Menü Kayseri Gerçek Haber
İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY

Tarih: 08.03.2021 09:55

ABİİİ… ÜLKEDE TUZ BİLE KOKTU

Facebook Twitter Linked-in

 

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Çin’den gelen 1 milyon doz ücretsiz aşının özel bir şirket tarafından Devlet Malzeme Ofisi’ne her bir dozu 12 dolardan fatura edilip edilmediğini sordu.

 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısı sonrası bu iddiaya cevap verdi.

 

Bir; “Özellikle bu dönemde dünyada aşı savaşının yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz ve ülkeler arası ticari sır olarak kalması gereken bilgilerin ifşa edildiğini görüyoruz.” dedi

 

İki, “Ülkeler arasında bunun ilişkileri etkileyebileceğini ve ücret ile benzeri noktalarda bunun ticari sır olarak kalmasını sözleşmeye de konduğunu ve bu nedenle de fiyatı özellikle söylememiştim ama şunu ifade etmiştim: Biz aşıyı dünyadaki bütün ülkelerin aldığı fiyattan en ucuza alan ülkeyiz. Bu iddiamın halen arkasındayım. Bu, ülkeler arası karşılıklı sözleşmeyle de ticari sır olarak korunması gereken bir durumdu.” dedi…

 

Daha başka bir sürü şeyler de söyledi ama sonunda da şöyle dedi…

 

“İddia şu: Deniyor ki, üretici firma 1 milyon doz aşı üretti ve bu 1 milyon doz aşıyı Türkiye’ye aslında bedel almadan bağışladı. Ama distribütörü (Ana dağıtıcısı) olan firma ise bunu devlet malzeme ofisine, yani devlete fatura etti. Üretici firmanın bağışlamış olduğu veya bedelsiz verdiği aşıyı, üretici firma fatura ederek devletten 12 milyon dolar para aldı. Aşı savaşının olduğu bir dünyada üretici bir firma, bir ülkeye aşıyı bedava bağışlar mı? Bunun akılla izahı var mı? Bunun mantıklı bir açıklaması olabilir mi?”

 

XXX

 

Yani bir taraf soruyor; “Bağışa para ödedin, neden?”

 

Diğer taraf cevap veriyor; “Üretici firma aptal mı bir milyon aşı bağışlasın.”

 

Üretici firma 1 milyon aşıyı, esas miktar yanında “”Bedava” verir mi vermez mi, orasını ben bilemem elbette, içinde değiliz ki işin…

 

 

Ama biz çocukken Çiftöööndeki bahçeden çifti yüz paraya marul alırdık. Sonunda bahçenin sahibi aldığımız miktara göre iki veya dört her neyse, “Baş” verirdi. Yani bedelsiz verirdi.

 

Bu bir ticari anlayış meselesidir.

 

İkincisi, bir pazarlama yöntemidir, alıcısını elinde tutabilmek için…

 

Üç, o zamanlarda da bahçeler arasında rekabet vardı, kim daha çok “Baş” verirse, satış yerine uzaklığının maliyeti de hesap edilerek çocuk aklımızla bile bahçeyi ona göre seçerdik.

 

Demem o ki, ticarette her şey mümkündür ama, “Baş” verdikten sonra parasını kimse istemezdi de almazdı da elbette…

 

XXX

 

O zaman soracağız, bu ne iş?

 

Ticari işleri, yasalar içerisinde yapıyorsan ve açıktan açığa her hangi bir işlemi olmuyorsa, hepsinin de ayrıksız, ayrıcasız, şu ya da bu şekilde kesinlikle belgesinin olması ve kayıtlara geçmesi gerekir, kaçınılmaz.

 

O zaman da ithalat yoluyla gelen aşının, elbette gümrük beyannamesi vardır.

 

Ayrıca, gerek yurt içinde gerekse uluslar arası ticarette, satıcı ile alıcı arasındaki satış koşullarının üçüncü şahıslara açıklanması gibi bir zorunluluk da yoktur.

 

Dolayısıyla bir malın alış fiyatını da üçüncü kişilerin bilme şansı da yoktur.

 

Bazı ayrı tutulan kimse, kimseler, kurum ve kurumlar dışında…

 

Tümden de belirsizlik söz konusu değildir. Gelir maliye, sorar açıp göstermek zorundasınızdır.

 

Ya da şirketsiniz, ortağınız sorar, ona açıklamak zorundasınızdır.

 

Çoklu ortak iseniz, genel kurullarınızda denetçi raporu ile bellidir.

 

Hiçbir şey yoktur ki, sonsuza kadar saklı gizli kalabile.

 

XXX

 

Gelelim iddiaya konu olan 12 milyon dolara…

 

Eğer kaçak-göçek yasa dışı işi ve işlem yapmıyor iseniz, her işlemin kesinlikle bir kaydı olması ve kaydın da yasaya uygun olarak tutulması gerekir.

 

Peki, o zaman 1 milyon doz aşı, adet itibariyle tanesi 12 dolar ise, zaten sorulacak bir şey yok. Ama anlaşılıyor ki gümrük giriş beyannamesinde 12 dolar gösterilmemiş. Belki de “Bedelsiz” gösterilmiş ve DMO’ya fatura edilirken 12 dolardan hesap edilmiş. Bu durumda arada oluşan fark, ne parası?

 

Başka bir şekil, aşının tanesi gümrük beyannamesinde düşük gösterilmiş, devlete çok büyük fiyat farkı ile fatura edilmiş.

 

Muhalefet bunu soruyor. “Bedelsiz ise neden bedel ödedin, bedelsiz değilse, bir adedi 12 dolar mı? Açığa çıktı sır, sır olmaktan da çıktı, o zaman gerçeği açıkla” diyor kanımca…

 

XXX

 

Elbette ben bu işin ne içindeyim, ne kenarında, köşesinde…

 

Ancak yaklaşık bir değerlendirme yapabilirim, o da şöyle…

 

Parasal işlemlerde, işlemin “Muhasebeleştirilmesi” koşulu vardır. Bu işlem, “Muhasebeleştirme” yolu olabilir mi?

 

Türkiye distribütörüne bir miktar “Komisyon” ödenecektir, öderken “Komisyon” demek istemezler. Üretici firma 1 milyon doz aşıyı gönderir, gümrükten bedelsiz veya düşük birim fiyatı ile giriş yapılır geçer.  Türkiye’deki temsilci firma bunu tanesi 12 dolardan fatura eder ve bedelini de alır. Adı komisyon olmaz, aşı bedeli olur.

 

Muhasebeleştirmiş oluruz, iş biter de…

 

Sorarlarsa bu kez, “Kardeş… Sen bu komisyonu ödemeden alamadın mı ki devlet olarak. Ya da hiç mi pazarlık etmedin, temsilciye bu kadar para ödenir mi? Çok değil mi?”

 

Bu da bir soru şekli olur.

 

Hani açıktan bir para ödenecek olsa, devletin “Örtülü ödeneği” var, emir gelir oradan hesapsız şekilde ödenir, hesabını da kimse sormaz yani…

 

Milleti koskoca çok ortaklı şirket kabul ederseniz, bugün olmazsa, genel kurulda nasıl olsa işin aslını anlarız… Ya da yeni yönetim gelirse, o da hesabı sorar, bizler de öğreniriz. Tabi gelirse’…

 

Bir başka açıklama yöntemi de şu şekilde olabilir örneğin, olur demiyorum ama olabilir diyorum…

 

Siyasi parti liderlerine dersin ki “Gel arkadaş. Bu bir ticari sırdır, senin de millet adına bilme hakkın var. Ancak sırrı saklayacağına and içersen açıklarım.”

 

Gelirler and içerler, istersen Kuran üzerine el basarak da, açıklarsın onlara.

 

Ya da TBMM’den gizli otururum istersin, orada açıklarsın. Orada konuşulanlar nasıl olsa 10 yıl gizli kalmak zorunda değil mi?

 

Zaten 10 yıl sonrasında da sır diye bir şey kalmaz, herkes öğrenir bu işteki gerçeği…

 

Öyle değil mi ama…

 

Yeter ki senin gerçek bilgiyi vermek, verebilme gibi bir isteğin ya da yetkin olsun…

 

Bir soru daha, kötü koku var mı bu işte?…

 

Abiiii… Ülkede tuz bile koktu…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —