Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 31.07.2024 11:37

AHDE VEFA DUYGUSU

Facebook Twitter Linked-in

Din güdücüleri için söyleyeyim; “Ahde vefasızlık” münafıklığın önemli alametlerinden. Mesela diğer birisi de “emanete ihanet!” Uhdene tevdi edilen bir “kamu varlığına” el koymak da bu cümleden.Diğeri de; “yalan yere yemin etmek!”

***

Ahde vefasızlığa genellikle, totaliter rejimlerde, otoriter özlemlerde sık rastlanır… “Gelen ağam giden paşam!”, sözü de bunu anlatır… Gelene “ağam” gidene “paşam” demek adettendir… 

***

Tabii, ahde vefasızlığın harman olduğu bir yer de “siyaset”. Bu nedenle, “gönül dostları”, “siyaset ve siyasi ile dost olmayın!”, tavsiyesinde bulunurlar.

***

“Politika ve politikacı ile dost olmayın!” Ne muhteşem söz ya da “kelamı kibar!” Sonra, sükutu hayale uğramak da var. İpin ucu açık… Ta, “ihanet” suçlamasına kadar uzanır…

*** 

Bizim Mustafa daha küçük… Bir gün sordu; “Baba, ne tür organizasyonlar içerisine gireyim!”. Cevabım çok basit ve yalındı: “Oğul, ayrılanlara ‘hain’ denilen hiçbir oluşumun içinde asla olma. Bunların semtine dahi uğrama!”

***

Evet. Tüm gençlere tavsiye ediyorum; Gençler, gençler, bir organizasyon düşünün, orada, ayrılanlar “hain” deniyorsa orada asla ve asla eğleşmeyin. Unutmayın, eşiğinden içeri adım attığınız da siz de potansiyel bir “hain adayısınız”!

***

“Hain”, dedik, totaliter ve otoriter davranışlara, özlemlere has bir şey.“Dava”dan döndüğünüzde; “davayı” eleştirdiğinizde; “lider” saygıda kusur ettiğinizde yiyeceğiniz damga hazır; “hain!”

***

AGÜ mezuniyet töreninde, Sayın Abdullah Gül’ün, eski gönüldaşları, yoldaşları, partidaşları tarafından “yalnızlığa” terk edilmesi, daha önceleri yazdığım yazının girişini anımsattı. Benzeri bir durumu Şükrü Karatepe Hocamız da yaşadı. Sanırım bu sürece, Mehmet Özhaseki de girdi.

***

Bakalım, bu gün “kendi cenahları” tarafından, Sayın Gül’e reva görülenlerin, “ahde vefasızlığın” ne kadarı, Tayyip bey için yapılacak? Öyle ya; “men dakka duka!”, demişler.

***

Bir törende Bayan Gül'ün sözleri ve iki gazeteciye tepkisi damga vurdu. Sitemkar bir üslup kullanan Bayan Gül, “Bir turnusol döneminden geçiyoruz. Neler yazıldığını gördük, neler söylendiğini duyduk. Abdullah Bey, ben üzülmeyeyim diye interneti kapatıyordu, basın bültenlerini önümden alıyordu. Ama ben her şeyi biliyorum. Abdullah Bey kibarlığından söyleyemiyor. Kendisine çok yanlışlar, çok saygısızlıklar yapıldı” demişti.

***

Ayrıca; Hayrünnisa hanım, resepsiyona katılan bazı gazetecilere açıktan tepki göstermiş; Abdülkadir Selvi’ye;“Sana çok kızgınım” diyerek, elini sıkmamış. Eşi ile fotoğraf çektiren gazeteciler arasında yer alan ATV Temsilcisi Mehmet Akarca’yı da eleştirmişti.

***

Gül, yine bu resepsiyonda; AK Parti içinden kendisi için yapılan değerlendirmelerden sitemle söz etmiş;“Bir taraftan da bizim cenahtan yapılan epeyce saygısızlıkları da gördüm”demişti.

***

Bunun böyle olacağı belliydi. Abdullah Bey de bunun böyle olacağını bilmeliydi… Şüphesiz biliyordu. Zira; AKP, bir “lider” partisi; Erdoğan’ın egosu, “ahde vefa”ya izin vermez noktada… Burada, “biat” ya da “lidere bağlılık” önemli. “Geldi ağamız, gitti paşamız!” Geçmiş, olsun! 

***

Bakalım, bundan böyle Sayın Gül’ün kapısını kimler çalacak? Muhterem babalarının Kayseri’de ki bağına kimler uğrayacak, demiştim on yıl önceki yazımda.

***

Sayın Gül ile pek fikri, zikri, birortak paydası olmayan birisi olarak bu uyarıyı da yapmıştım köşemde. Siyasetin ustası değilim hele hele sosyolog hiç değilim ama okuduklarım, yaşadıklarım bana şunu gösterdi. Bu söz de üstadımız Ege Cansen’e ait; “Halk güce tapar!”

***

Ben, demokrat, özgürlükçü, hukuku ve hukuk devletini üstün kılanlarla sonuna kadar beraberim. Amma lakin Abdullah Bey, özellikle son aylarda, önüne gelen, ne kadar antidemokratik düzenleme var, hepsini, gözü kapalı “onayladı”

***

Bu nedenle diyorum; “hiçbir fikri ve zikri ortak paydam yok”, diye. Kişiliğine, ailesine saygım sonsuzdur, bunda da kusur etmem… Bundan böyle de… Nitekim bu sözümün üzerineyim. 

***

Peki, bu yasaları veto etse ne olurdu? Ocaktanlar, Selviler, “Jöleliler”, Akdoğanlar, Şamiller, Alçılar, Kütahyalılar, Barlaslar, Mahçupyanlar, Karaalioğulları vs. vs. bu sefer “saygısızlık” yapmazlar, daha da öte gidip, “hain” ilan edelerdi ama “hukuk devletini” anımsatırdı, Abdullah Beyin tavrı. 

***

Sözün özü: Demokratik, hukuku üstün kılan, özgürlükçü, bireyi kutsayan, katılımcı, çoğulcu, saydam “laik” Cumhuriyet’ten başka sığınacağımız liman yok. Aksinde, bol bol “hain” üretilir; sıranın kim geleceği belli olmaz.

***

Bakalım, Başkanımız Özhaseki, “küllerinden doğan zümrüdü Anka kuşu!” gibi siyaset sahnesinde yeniden yer alacak mı yoksa İsmi sadece, Cumhuriyet Meydanı’ndan ta Develi girişinde son bulan, kırk kilometrelik bulvarda kalacak mı?Tabii, “Zümrüdü Anka kuşu” gibi yeniden parlarsa, “dostunu düşmanını” bilecek mi?

***

Son sözüm şu olacak; “Ne yaparsanız yapın, ahde vefa duygusunu öldürmeyin!”

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —