MUSTAFA CENGİZ

Tarih: 03.03.2026 12:04

ABD-İSRAİL İLE İRAN SAVAŞI’NDA NE OLUYOR?

Facebook Twitter Linked-in

Evet…

Günün en günceli.

Sonunda BOP’ta son hamleden bir öncekine gelindi.

ABD-İsrail ile İran Savaşı’nı resmen başlattı.

Terör örgütü İsrail, ABD ile ortaklaşa İran’a füzelerle saldırdı.

ABD yeni bir Vietnam bataklığına girdiğinin farkında bile değil…

ABD-İsrail'in, İran'ın Hürmüzgan eyaletinde bir kız ilkokulunu hedef aldığı saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerin sayısı 165.

Tepedeki en etkili isimlerden birçoğu maalesef yaşamını yitirdi bu ilk saldırılarda. 

Gazze'nin durumu ortada iken yeni bir soykırım ve vahşet daha başladı.

Füzeler havalarda uçuşuyor.

Vuran, vurana.

Bu konuya dair önemli görüşler var.

Bugün bir beyin fırtınası ile neler olduğuna dair bazı öngörülerden bahsedeceğiz.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, ABD-İsrail bloğunun İran’a yönelik saldırı kapasitesini ve bölgedeki güç dengesini değerlendirdi.

“ABD-İsrail ile İran Savaşı’nda ne oluyor?” sorusuna dair bakın Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ne diyor?

“Hiçbir rejim dışarıdan gelen böylesine güçlü bir baskıya içeride tam bir dayanışma olmadan karşı koyamaz.”

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak kim mi?

Meşhur Mahir Kaynak’ın kızı.

Bu konuların bir anlamda otoritesi idi merhum Mahir Kaynak.

Kızı el almış durumda.

Onun görüşleri ile konuya bir girizgah yapıyoruz. 

DENGESİZ BİR 

DURUM VAR!...

ABD-İsrail bloğunun İran’a yönelik saldırı kapasitesini ve bölgedeki güç dengesini değerlendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, “yapılan saldırı ABD-İsrail blokunun teknik ve askeri kapasitesinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. 

Ortada aşırı dengesiz bir durum var. 

Herkesi bir vuruşta öldürmüşler.” dedi.

Prof. Dr. Kaynak, “Hiçbir rejim dışarıdan gelen böylesine güçlü bir baskıya içeride tam bir dayanışma olmadan karşı koyamaz. 

Ulusal dayanışma ise on binlerce muhalifi öldürmek yoluyla sağlanmaz; aksine direnişi kırar.” diye konuştu.

HERKESİ ÖLDÜRMÜŞLER

Bir ülkenin güvenlik mimarisinin yalnızca belirli isimleri hedef alarak çökertilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, “Bir ülkenin güvenlik mimarisini çökertmek özellikle beklenene hazırlıklı bir halefiyet sistemi oluşturan ülkelerde kişileri öldürmekle mümkün olmaz. 

Nitekim İran açısından bu savaş sürpriz değil; hazırlıkları da var. 

Ancak, yapılan saldırı ABD-İsrail blokunun teknik ve askeri kapasitesinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. 

Ortada aşırı dengesiz bir durum var. 

Herkesi bir vuruşta öldürmüşler. 

Arzu ettikleri kişi koltuğu alana kadar da gelen herkesi bertaraf edebilecek bir teknik istihbarat kapasiteleri olduğu görünüyor.” dedi.

CİDDİ BİR GÜÇ 

ASİMETRİSİ VAR

Ortada ciddi bir güç asimetrisi bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kaynak, “Gerek diasporada gerekse ülke içinde mevcut rejimi devirmeden İran’ın makus talihini değiştiremeyeceklerini düşünen muhalif kesimlerin sağladığı insani istihbarat kapasiteleri (humint) var. 

Şurası net: Hiçbir rejim dışarıdan gelen böylesine güçlü bir baskıya içeride tam bir dayanışma olmadan karşı koyamaz. 

Ulusal dayanışma ise on binlerce muhalifi öldürmek yoluyla sağlanmaz; aksine direnişi kırar.” diye konuştu.

SAVAŞIN ETKİSİNİ 

SEÇİMDE GÖRECEĞİZ

“Her iki ülkede de seçimler yaklaşıyor, savaşın etkisini göreceğiz” şeklinde konuşan ve İran’ın askeri kapasite açısından ABD-İsrail bloğuna karşı doğrudan bir savaşı kazanamayacağını öngörebilecek deneyime sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kaynak, “İran devleti bu bloka karşı askeri bir savaşı kazanamayacağını bilecek kadar tecrübeli. 

Özellikle sosyal medya üzerinden gelişen kamuoyu desteğini kazanmak adına ‘savaş sonrası iletişim savaşına’ hazırlanıyorlar. 

Orada şimdilik kuvvetliler ama algoritmaları değiştirmek hala ABD/İsrail tarafının inisiyatifinde. 

Her iki ülkede de seçimler yaklaşıyor, savaşın etkisini göreceğiz.” şeklinde konuştu.

GÜCÜ KÜÇÜMSEME 

LÜKSÜMÜZ YOK…

“Yaşanmakta olan şeyin gücünü küçümseme lüksümüz yok” değerlendirmesini yapan ve toplumsal algının önemine de vurgu yapan Prof. Dr.  Kaynak, “Bize düşen şey de net: 

Yankı odalarımızda birbirimizin fikirlerini duyarak yaşanmakta olan şeyin gücünü küçümseme lüksümüz yok. 

Bu, hazırlıksız yakalanmamıza neden olabilir. 

Gözlüksüz bakma pratiğimizi geliştirmek durumundayız.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.

KÖRFEZ ÜLKELERİ İÇİN

ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR

Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet “İran’la savaşın ikinci gününde değerlendirmem aşağıdaki gibidir: 

1. ABD için bu savaşta kritik mesele meşruiyet sorunudur. ABD bu savaşa Kongre onayı olmadan girdi. Kamuoyu desteği %25’i bile bulmuyor. Bu oran bir süper gücün uzun süreli harp yürütmesi için yeterli değildir. Yakında Amerikan toplumunda şu soru daha yüksek sesle sorulacaktır: Bu savaş gerçekten Amerikan ulusal güvenliği için mi başlatıldı, yoksa İsrail için mi? ABD iç kamuoyu bölünmüşken uzun savaş sürdürülemez. Vietnam’dan Irak’a tarih bunu gösterdi.

2. Diplomasi artık güven üretmiyor. Müzakere süreçleri askeri harekâtın uzantısına dönüştü. Masada konuşulurken sahada plan yapılıyorsa, bundan sonra hiçbir devlet güvenlik garantilerine inanmaz. Bu küresel sistem için ciddi bir kırılmadır.

3. ABD çok kıymetli mühimmatını harcıyor. Uzun menzilli önleme sistemleri ve hassas güdümlü mühimmat sınırlı üretim kapasitesine sahip. Yılda yaklaşık 800 kritik önleme sistemi üretiliyorsa ve her İran füzesine iki önleyici atılıyorsa, birkaç yüz angajman bir yıllık üretimi eritmeye yeter. Üstelik bu sistemlerde kullanılan nadir metaller Çin tedarik zincirine bağlı. Bu savaş Pasifik’e ayrılması gereken stokları da tüketebilir. Yarın Tayvan hattında bir kriz çıkarsa bugünkü kadar mühimmat olmayabilir. Ayrıca İran coğrafyası büyük. Uzun menzilli operasyon, yakıt ikmali ve uzak üs demektir. Bölgedeki hava ve deniz unsurlarının sürdürülebilirliği ciddi lojistik yük yaratmaktadır. Bahreyn’in kırılganlığı arttıkça Diego Garcia gibi uzak üsler devreye girer. Bu da özellikle AEGIS muhripleri için bir  haftalık gidiş-dönüş lojistik döngüsü demektir. 

4.İran’ın direnç kültürü hafife alınıyor. Hamaney ‘in kaybı direnci asimetrik şekilde artıracaktır. 47 yıldır yaptırım altında yaşayan, İran-Irak Savaşı’nı görmüş bir toplumdan söz ediyoruz. Rejim içi çatlak beklentisi şu aşamada gerçekçi değil. Dış saldırı içeride çözülme değil, kenetlenme üretir. İran gibi onurlu bir halk bunu yapar.

5.Körfez ülkeleri açısından alarm zilleri çalıyor. Şii nüfus yoğunluğu olan monarşiler için istikrar hayati önemdedir. İsrail’in hamleleri ve ABD’nin desteği bu istikrarı bozuyor. Burj Al Arab gibi sembolik hedeflere veya ABD üslerine düşen her füze Amerikan güvenlik şemsiyesine olan güveni aşındırır. Körfez başkentleri artık şunu görüyor: İsrail’in kararları kendi huzurlarını riske atıyor. Bu ya ABD ile mesafelenmeye ya da daha sert askeri pozisyona zorlanmaya yol açabilir. Her iki senaryo da istikrarsızlık üretir.

6. Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel dengeyi altüst eder. Bab el-Mandeb’de Husilerin devreye girmesi sigorta maliyetlerini patlatır.

Özellikle Çin’den AB’ye yönelik Konteyner taşımacılığı ve enerji sevkiyatı ağır darbe alır. Varil fiyatının 150 doların üzerine çıkması ABD ekonomisinin tolere edebileceği bir tablo değildir. 150 dolar petrol ABD ve Avrupa için sürdürülebilir değildir. Enerji şoku haftalar içinde siyasi baskı üretir. 

7. Pakistan faktörü de önemlidir. Nükleer bir güçten söz ediyoruz. Suudi Arabistan ile askeri iş birliği önemlidir. Ancak Hindistan-İsrail yakınlaşması göz önüne alındığında ve ayrıca Pakistan Taliban Savaşı’nın tam da İsrail Amerika’nın İran’a saldırısından önce başlaması tesadüf değildir. Pakistan’ın oyalanması amaçlanmaktadır. Trump’ın Pakistan liderliğine övgüleri bu yüzden tesadüf değildir.

8.Türkiye açısından tablo nettir. Ortada açık bir İsrail saldırganlığı ve Amerikan askeri gücünün bu çerçevede kullanılması vardır. Ankara şunun farkındadır: İran düşerse baskı hattı Türkiye’ye dayanır. Bu nedenle İranın yanında olmak jeopolitik zorunluluktur. İran’daki Kürt gruplarının birleşmesi Türkiye için ciddi bir güvenlik endişesidir. Türkiye bu grupların birleşerek bağımsız bir kukla Kürt devletini kurmasına izin vermeyecek hamleleri desteklemelidir. 

9. ABD meşruiyetsiz, düşük kamuoyu desteğiyle, kıymetli mühimmatını harcayarak, direnç kültürünü hafife aldığı bir ülkeye karşı savaşmaktadır.

İran kısa sürede çökmez. Rejim değişimi ihtimali zayıftır.

BÜYÜK-KÜÇÜK ŞEYTAN…

Remzi Özer@OzerRemziozer “Büyük şeytan ABD’nin küçük şeytanla birlikte iran’a #saldırı düzenleyip #savaş açmasının arkasında yatan gerçekler.

1-İran’ı kendi topraklarına hapsetmek, yalnızlaştırmak ve bölgesel etkisini sınırlandırmak.

2-İran ile Çin arasındaki ticaret ve lojistiği kontrol altına almak. Nisan ayının başında Trump’ın Çin devlet başkanı Şi Cinping ile yapacağı görüşmede ABD’nin elini güçlendirmek.

3-Kontrollü kaos yöntemiyle yönetilebilir krizler üreterek ABD’nin bölgedeki hegemonyasını ve düzenleyici rolünü pekiştirmek.

4-İran’ı ‘‘İsrail’’ için bir tehdit olmaktan çıkaracak şekilde nükleer program ve balistik füzelerle ilgili ABD’nin taleplerini İran’ın kabul etmesini sağlamak.

5-İran’ın bölgesel etkisini sürdürmek isteyen siyasi ve askeri kişilikleri tasfiye etmek.

6- ‘’İsrail’’e Gazze savaşında kaybettiği bölgesel güç imajını geri kazandırmak.

7-Başta Trump olmak üzere Epstein suçlularını gündemden düşürmek ve Epstein dosyasının üzerini örtmek.

8-Bölgedeki enerji ve enerji yollarını kontrol ederek bölgeden enerji temin eden Avrupa ve diğer ülkeler üzerinde baskı oluşturarak ABD’nin bu ülkeler üzerindeki çıkarlarını gerçekleştirmek.

9-Her ne kadar Trump, rejimi değiştirmeleri için rejim muhaliflerine çağrı yapmış olsa da bu saldırılar rejim muhaliflerinin de rejim etrafında konsolide olmalarına yol açacaktır.

ENERJİ SAVAŞLARI…

Arslan Bulut@ArslanBulut9 "ABD, sadece Orta Doğu’da ve Hazar yoluyla Orta Asya’da değil, bütün dünyada, enerji kaynaklarını ve nadir elementleri kontrol altına almaya çalışıyor. 

Dolayısıyla ABD ve İsrail’in İran’a karşı giriştiği saldırı, bu büyük projenin ilk adımlarından biridir.

FİLMİN SONU YAKIN MI?!...

Sonuçta ne mi olacak?

Eninde sonunda Türkiye'de Yahudiler ile savaşın içine girecek.

Malum Kürt rolü oynayan Ermeniler halen işi azıtmış durumda sahnedeler...

Rasulullah (s.a.v)’ın şöyle buyurduğunu anlatıyor:

“Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. (Müslim)

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —