30 Ağustos zaferinin 101. Yıl dönümü… Aslında bu, bir zafer olmanın ötesinde, üç asırlık ricatın, tersine döndüğü tarih. Daha da önemlisi, bu topraklarda bir “Türk devletinin” kurulması. Bu açıdan çok önemli. Yani, demem o ki, sıradan bir tarih değildir. Ve bu zaferin komutanı Mustafa Kemal Atatürk… Ve kim ne derse desin, Atatürk de tarihin yazdığı en büyük Türk milliyetçisi.
***
Can alıcı konu şu: Atatürk düşmanlarının asıl hedefi, kendisi falan değil. O bir fani, bir hainin romanlaştırdığı gibi “Put Adam” falan değil. Rehberi “akıl ve bilim” olan birisi hiç “put” olur mu? Asıl dertleri, bu topraklarda kurulan “Türk devleti”. Rahatsızlıkları, “Türk” sözcüğünden. Bunu asla unutmayın.
***
Diyanet İşleri ve onun başkanı Ali Erbaş Bey ve bizim Atatürk ve Cumhuriyet karşıtları görmese de, yok saysa da, unutturmak istese de büyük önder daima kalbimizde… Onun eserini, laik Cumhuriyeti, Anadolu’da kurulan Türk devletini korumaya, yaşatmaya azimliyiz.
***
Bunu Yunan perestler, Arap severler, “Keşke Yunan galip gelsin!”, “Hatay Türk toprağı” değil; “Türk diye bir ulus yok!” diyenler; mültecilerle demografik yapımızı bozmak isteyenler çok iyi bilsin…
***
Tabi, bu yazımın objesi asla ve asla, Türk tarihinin önemli bir parçası olan Osmanlı dönemi değil. O, bizim bir parçamızdır. Sonuçta Osmanlı bir imparatorluk, bir imparatorluk ve ahalisi nasıl davranırsa öyle davranmıştır. Ama kutsamamak lazım...
***
Benim derdim, Osmanlı üzerinden Laik Cumhuriyet ve onu kuranlara düşmanlık yapanlarla… Bu, üzüntü veriyor insana. İnanın, ok yaydan çıkmasaydı, kılıçlar kınında dursaydı, iyice azıtmasalardı, bu faslı açmazdım. Bizim “ecmain” bu kapıyı kendileri araladı. Her yerden saldırıyorlar. Bizlere de bazı şeyleri yazmak farz oldu. İnşallah, tadında bırakırlar.
***
Şimdi gelelim, Osmanlı üzerinden Laik Cumhuriyet ve kurucularına düşmanlık yapanlara tavsiye edeceğim kitaplara. Bunları daha önce de vermiş, hatta bazı alıntılar da yapmıştım.
***
İlki, geçen yıllarda kaybettiğimiz, Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık’ın, “Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab: Nedimler, şairler, Mutribler” kitabı. İş Bankası yayınları arasında çıktı. Bu vesile ile, Kayseri’de “satış şubesi” açan İş Bankası’nı kutluyorum. Çok iyi ettiler. Darısı, Yapı Kredi’nin başına. Kitabı, Millet Caddesi’ne açılan satış şubesinden temin edebilirsiniz.
***
Gelelim ikinci kitaba, Bostanzâde Yahya’nın “Duru Tarih”ine. Bunu, 1980 öncesi Milliyet yayınlamıştı. Yenisini “Alfa Yayıncılık”... Kitapçılarda bulabilirsiniz.
“Duru Tarih (Tarih-i Sâf), Emevi halifesi Muaviye’den (661-680) Osmanlı padişahı I. Ahmed’e (1603-1617) kadar VII-XVII. yüzyıllar boyunca İslam ülkelerinde halife, sultan, padişah olarak saltanat sürenlerin bir panoraması. Bunu, Kadıasker-müderris, dindar bir Osmanlı yazarının kaleminden okumak, günümüz insanlarına yeni bakışlar aralayacaktır. Kitap, İslam dünyasının ilk 10 yüzyılındaki egemenleri tanıtan klasik bir yapıt.”
***
Gelelim Gelibolulu Mustafa Âli’nin “Ziyafet Sofraları”na. Bunu da Tercüman Gazetesi, “1001 Temel Eser” serisinden yayınlamıştı. İki cilt olarak yayınlanan eseri, merhum Orhan Şaik Gökyay Latin alfabesi ile aktarmıştı. Sanırım, yeni baskısı yok. Ama sahaflarda bulabilirsiniz.
***
Son sırada, Şehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi’nin, “İslam Tarihi” var. Meraklılarına, merhumun “A’mâk-ı Hayal”’ini de tavsiye ederim. İslam Tarihi’ni, Ziya Nur Bey, Latin alfabesi ile yayına hazırlamıştı. Daha sonra, başka yayınevleri de bastı. Ziya Nur Beyin, itiraz babında, dipnotları ile yayınlanan kitap, önemli bir eser.
***
Evet. Verdiğim kaynaklar hep Sünni ve “ulemadan” insanlara ait. Tabii, “heterodoksi” yanı olanları vermedim. Hele şimdilik bunlar okunsun, bir bakalım. Onlara da sıra gelir. Bakalım, “kutsadığımız”, “putlaştırdığımız” dönemler ve yöneticileri/insanları nasılmış?
***
Ve nihayet Reşat Ekrem Koçu’nun “Osmanlı Padişahları”kitabi. Bunları okusunlar da görsünler özlemini çektikleri, rol model almak istedikleriOsmanlı/Selçuklu Sultanlarını, Emevi ve Abbasi halifelerini…
***
Cumhuriyet’in 100. yılında bize bu vatanı hediye eden başta büyük Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, şehit ve gazilerimizi hasret, minnet ve şükranla anıyorum. Kabirlerinde rahat uyusunlar, emanetleri emin ellerde.