Kayseri’de üçü kamu, dört üniversite var. Özel üniversite, biliyorsunuz Nuh Naci Yazgan Üniversitesi… Cumhuriyet’in ilk dönemi önemli hayırseverlerinden merhum Nuh Naci Yazgan adını taşıyor. “Genç yaşta ölen oğlu Hakkı” için Kayseri Lisesi karşısına yaptırttığı “Köylü Talebe Yurdu” ve “Verem Hastanesi”; bir de merhume eşleri tarafından yaptırtılan; eski Çevre Yolu’nda şimdiki Kocasinan Bulvarı’ndaki “Behice Yazgan Kız Lisesi” ile tanıyoruz aileyi.
***
Daha sonra yıkılan yurt yerine yapılan devasa bina bir imar faciası olarak karşımızda durmakta. Tabii, bunu talep eden vakıf ve Melikgazi Belediyesi baş sorumlu, ortaya çıkan çirkinlikten. Umarım, en azından üzülmüştür müsebbipler. Ben, Belediye’nin yerinde olayım, ada düzenlemesi yapılırken binayı yıkarım. Yerine, uygun bir yerde, geniş bir parsel veririm. Mustafa Çelik, Büyükşehir Başkanı iken, Kiçikapı’yı da içine alan düzenlemede öngörülüyordu, yıkım işi. Ne oldu bilmiyorum?
***
Üniversiteyi kuran, bugünkü durumuna getiren hizmet erlerinin lokomotifliğini Mustafa Nevzat Özhamurkar yapıyor. Özhamurkar tüccar ve sanayici. İmar uygulaması ve mimari projelerin liderliğini de Y. Mimar Nurettin Özgen yapıyor. Özgen, Orgeneral Necati Özgen’in abisi. İncesulu… Rahmetli Başkan H. Mehmet Çalık’ın da damadı. İyi ki de varlarmış. Güzel bir eser kazandırdılar, şehrimize ve ülkemize.
***
Diğerleri Erciyes Üniversitesi (ERÜ), Kayseri Üniversitesi ve Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ). Kayseri Üniversitesi, “Fetö” nedeniyle kapatılan Melikşah Üniversitesi mekanlarında kuruldu. ERÜ, yarım asırlık bir geçmişe sahip. On,“kamu araştırma üniversitesi” arasında. Rüştünü kanıtladı artık… Dört üniversitemiz tesisleri, ERÜ’nün ilk tesisleri hariç, neredeyse, özel kaynaklarla, Kayserili hayırseverler tarafından yapıldı.
***
İki ay kadar önce Sayın Abdullah Gül, twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi;“Abdullah Gül Üniversitesi’nin, ‘World’s Universitieswith Real Impact 2022’e göre ‘Global Top 100 Innovative Universities’ sıralamasında yenilikçilik, uygulanabilirlik ve etki ölçütleri kapsamında dünyanın prestijli üniversiteleri arasında 23. sırada yer aldığını gururla öğrendim. AGÜ’nün değerli rektörünü, akademik kadrosunu ve kıymetli öğrencilerini bu önemli başarı için yürekten kutlarım."
***
Evet. Aynı duyguları biz de paylaşıyoruz. Bekledik ama ne yazık ki, şimdi yolları ayrılan ‘Abdullah Ağabeylerinin ismini taşıyan AGÜ’nün bu başarısı, AK Partililer tarafından paylaşılmadı. Ne yazık ki!..
***
Siyaseten ayrı düşebilirsiniz, “dün abi abi!” diye etrafında pervane gibi döndüğünüz, çoklarınızın siyasal varlık nedeni Abdullah Bey’in adını taşıyor diye, önemli bir başarıyı görmezden gelmek, yok saymak doğru değil. En azından, “Ahde vefasızlığın” ta kendisi.
***
Unutmasınlar, hiç birisinin esamisi okunmazken Sayın Gül, “tek seçici” idi Kayseri’de. Bunları sahneyi siyasete çıkarttı. Ama ne yaparsın siyaset böyle bir şey. “Ahde vefa”duygusunu öldürür. Lidere, “taparcasına” bağımlı hale getirir. Sanılmasın ki, Kayseri siyasi tarihi bunları yazmayacak. Hem de isim isim… Neyse!..
***
“AGÜ bu yıl beşinci mezunlarını verecek. 20 Temmuz Çarşamba günü gerçekleştirilecek mezuniyet törenine 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de katılacak. Gül’ün de katılımıyla gerçekleştirilecek olan törene veliler, protokol, öğretim görevlileri, iş ve sanayi dünyasından konukların da aralarında bulunduğu çok sayıda davetlinin katılımı bekleniyor.” Haber böyle düştü basına.
***
Üniversite personeli, veliler ve öğrencilerin katılacağı muhakkak. Ama AK Parti ileri gelenlerinin, iş adamı ve sanayicilerin katılacağını hiç sanmıyorum. Mesela MÜSİAD’ın asla ve asla katılmayacağından eminim. Bir bildiğim mi var? Yok… Ama “günün mânâ ve önemine göre” davranacakları kuşkusuz. Katılsınlar da bir görelim, nasıl “aforoz” edilecekler bir görün. Yine eminim, AK Partiyönetici ve Milletvekilleri de katılmayacak, o gün ya izinli ya da seyahatte olacaklar. Göreceksiniz.
***
Şimdi gelelim,“zurnanın zırt dediği habere!”. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararına… 2022 yılında verilen karar, Facebook’ta, Gül’e ilişkin bir yorumla ilgili… Barış Yarkadaş kararı, Korkusuz’da köşesine taşımış (11 Temmuz 2022). Ben de kısaltarak aldım. Umarım anlam bütünlüğü bozulmaz.
***
“Sanık, dönemin Cumhurbaşkanı’nı Gül’ü kast ederek, ‘Abdullah Gül haininin yaptığı anlaşmalar… – AKP’lilere ithaf olunur’ başlıklı bir yazı yayımlıyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu dosyayı inceledikten sonra bir gerekçe yazıyor. Gerekçenin sonunda ise şu hükmü kuruyor:
“(…) Bu bakımdan olayın gerçekleşme koşulları ile birlikte sanığın amacı da gözetildiğinde sanığın yapıldığı iddia olunan anlaşmalardan hareketle Cumhurbaşkanının şahsına değil eylemlerine ilişkin eleştiride bulunduğu Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.” Kısacası, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın Gül’e‘Hain’ demesinin“hakaret suçunu oluşturmadığı’’na karar veriyor.
***
Yargıtay Ceza Genel Kurulu;“Sanığın, Cumhurbaşkanının şahsına değil eylemlerine ilişkin eleştiride bulunduğu”nu belirtiyor. Doğrusu merak ediyorum; Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmaya devam etse ve bu dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun önüne gelse yine aynı karar mı çıkardı?”
***
Peki, Sayın Gül’ün avukatı ne demiş, bu karar üzerine: “Avukat Yiğit Acar, karara ilişkin yorumunu şu sözlerle bitiriyor: ‘Özellikle iktidar mensuplarına ‘güç delisi, otoriter, diktatör’ gibi sözcüklerin dahi hakaret kabul edildiği bir yargı düzeninde, iktidar karşıtları ya da iktidardan uzaklaşmış kişilere açık şekilde hakaret olan sözcüklerin kullanılmasına izin verilmesi anayasal hakların askıya alındığının kanıtıdır’.”
***
“Abdullah Gül haininin yaptığı anlaşmalar…” cümlesinden “hainin”“döneminde yapılan anlaşmalar” olduğu sonucu nasıl çıkar, anlayabilmiş değilim.