Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 27.12.2022 13:31

ASGARİ ÜCRET

Facebook Twitter Linked-in

Asgari ücret ne kadar oldu? 2023 yılında uygulanacak asgari ücret brüt 10 bin 8 TL, net olarak da 8 bin 506 TL oldu. 2022 Temmuz ayına göre asgari ücret yüzde 54,66 arttı. Hayırlı uğurlu olsun, Allah ağız tadı ile yemeyi nasip etsin. Az mı yoksa çok mu, bilemem? Taktir muhterem ahalinin. Öyle ya, herkesin hayat standardı, “harcama paketi” farklı. 

***

Bakalım, emekli ücretleri ne kadar artacak? Unutmayın, her türlü ücret, “asgari ücret” seviyesine ve altına yaklaşıyor. Unutmayın, 1,5 milyona yakın emekli 3.500 liranın altında ücret alıyor. Sistem, giderek düğümleniyor. O nedenle, enflasyonu düşürüp alım gücünü artırmak gerekir. Unutulmasın; enflasyon, açlık, yoksulluk ve yoksunluk “nas” falan dinlemiyor. 

***

 “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesi herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gerekirse her türlü sosyal koruma önlemleriyle desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverişli bir ücrete hakkı olduğunu belirtir” diyor.Peki, bunun neresindeyiz?

***

Türkiye’deki asgari ücret 2015 yılına kadar pek çok Doğu Avrupa ülkesinin üzerindeydi. Fakat o tarihten sonra tablo tersine döndü. Prof. Dr. Aziz Çelik,Avrupa Birliği’ne (AB) giren gelir düzeyi düşük ülkelerin ortak pazar ve emeğin serbest dolaşımının bir parçası haline gelmesiyle, bu ülkelerde asgari ücretin artmaya başladığını söylüyor.

***

Öte yandan Türkiye’deki asgari ücret yalnızca AB üyesi ülkelerin gerisinde kalmadı, Sırbistan ve Karadağ gibi ülkeler de Türkiye’yi geride bıraktı. Öyle ki, Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinde yer alan 27 Avrupa ülkesi arasında Türkiye, Arnavutluk’un ardından en düşük asgari ücreti veren ikinci ülke oldu”. Çelik, “Türkiye’deki sendikalaşma oranlarının diğer Avrupa ülkelerinden daha düşük olmasının da asgari ücretin düşük kalmasında önemli bir etken olduğunu” ekliyor.

***

Çelik, Türkiye’de asgari ücrete resmi enflasyon oranında zam yapılmasının iki sakıncası olduğunu söylüyor. Bunlardan birincisi, dar gelirlilerin harcamalarında gıda, kira ve faturaların oranı, toplumun geri kalanına kıyasla daha fazla. Bu yüzden gıda enflasyonu ve kira artışının resmi enflasyonun üzerinde olduğu dönemlerde asgari ücret artışını enflasyon oranında tutmak, yoksulların geçimini daha da zorlaştırıyor.

***

İkinci sakınca ise resmi enflasyonun güvenilirliğiyle ilişkili. Çelik, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı tüketici enflasyonunun güvenilirliğinin bir süredir tartışmalı olduğunu, hissedilen enflasyonun bu orandan daha fazla olduğunu söylüyor. 

***

Çelik; “Asgari ücretinnominal olarak ne kadar arttığının bir kıymeti yok, asgari ücretin alım gücünün ne kadar arttığı önemli” diyor ve son dönemdeki asgari ücret artışlarının alım gücünü artırmadığını söylüyor.

***

Prof. Dr. Yalçın Karatepe; asgari ücreti yüksek oranda artırmanın, yoksul işçilerin alım gücünü artırmada tek başına yeterli olmayacağını söylüyor. “Enflasyonu kontrol altına almanız lazım. Enflasyonu düşük seviyelere indirmediğiniz sürece yapacağınız her artış etkisini birkaç ay içinde yitirecektir, elde edilen gelir ihtiyaçları karşılamaya yetmeyecektir.

***

 “Türkiye’de ücretlerin düşük olması çok büyük bir sorun. Sadece asgari ücretlilerin değil, tüm çalışanların maaşları düşük. Bunu sadece bir gözlem olarak söylemiyorum. ‘Yoksulluk sınırı’ olarak açıklanan verileri dikkate alacak olursak bugün çalışan nüfusun neredeyse yüzde 90’ı yoksul.”

***

Çelik, diğer Avrupa ülkelerinde asgari ücretlilerin oranının çok düşük olduğuna, Türkiye’de ise işgücünün yarısından fazlasının asgari ücretle çalıştığına ve böylece işçi sınıfının bir “asgari ücretliler topluluğuna” dönüştüğüne de dikkat çekiyor.“Bu çok ciddi bir problem. Ben bunu ‘asgari ücret tuzağı’ olarak adlandırıyorum” diyor. “Asgari ücret yüksek düzeyde artırılıyor fakat geri kalan maaşlar aynı oranda artırılmadığı için daha fazla işçi asgari ücretli haline geliyor, asgari ücret bir ortalama ücrete dönüşüyor.”

***

“Asgari ücret AKP döneminde yaklaşık 30 kat artarken memur maaşları, kamu işçisi ücretleri ve emekli aylıkları 13-15 kat arttı. Bu da bütün ücretleri asgari ücrete yakınlaştırdı.”

***

 “Asgari ücrette yüksek artış, daha fazla asgari ücretli yaratıyor. Bu işçilerin maaşları diğerlerine kıyasla daha fazla artırılınca, yaşam standartlarının yükseldiğini düşünüyorlar. Geri kalan yüzde 50’ninse durumu kötüleşiyor. Fakat hükümet o yüzde 50’den oy alamadığını, alamayacağını düşünüyor. Böyle bir siyasal arka planı olduğunu da tahmin ediyorum.”

***

Karatepe’ye göre işgücünün ve şirketlerin milli gelirden aldığı payın değiştirilmesi lazım. TÜİK verilerine göre 2016’da işçiler (emek) milli gelirin yüzde 40’ını alırken bu oran 2020’de yüzde 38’e, 2022’de ise yüzde 25’e geriledi. Şirketlerin aldığı pay ise aynı yıllarda sırasıyla yüzde 41, yüzde 42 ve yüzde 54 oldu.

***

Şirketlerin kârlarının büyük oranda arttığını söyleyen Karatepe;“Aslında şirketler çalışanlarına daha yüksek maaş ödeyebilecek gelire sahip. Peki, çalışanlar neden bu yüksek ücretlere erişemiyor? Çünkü sendikal haklarda büyük eksiklikler var”. “Örneğin kur korumalı mevduata bonkörce kaynak aktarılırken bunun yerine gelir vergisini indirmeyi bütçe açısından sorunlu bulmak, iktidarın bölüşüm sorununa nasıl baktığını gösteriyor”, diyor.(Onur Erem BBC Türkçe 28 Ekim 2022,Güncelleme 21 Aralık 2022)

***

Sonuçta; “Gelir Dağılımı” ve bundan çıkan “Gini Katsayısı” bilinmeden ülkeyi tanıyamazsınız. “Gelir dağılımı” denince aklıma hep İdris Küçükömer hoca gelir. Rahmetli; “Gelir dağılımı!” dedikçe; “Vurun komüniste!” hitabına maruz kalırdı. 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —