Yer, Türkiye’nin en güzel ilçelerinden biri…
Karadeniz’in şirin bir ilçesi…
Akçakoca…
Ankara-İstanbul karayolundan geçerken, Düzce’den kuzeye doğru içeri dönersiniz, Karadeniz’e ulaştığınızdaki ilk ilçedir.
Çok sevdiğim yerlerden biridir Akçakoca. Rahmetli Babamın Kdz. Ereğli Kadastro Müdürlüğü görevi sırasında gidip gelirken uğradığım ilçelerden.
Yakın bir gelecekte, ülkemizdeki turistik mekânlardan biri olmaya aday.
Ve buranın “Devlet görevlileri”nden birisi, İlçe Müftüsü…
Bu kişinin görevi, ilçedeki din işlerini ve din görevlilerini yönetmek, toplumu İslam dini konusunda aydınlatmaktan öte bir şey değil.
Ancak bu “Zavallı” adam, ki adam demek bile caiz değil, akıl ile, İslam dininin esasları ile açıklanamayacak bir cümle kurmuş kürsüden…
“Selanik göçmenlerinin yüzde 90'ı Sabetayist. Aslında Müslüman da değil."
Lafın neresinden tutarsanız tutun, elinizde kalır…
Birincisi, sana ne, kim ne ise o.
İkincisi ama en önemli bölümü, bu lafın nereye yönelik, kimi hedef alarak söylendiğidir.
Bilginiz olduğu gibi, AKP iktidara geldiği günden beri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Baştan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere, isimlerini silmek, yok saymak için çırpınışlarda bulunan yobaz, hatta dini kullanan birçok dinden habersizler, hatta dinsizler var.
İşte o müftü görevinde bulunan ve derhal görevden alınıp devlet hizmetinden de uzaklaştırılması gereken kişi de bunlardan biri, aslında doğrudan Atatürk’ü hedef almaktadır.
XXX
Aslında bu yobaza söylenecek söz, “Hadi oradan…” kelimeleri ile başlayan cümle olmalıdır ama…
O mahlûkat, o ne idüğü belirsiz zat, aslında o cümle içinde geçecek olan hayvanın niteliğine bile layık değildir.
Layık değildir çünkü ona o kelimeyi dersem Atatürk’ün “İt”leri, Alp, Alber ve son köpeği, ölümünden sonra içi boşaltılarak doldurulan ve Anıtkabir müzesinden sergilenecek kadar tanınmış köpeği Foks’a bile hakaret olur.
O derece yani…
XXX
Değerli okurlar…
Bu insan görünümündeki mikroplar, her zaman ülkemizin rejimine, cumhuriyetin niteliklerine ve ülkenin geleceğine kasteden zavallılardır.
Yüz yıldan bu yana varlar, var olmaya devam edecekler ama başarılı olamadılar, olamayacaklar da…
Gerekli olan şey…
Atatürk’ün kendi kaleme aldığı “Nutuk” kitabının en sonundaki “Gençliğe hitabesinde” mevcut…
Yeter ki gençliği O’nun bir türlü eskitilemeyen, yok edilemeyen, yüz yılları öngören ilkelerini iyi ve doğru öğrenmelerini sağlayabilelim…
Ülkemizin bekası, birilerinin lafta kalan, meydan süsü olan söylemlerinde, sözde ilkeleri ile değil, Atatürk’ün bugüne kadar aksi kanıtlanamamış ilkelerinde yatmaktadır.
Diğer yandan, müftü bozuntusu bu kişiliksiz kişi, Kuran’ın 109. Ayetini bilmez mi madem Müslüman?
XXX
1. De ki: "Ey nankör kâfirler!
2. Kulluk etmem sizin kulluk ettiğinize.
3. Siz de ibadet etmezsiniz benim ibadet ettiğime.
4. Kul değilim sizin taptığınıza,
5. Ve ibadet edenler değilsiniz benim ibadet ettiğime.
6. Sizin dininiz size, benim dinim bana!"
XXX
Neymiş?
Kimin ne olduğu, kimseyi ilgilendirmez miş… Kuran’ın ruhu olan “en iyi ahlaklı” olmayı bir kenara bırakıp da onun bunun inancı ile uğraşacağınıza, ülkemizi, yaşadığımız toprakları bize “Vatan” olarak yapılandıran kişilere saygıda kusur etmeden minnet duyun.
Kaldı ki o kişilerin hepsi de, başta Atatürk olmak üzere İslam dinine inanan kişiler idi.
Atatürk’ün dini çarpıtanlar ile kendi çıkarlarına kullanan, cemaat, tarikat ve zaviyelere karşı verdiği mücadele, tam da bunun içindir.
Unutmayın ki Kuran-ı Kerim, hemen her dile tercüme edilmiş iken, Türkçe’ye tercüme ettiren ve insanların okuyup da anlamasını ve ona göre İslam dinini doğru yaşamasını isteyen de Atatürk’ün kendisidir.
XXX
Sonuç…
Müftü kisvesine bürünmüş zavallı mahlûkat…
Yat kalk da hakaret etme cüretinde bulunduğun Atatürk’e dua et.
Bu toprakları sana “Özgür ce yaşanan vatan” olarak yapılandırmamış olsaydı, sen şimdi kimbilir kim olurdun…
Sana “Hadi oradan …” diye cümle kurmaya başlasam, Foks’a hakaret olur…