Kavaklar konusunda çok yazdım geçmişte. Belediyeler de, Şükrü Karatepe Hocamızla birlikte, kent içindeki kavaklar konusunda çok duyarlı davrandılar. Polen saçan, “kent kültürünün” bir bitkisi olmayan “kavakları” yok ettiler. Yok ettiler ama ağaç türünü de çeşitlendirdiler.
***
Bir de hakkı teslim edelim Kayseri Merkezi’nde, park ve bahçelerde bulunan ağaçların çeşitlendirilmesi merhum Başkan Mehmet Çalık dönemine denk gelir. Eskiden, genellikle akasya tercih edilirdi.
***
En son operasyonu da, tepkilere rağmen Mustafa Çelik Başkan yaptı. İnönü Parkı’nda bulunan, Kocasinan Bulvarı’na muttasıl kavakları kestirtti. Aradan zaman geçti. Adeta unutuldu, kavak... Kavak da, tıpkı akasya, pelit/meşe gibi, “arsız” bir bitki türü olduğundan, dokunmadığınızda her yeri kaplar, kısa zamanda.
***
Mesela bir bölgede, on yıl akasya, kavak, meşeye dokunmayın, her yeri kaplar, adeta ormana döner. Diğer, ağaçlara yaşama şansı tanımaz. Mesela, peyzaj için dikilen çamlar da öyle. Bir çamın altında, çimen bile doğru dürüst yetişmez. İğnesinin ve kozalağının yarattığı “pislik” bezdirir insanı. “Bastıkları yerde ot bitmez!”
***
O nedenle bu ağaçlar, hiçbir zaman peyzaj bitkisi olarak kullanılmaz. Ama bizde, bu kültür henüz gelişmediğinden özellikle çam, bağımızın-bahçemizin, parkların vazgeçilmez süsüdür. Ama büyüyünce, iş işten geçince farkına varılır ama nafile…
***
Hisarcık, Ketenlik Sokak’ta bulunan, polen saçan kavaklar, konuyu bir kez daha dile getirmeme neden oldu. İnanın, polen zamanı çok rahatsız ediyor. Nefes alamıyorsunuz. Bununla ilgili, ‘ALO Melikgazi’ye şikayette aslında bir talep de bulundum, Mayıs ayı içinde… 20 Mayıs günü, “18509 no” takip numarası ile…
***
Aynı gün saat 13.36’da kayda alındığı bilgisini verdiler. Bir saat sonra; “…Talebiniz sonuçlandırılmıştır. Sonuç açıklaması: Budanması istenen ağaçlar hususunda program dahilinde inceleme yapılıp uygun görülmesi halinde yardımcı olunacağını bilgilerinize sunar, iyi günler dileriz”, dediler. Tabi, devamındaki; “Yeşilyurt Mahallesine 945 Ağaçlı 6 km Yol 3 km bisiklet yolu” notu var. Bunu da anlayamadım. Yoksa benim talebim Yeşilyurt Mahallesi olarak mı değerlendirildi. Oysa ben, Hisarcık Mahallesi demiştim. Neyse.
***
Bir de bir saat içinde nasıl değerlendirmişlerdi, bilemiyorum. Öyle ya, olayı yerinde görmek için bile yetmez bir saat. Sonra ses seda çıkmayınca, talebimi 21 Haziran Pazartesi günü yeniledim. Ondan da bir yanıt gelmedi. Bunun üzerine, köşeme taşıma ihtiyacı hissettim. Kusura kalmayın!..
***
Talebim çok basit. Polen saçan kavakların, yanıtta belirtildiği gibi “budanması” değil, tümden “kesilmesi”. İnanın, benim gibi polenden rahatsız olanları, çok olumsuz etkiliyor. Kaldı ki, geçmişte belediyelerimiz, bu tür kavakları kesmişti. Şehir içinde… Biliyorsunuz; Her ne kadar Hisarcık, kırsal olsa da şehrin bir mahallesi oldu artık.
***
Yukarıda da söyledim. Kavak, kent peyzajı/kültürü için uygun bir tür değil. O nedenle, dikmemek, büyütmemek lazım. Unutmayın kavak, çam gibi, meşe gibi bir“endüstri” bitkisi. Mesela, Kırşehir’de, kız çocuğu doğduğunda epey bir kavak dikerlermiş. Evlilik çağına gelince bunları keser ve “düğün masrafı” olarak kullanırlarmış.
***
Bir kavağın ekonomik ömrü, 18-20 yıl kadarmış. Bir de kavakçılık için, sulak arazi şart. O nedenle ırmak ve dere kenarlarında bol olur. Bir de, kibrit sanayinde kullanılan Kanada kavakları var. Bunlar, selvi (Sevi) gibi değil, bir normal ağaç gibi büyür. Halk, ilkine “erkek”, ikincisine “kancık” kavak der.
***
O nedenle, “ekonomik ömrünü” dolduran kavakları… Mutlaka kesmek gerekir. Aksi halde, bırakınız “kereste” olmayı, “baltalık” yani “odun” bile olamaz. Daha doğrusu odun olarak tercih edilmez. Saman alevi gibidir… Çok mu iktisadi düşünüyorum. Evet, doğru… Unutmayın, “iktisadi aklı” olmayan toplumlar batar.
***
Mesela, çoğu bağlarda, kellenmiş, dalları kesilmiş, tepe sürgünü kırılmış, yarım asırlık hatta daha yaşlı bir sürü çam var. Bunlar ne diye hâlâ yerinde tutulur ki? Anlamak mümkün değil. Onları da temizlemek, endüstriye katmak, dallarını yakacak olarak kullanmak gerekir. Tabii, taze, gürbüz, canlı, her yıl sürgün verenlerden söz etmiyorum.
***
Tabii, bu dediklerime kızacak, tepki verecek çok olacak biliyorum ama “ekonomik ömrünü” doldurmuş çam, kavak, meşe gibi endüstri bitkilerini mutlaka ekonomiye kazandırmak gerekir. İnşallah, bizlere hayatı zehir ettiren, yaşları dolmuş diğer kavaklara da sıra gelir.