru öykünmenin bir anlamı yok. “Geçmiş geçmişte kaldı”, geri gelmez artık. Cumhuriyetin kazanımlarına ve Mustafa Kemale saldırmanın hiçbir yararı olmaz. Gelin, geleceğe bakalım. Gelecek de; çağdaş, çoğulcu, katılımcı, saydam, hesap verebilir, bireyin “kutsandığı” bir demokratik hayatta. Aksi, bu ülke insanına cehennem olur. Bizden haber vermesi…