AK Parti de dahil, Kayseri’de hiçbir aday belli değil… Kulislerde, sadece, AK Parti adaylarının ismi dolaşıyor… Diğerlerinden ses seda yok. Sanki, kaybedeceklerini peşinen kabullenmişler gibi… Haksız da değiller… Zira, Kayseri zor bir şehir. 1994’ten sonra, sosyolojisi çok değişti Kayseri’nin… Bir kere şehir, çok dindarlaştı; saniyen “Türk İslam Sentezi” iyice ağırlığını hissettiriyor…
***
Bazıları, 1973 seçimlerini öne sürüp, rahmetli Niyazi Bey gibi, aradan sıyrılıp çıkacak bir aday arayışı içerisindeler. Oysa, Bahçecioğlu’nun seçildiği ortamın ne olduğunu ya bilmiyorlar ya da unuttular…
***
O dönemim bir kez daha anımsatayım… Kayseri merkezde, CHP’nin seçim kazanacak gücü asla ve asla yoktu. Haliyle, parti ileri gelenlerinin hiç birisi aday olmaya cesaret edemiyordu… Öyle ya, rahmetli Hacı Mehmet Çalık çok güçlü adaydı, o nedenle cesaretleri de yoktu…
***
O yıllarda, Niyazi Bey, Kayseri’den ayrıydı… Müteahhitlik yaptığı Bursa’dan yeni gelmişti, Kayseri’ye… Yakın çevresi dışında pek tanıyanı da pek yoktu… Üstelik CHP’li olmadığı da söyleniyordu… Kayınpederi merhum Münüp Akkaş, “sık” Demokrat ve Adalet Partiliydi… Eşleri de yine Demokrat ve Adalet Partili Özsarıyıldız ailesinin kızları…
***
Dayısı, merhum Münüp Üstündağve ortağı Alaattin KamaşakCHP’li idi… Onların bir oturma grubu vardı… Noter Ali Galip Sümengen, Şaban Kulkuloğlu, Süleyman Sağlamvs… İşte o toplantıların birisinde Niyazi Beyin ismi telaffuz ediliyor ve parti “akilleri”,“münasiptir!” diyor, aday olmasını istiyorlar ve aday oluyor…
***
Tabii, bu esnada beklenmedik bir olay gerçekleşiyor, Adalet Partisi’nde. Parti içi çekişmeler, Çalık’ın adaylığını engelliyor. Bunların başında da Hayrettin Nakipoğlu, KamilÖzarıyıldız ile Ahmet Topçuoğlu, Mustafa Kılnamaz (Kıyak) gibi isimler… Buna sinirlenen, Çalık bağımsız aday oldu…
***
Olunca ne oldu?Çalık 5.425, partili rakibi Hacı Mustafa Ömerli 9.590, CHP adayı Bahçecioğlu 12.091 oy aldı ve seçimi kazandı… Bir daha, “46 Ruhu”, belediye adımını atamadı…
***
Benzeri durum, 1989 seçimlerinde de ortaya çıktı. Niyazi BeySODEP’ten aday oldu ve 38.836 oy ile kazandı. Kaybetmesi mümkün olmayan ANAP adayı Hüsamettin Çetinbulut, parti içi çekişmeler sonuncunda 37.059 oy almıştı. Üçüncü sıradaki DYP adayı Mehmet Selçuk Mehmetbeyoğlu 32.230 oy da kaldı…
***
Bu seçimlerde bir şey daha oldu… Bu, 1994 Belediye seçimlerinin bir anlamda ayak sesleriydi… Refah Partisi Adayı Mustafa Yemlihalıoğlu 15.216 oy aldı… Nitekim, 1994 Belediye seçimlerinde Refah adayı Şükrü Karatepe 68.665 oyla ipi göğüsledi. MHP aday Durdu Özer ise, 56.546;ANAP adayı Şevket Bahçecioğlu 33.800;Sosyal Demokrat Halkçı Parti’den aday olan Niyazi Bey ise27.747 oy da kaldı…
***
Artık, bundan böyle Kayseri’de “Milli Görüş” ve “Ülkücü” rüzgarı esmeye başladı, diğer partilerin esamesi bile okunmadı… Demek ki, otuz yıldır bu böyle devam etti… Edeceğe de benziyor.
***
Demem o ki, gerek 1973 ve gerekse de 1989 belediye seçimlerini Niyazi Bey, sağ oyların bölünmesi sonucunda kazanmıştı. Diyeceksiniz ki, 1977 seçimlerinden neden söz etmiyorsunuz… Edeceğim… Bir kere Niyazi Bey Başkan olarak seçimlere girdi. Tabii, bu yeterli değildi… Nitekim, yeterli olsa, başkan olarak girdiği 1994 seçimlerini kaybetmezdi.
***
1977 seçimlerini etkileyen önemli iç ve dış olaylar vardı. Bunları göz ardı edemezsiniz. İçeri de “Karaoğlan”rüzgarı esiyor… Güçlü sendikalar ve STK’lar vardı… Dışarıda ise, “sosyalizm”, “sosyal demokratlar”“Godot Beklenir” gibi bekleniyordu…
***
Gelelim günümüze… Refikimiz Recep Bulut, AK Parti merkez adalarının, kimler olabileceği, ibrenin kimlere yöneldiği konusunda uzun bir bilgi vermiş. Tabii, onunkisi bir tahmin ama çok güçlü… Benimkisi de öyle…
***
Ben, bir yazımda, şayet Memduh Büyükkılıç; “adayım” derse, Tayyip Bey, bunu “geri çevirmez!”, önünü de kimse kesemez demiştim. Bunu da iki ismin geçmişten gelen güçlü bir “dostluğuna/arkadaşlığın” bağlamıştım. Yine tekrar ediyorum, Memduh Başkan, kim ne derse desin, Tayyip BeyinKayseri’de en güvendiği kişi…
***
Biraz geriye, 2019 yerel seçimlerine gideceğim… Hem yazdım ve hem de yüzüne söyledim Başkanımız Mustafa Çelik’in… Biliyorsunuz, Çelik, dört buçuk yıla yakın, hem de başarılı bir Başkanlık yapmıştı… çoğu kişi onu beklerken ben aksi görüşteydim…
***
Zira Çelik’in önünde iki handikap vardı… Birincisi Mehmet Özhaseki ile yıldızları barışmadı, ikincisi de dayısı Şaban Bayrak’tan dolayı Sayın Abdullah Gül ile yakınlığı, akrabalığı… Öyle ya, Sayın Gül potansiyel siyasi tehlike idi AK Parti için. O nedenle, olası her türlü tehlikeyi yok etmek lazımdı.
***
Sanırım, AK Parti merkezde Büyükkılıç, Palancıoğlu, Çolakbayrakdar ve Yalçın dörtlüsü ile “yola devam” diyecek ve önümüzdeki Pazar da açıklanacak… Gerçi, siyasette yirmi dört saat uzun bir zaman dense de, görünen köyde kılavuzluk istemezmiş…
***
Tabii, ben, bir umut kırmak için bir yazı kaleme almadım… Amacım, kent hafızasına bir not düşmek… Hemen belirteyim, bir defa, Yalçın’ın makamında içtiğim bir bardak çay dışında ne Büyükkılıç’tan, ne Palancıoğlu’ndan ve ne de Çolakbayrakdar’dan bir bardak çay, bir fincan kahve nasip olmadı… Bundan böyle de bir beklentim yok…