Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 13.07.2021 11:25

AGÜ

Facebook Twitter Linked-in

Biliyorsunuz AGÜ, Abdullah Gül Üniversitesi’nin kısaltılmışı… Geçtiğimiz Cumartesi, mezuniyet töreni vardı… Üniversitemiz kurulalı kısa bir süre oldu. Bu süre zarfında gösterdiği performans, taktirlerin çok ötesinde… Bunda, destek veren Mustafa Çıkrıkçıoğlu’nun başında bulunduğu Vakıf kadar bir önceki Rektör Sabuncuoğlu Hocamızın büyük katkısı var.

Yeni Rektörümüz kurum içinden, eski rektör yardımcısı, Prof. Dr. Cengiz Yılmaz. Aslında, isabetli bir seçim. Kurum kültürünün oluşması ve devamı için güzel bir seçim. Yeni dönemde de başarıların devam edeceğinden kuşkum yok. AGÜ’ye ve mezunlarına başarılar diliyorum.

***

Basından izledim… Sayın Abdullah Gül de katıldı toplantıya, güzel bir konuşma yapmış… İçinde bulunulan durumun nezaketi nedeniyle, fazla siyaset yapmamış. Aslında, Sayın Gül, siyasete girer miydi? Zira, çok temkinli bir kişiliğe sahip. Ama üstü kapalı göndermeler de yapmadı değil.

***

Tabii, söyledikleri Kayseri semalarında makes bulmadı. Kusura kalmasın; Abdullah Beyin adı yok Kayseri’de…  Neden? Geçmişte, dar bir kadro ile hemhal olduğundan “varlığı”, geniş kitleler için bir anlam ifade etmiyor. Her geldiklerinde birlikte yemek yedikleri, sohbet ettikleri dışında kimse ile muhatap olmadığından, ahali de pek ilgi göstermiyor, kendisine…

***

Tabii, “ahali güce tapar!” kavli gereği, birlikte olduğu o dar kadro da etrafından çekildi. Kaldı, baş başa… Geçmişte “abi, abi!” diye etrafında pervane olanlar da “Reisin hışmından” korktuklarından, yanına pek yanaşamıyorlar.

Mesela ben yerinde olsam, olmamız mümkün değil de ama öyle denir lafa başlanırken, ahalinin nabzını ölçebilmek için şöyle bir çarşıyı dolaşır; “Selamünaleyküm, nasılsınız!” der, hal hatır sorardım. Bakalım, hemşerilerinin tepkisi ne olacaktı? Tabii, her zaman olduğu gibi bunu da yapamadı.

***

Öğrenebildiğim kadarıyla, eski arkadaşlarından sadece Bekir Abi (Yıldız) varmış toplantıda… Bekir Beyi tebrik ederim, “cesaret-i medeniyesi” nedeniyle.  “Abdullah Abime söz söyletmem!” diye caka satanlar tüymüşler, yoklarmış ortada… Nasıl olsunlar; kazandıkları konfor ve pozisyonu kaybetme endişesi taşıyorlar, haklı olarak.

***

Eeee… Bunun adı siyaset… Vaktiyle onlar da ellerinden tutup siyaset sahnesine çıkartan Erbakan Hocamıza göstermemişler miydi benzeri tavrı? Yine öğrendiğime göre, sadece o da protokol gereği Vali Bey varmış toplantıda… Tabii, bir de AGÜ bürokrasisi ve öğrenciler…

***

Abdullah Bey ile bir ünsiyetim yok. Fikren, zirken farklı iklimlerin insanıyız. Sadece seyrediyorum alemi ve olup bitenleri… Seyrederken merhum Fethi Abi’nin (Gemuhluoğlu) 1975’te, irticalen yaptığı “Dostluk Üzerine” sohbeti gönlüme geldi. Rahmetli konuşmasının bir bölümünde; “evvel refik sonra Tarık!” hadisine gönderme yaparak konuşmasına şöyle devam etmişti:

“…Peygamber-i ekber, bir hadîs-i nebevîlerinde buyuruyorlar ki, önce selam, sonra kelam. Önce sizi selamlıyorum. yine peygamber-i ekber buyuruyorlar ki bir hadis-i nebevilerinde, ‘önce refîk, sonra tarîk’… Önce yoldaş, sonra yol.”

Yine onun ihvanından; “Bel evladı değil, yol evladı olmak gerekir!”, sözünü sık duymuşumdur. Aslında bunların üzerine söz zaittir ama bazı şeyleri söylemek durumundayım.

***

Unutmayın, dost düşman bugünlerde belli olur… İnsan iktidardan düşünce, kimse kalmaz etrafında… Oysa, kalabilen hakiki dosttur… Derler ya “dost Ebubekir’dir, dost Şah-ı Velayettir”. Sayın Gül’e; “abi abi!” diye pervane olanların, etrafında koza örenlerin çoğunu yakından tanıdığım için, onlardan, “soylu” bir davranış bekleyemezsiniz. Adamı yarı yolda bırakırlar…

***

Ha. Diyeceksiniz ki, siyasette “dostluk”, “yol arkadaşlığı” olur mu? Asla olmaz. Bu, siyasetin doğasına aykırı… “Birlikte beraber yürüyenlerin” bir kısmı “tramvayla” gider, diğerleri “tabanvay” ile ama sonuncular ilklerini de kendi gibi “tabanvay” ile gidiyor sanır.

Mesela, “Beraber ıslandık biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda!” derler ama bir kısmı “şemsiyenin” altında gider, yine diğerleri onları da “ıslanıyor” sanır. Hasılı kelam “tabanvay” ve “şemsiye” ile gidenler, kendilerini lokomotif, diğerlerini vagon yerine koyar. Her istasyonda vagon bırakır, vagon alır. Sonuçta siyaset; “kazan-kazan” değil, “hep ben kazanayım” oyununun adıdır. O nedenle; “Kurt kanunu” geçerlidir, siyasette…

***

Abdullah Bey konuşmasının bir yerinde: “…Türkiye çok güzel bir ülke. Ülkenizi çok sevin, ülkenize borcunuz olduğunu bilin. Sosyal olun ama sakın aklınızı ve fikrinizi birisine kiraya vermeyin, emanet etmeyin. Muhakkak fikri hür, vicdanı hür kişiler olun" demiş.

***

Aslında bunu şöyle de ifade edebiliriz: “Asla başkalarının aklını kullanmayın... Aklınızı özgür kılın; özgür birey olun!” Bu ise, laik/seküler düşüncenin de hareket noktası. Abdullah Bey, bunun neresinde? Bilemiyorum…

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —