Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 05.08.2024 11:09

ALLAH NE VERDİYSE GİDER!...

Facebook Twitter Linked-in

Sevgili dostum İbrahim Pekbay, bizim gazetede, köşesinde (Çimdik, 04.08.20024) güzel bir yazı yazmış. Hem düşündürüyor ve hem de güldürüyor. İroni yüklü bir yazı. Bir yerinde, Avrupa seyahatini anlatırken; 

“Günlerden bir gün…”, diye başlıyor.

“İtalya’da, Roma’dan Napoli’ye gidiyoruz kiraladığımız araba ile. Araç içinde beş kişiyiz ve en iyi sürücü sıfatıyla da beni direksiyona geçirdiler.

İlk kez ‘Otoyolu’ ve keyfini o yollarda yaşadım.

Üç veya dört şerit, en sağ sağ şerit, çok düşük hızda gidenlere tahsisli. İkinci şerit normal gidenlere tahsisli… Üçüncü şerit, sollama şeridi. Dördüncü şerit ise ‘Allah ne verdiyse gidenlerin’ şeridi…”

***

Sevgili Pekbay, herhalde epeydir Kayseri’ye gelmiyor. Şehir içi yollar, ayrımı yapılmaksızın her şerit, “Allah ne verdiyse gider!” şeridine döndü. Hele hele “makas atanların”ya da “ralli yapanların” haddi hesabı yok.

***

İnan dostum, şehir içinde radarları artırsınlar, bütçe açığı falan kalmaz, ülkenin. Başıma çok geldi. Hem de sağ şeritten gidiyorsun, 50-60 km/s hızla. Sanki tabakhaneye bok yetiştiriyor gibi, basıyor gaza arkandan kornaya. Sonra sollayıp geçiyor, camı açıp; “Ayı, bassana gaza!” diyor. 

***

Ulan, otomobil için azami hızın 70 km/s olduğu bir yolda, hem de sağ şeritte, 50-60 km/s hızla gidiyorum, arkamdan gelen “maganda” kornaya basıyor, “sürsene ayı!” diyor. Basıp gaza geçip, gidiyor. Bela, durduk yere gelmiyor. Bile bile geliyor. Sollayıp, önüne geçip durup, sopayı çekip üstüne yürümediğine dua ediyorsun. Ya bir de tabanca, pompalı çekerse?

***

Mesela, kırmızı ışığa yakalanmamak için gaza kökleyenin haddi hesabı yok, ışıklara yaklaşırken. Yine çok tanık oldum, yine kırmızıya yakalanmamak için geçip duraktan öteden duran belediye otobüslerin… Durakta bekleyenler de “koştur koştur” otobüsün peşinden gidiyor.

***

Çok yazdım, Meydan’dan balıkçıları geçip, Dedeman Parkı yönüne dönecek araçlarla, karşıya geçecek yayalar içiçe… Şu ya da bu nedenle, toplu bir kaza olursa, hiç şaşmayın. Çözümü de söyledik, yaya geçişini on beş, yirmi metre Meydan tarafına öteleyin diye, yine tınmadılar. 

***

Yok, neresi diyorsa, Büyükşehir yetkilileri, gelsinler yerinde göstereyim; “şekil a da ki!” gibi diyerek anlatayım. Ona da gelmiyorlar. Öğrenmeye niyetleri yok ki!

***

Mesela alışveriş, konu komşu ziyareti için Hisarcık kent içi yolunu çok kullanırım. Tuzaklarla dolu. Her yer adeta ölüm kapanı. İnanın, “destur!” çekerim. Herifçiğoğlu, mezarlığın üstünden Allah ne verdiyse basıyor gaza, önündeki araçları da geçerek, soluğu meydanda alıyor. Kanıtı mı? Düğün salonu civarı… İnanmayan varsa ve koku alma duygusunu kaybetmemişse, gelsin koklasın fren balatası kokulu ortamı.

***

Buradan geçip giden ben, kokudan rahatsız oluyorum ama ne yazık ki, sakinleri tınmıyor bile. Ana yola yani Mehmet ÖzhasekiBulvarı’na girip çıkanların, kazaya karışmaları, “Niyazi olmaları!” an meselesi.

***

Yıllardır defalarca yazarım, mezarlık üzerinde bulunan Yazı Camii ile köyün çıkışı arasına radar ve “hız kesici” engeller koyun, diye. “Mısır’da sağır sultan duydu!” ama bizim Büyükşehre duyuramadık.

***

Umarım bu mesajım, Maliye’ye ulaşır. Bakınız, nasıl para kesiyorlar. Vallahi, radarı falan kendileri koyarlar, Belediyeyi by-pass ederek. Yoksa, elli yıllığına bize versinler, koyalım radarları, para ödeyelim Maliye’ye. Biz de sebepleniriz, kötü mü?

***

Geometrileri uygun olmayan yolları, “hız yoluna” yoluna çevirirseniz, muhterem ahalinin “davranış psikolojisinden” haberiniz olmazsa, olacağı bu. Adam yan yoldan geliyor, “DUR” levhasına rağmen durmadan ana yola giriyor. O nedenle ben, çoğu zaman orta şeritten seyretmeyi yeğlerim. Ne olur, ne olmaz, diye. 

***

Biraz ukalalık yapayım, batmakta olan ABD ve Avrupa’da, site içi yollarda bile “DUR” levhası var. Yollar bomboşta olsa araçlar duruyor, kontrol ediyor ve geçiyor. İsterse yapmasınlar… Anında polis dikiliyor tepene… Nereden, nasıl haberleri oluyor? Bilemezsiniz. 

***

Evet. Trafikte bu kadar “acul” davranan bir toplum, çalışma hayatına gelince neden “kaplumbağalaşır!” anlamak mümkün değil. Herhalde, bunu en iyi sosyologlar yanıtlar am onlarda ortada yoklar. Olanların da tepesine biniyorlar ahaliyi aşağılamak suçundan falan…

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —