Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 04.06.2024 11:36

ALINGANLIK!..

Facebook Twitter Linked-in

Eleştiri yaparken mümkün olduğunca kişileri hedef almam... Eleştirilerimi kişisel bazda yapmam... Benim kişilerle pek ilgim olmaz…  O esnada, o eylemi İşleyenin Ahmet ya da Mehmet’in olması önemli değildir... Başka bir zaman bunun Ali, olacağından eminim...

***

Sürekli sistemi sorgulamaya çalışırım... Sistemin aksayan yanlarını göz önüne sermek isterim... Yanlış bir şey yazmamak için gözlem ve deneyimlerimi sürekli test ederim...Bunları yazarken yine çoğu zaman isim vermem ama adres belli olduğu için mesaj, gideceği yere hemen gider...

***

Şimdi yazacaklarım umumi değil, hususidir… Devir ile ilgili değildir… Her devri kapsar… Siyasileri de, bürokratları da iş insanlarını da… Kimler olduğunu da hem kendileri ve hem de bilenler bilir. O nedenle, herkesin alınganlık göstermesine gerek yok.

***

Sözgelimi merhum Çetin Altan’ın ifadesi ilesiyaset; “Hâzine’den geçinmeye alışmış” ya da kamu gücüne yakın olmak isteyen “mesleksiz adamların” uğraşı alanı haline geldi hükmü, istisnaları bir yana çıkarsanız geneldir ve de doğrudur... 

***

Bunu kanıtlamak için allâme falan olmaya da gerek yok... Etrafınızı ve özellikle siyaseti iyi gözleyin, bu hükmün doğruluğunu hemen görürsünüz... Siyasete girmeden önceki serveti ile sonraki servetini de… 

***

Halkı fakirlikten fukaralıktan kurtarmak için siyasete atılırlar, iktidar olurlar. Bu süreçte, “fakir ve fukaralıktan” kurtulan halk görmedim ama siyasi çok gördüm… O nedenle, “politikacını eşi dul kalır, parası pul olur!” sözü çokları için asla doğru değildir. İstisnalar yok mu? Elbette var. Ne mutlu istisnalar arasına girebilene… 

***

Siyaset, “Hâzine’den geçinmeye alışmış mesleksiz adamların uğraşı alanı olunca”, etrafının sarılması da doğaldır... Ve bu yüzden de siyasette, yeni yüzlere, yeni isimlere pek rastlayamazsınız... “Hasbel kader” gireninde ömrü uzun olmaz... Aslında yaşatmazlarda...

***

Siyaset, “Hazîne’den geçinmeye alışmış mesleksiz adamların uğraşı alanı haline gelince” bunda bir etik, bir kural ve bir kutsal aramak beyhûdedir... Bu nedenle bir etiği, bir kuralı ve bir kutsalı olmayan siyasal anlayışın da sonucu böyle olur...

***

Ve yine siyaset, “Hâzine’den geçinmeye alışmış mesleksiz adamların istilasına uğrayınca” bu iklimde kapı kapı, liman liman dolaşmak da işin doğasındandır... Bunu yadırgamam ama bunca “naneyi yedikten” sonra kendisini “İnsanların ve cinlerin müftüsü!” denilen EbuSuud Efendi’nin torunu yerine koyanlara da çok bozulurum...

***

Hemen belirteyim: Ebu Suud da, geleneği din haline getiren Alevileri lanetleyen, Yunus’a “kafir” diyen, Osmanlı inanç dünyasının karanlık dehlizlere girmesine neden olan birisi. 

***

Ben hırsızın da, fahişenin de, üçkağıtçının da, fırıldağın da dürüst gelenini severim... Harbî gelenini severim... Kırk kişinin bildiği bir şeyi gizlemek için devekuşu mantığına sahip olmak gerekir...

***

Vaktiyle belediyelerimizin birinde imar müdürlüğü yapan bir arkadaşımız vardı... Hayattaysa Allah! Sağlıklı ömür versin… Öldüyse de rahmet dilerim... Hep harbî gelirdi... 

***

Bir gün meslektaşlarına;“Benim yerimde olup da bunları yapmayacak olan parmağını kaldırsın!“demişti... Çok, pişkin adamdı, vesselam!

***

Anlatırlar, bu, recm edilecek kadın için,İsa Mesih’in;“İçinizde hiç fuhuş yapmamış olan İlk taşı atsın!” yaklaşımına benzer, bir yaklaşımdır...

***

Şeyhülislam Mehmet Bahâi Efendi’nin ünlü;“Putuma dahleden bari bir az Müselman olsa!” dizesi de bu meyandadır... 

***

Bahâi Efendi bunu 17. Yüzyılın başında söylemiş... Hz. İsâ ise iki bin yıl önce... Demek ki o günlerden bugüne pek değişen bir şey olmamış... İnsan davranışları, benzer seyir izliyor...

***

O dönemlerde SSK’dan alınan kredi ile yapılan binaların zemin katına balkon koyamazdınız... Projeye koyduğunuz taktirde genel müdürlük bunu bir mühürle iptal ederdi… Bu iptal keyfiyetinin kalkması için İmar Müdürü arkadaşımız da, eski para ile“bin lira” alır ve bir mühürde kendisi basardı, SSK şerhi ortadan kalkar ve bu sayede işi yasal hale getirirdi... Arkadaş parayı hangi amaçla ve kim için alırdı, bilemiyorum? Ama alırdı...

***

Siyaset, “Hâzine’den geçinmeye alışmış mesleksiz adamların at oynattığı bir arena olunca”, ayak oyunları da doğal bir hale gelir... Nepotizm de denilen, “Sen, ben ve bizim oğlan!” kayırmacılığı da had safhaya ulaşır... Pişkinlik de, vakayı âdiyedendir artık…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —