Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 03.07.2023 11:26

1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ

Facebook Twitter Linked-in

Biliyorsunuz Çanakkale Boğazı’nı geçen bu köprü, bir yılı aşkın bir süre önce devreye girdi. İki kıtayı, bağlayan dördüncü köprü. Yap İşlet Devret Modeli (YİD) ile yapıldı. Tabii, günlük ve yıllık araç geçiş garantisi verildi… Sıkıntı da burada… Köprü de değil…

***

 Köprüyü “bizim müteahhitler yaptı. Eskiden bunu yapabilecek müteahhit var mıydı?” propagandasının esiri olan dostlarımıza anımsatayım… 

***

Evet… AK Parti öncesi bu tür yapıları yapabilecek bir düzüne müteahhidimiz vardı… ENKA, STFA, Yüksel İnşaat vs. gibi… Bunlar, yurt içinde ve yurt dışında, sayısız, mega projelere imza atmışlardı. Mesela, ENKA Rusya’da öncelik verilen bir konumdaydı… Bir de bugün öne çıkan firmaların önemli bir kısmı da, AK Parti öncesi 1980 sonrası sisteme girdiler. Yani, 2002 ve sonrası gökten inmediler. Unutmayın, bu bir “belleme” sürecidir. Mesela, 1950’lerde İrfanlı HES’i yapmak, Keban HES’i yapmaktan zordu. 

***

Bu hatırlatmayı, “AK Parti’den önce ne vardı. Bir şey yoktu!”, diyenlere anımsatmak için yaptım… Unutmasınlar, ülkemizde, yine AK Parti öncesi, iki köprü, bin 714 kilometre otoyol, 40 küsur bin km karayolu ve çok farklı nitelikte 300 bin km köy yolu yapıldı. 

***

Peki, 2002 öncesi yapılan bu köprü ve otoyollardan ne kadar gelir elde edildi? AK Parti öncesini yaşayan ama Türkiye’den habersiz kişilere bir anımsatma daha yapayım… 2001-2019 yılları arasında, bunlardan elde edilen gelir yaklaşık, 7,640 milyar dolar2001 ve 2002’de elde edilen yine yaklaşık 340 milyon dolar. Bunu düşün, AK Parti bunun 7,3 dolarını kullandı, 2019 sonu itibarıyla.

***

Peki, 2020-2022 döneminde, yani üç yıl gelir ne oldu? Maalesef bunu bilmiyoruz. Zira yıl yıl, ay aya, taşıt sayısı ve TL/$ olarak verilen istatistik bilgileri, ne hikmetse Karayolları Genel Müdürlüğü vermez oldu ve bu tabloyu da sitesinden kaldırdı. 

***

Neden? Neden gizlenir ki? 2019 sonuna kadar sır olmayan bilgiler neden verilmez ki? Yoksa bu da mı “Ticari Sır” kapsamına girdi? Peki, yok da ben nereden biliyorum. Vakti zamanında arşivime almışım. Bir de; “Google Amca” hiç unutmuyor. “Otoyol ve köprü 2001-2019 gelirleri” yazarsanız erişebilirsiniz. 

***

Neyse, gelelim günümüze… Son 21 yıl içinde karayolları için 2 Trilyon 550 milyarlira harcadıklarını belirten Bakan Uraloğlu, 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 29 bin kilometrenin üzerine;bin 714 kilometre olan otoyol ağını 3 bin 633 kilometreye çıkardıklarını söyledi. Demek ki, daha önce de bölünmüş yol ve otoyol varmış. Nevzuhur bir şey değilmiş.

***

Tam zamanı… Köprüyü (Çanakkale) bizimkilerin yaptığını sananlar bir hatırlatma yapayım… Ortaklar arasında Güney Koreliler de var… Bakınız nasıl?  Köprüyü, 16 yıl 2 ay 12 gün işletme süresi teklifiyle kazanan Türkiye ve Güney Koreli firmalardan oluşan;“Daelim–Limak–SK–Yapı Merkezi Ortak Girişimi”yaptı.

***

18 Mart 2022’de hizmete alınan “1915 Çanakkale Köprüsü”'nden bu arife öncesi cumartesi günü 22 bin 267 araç geçtiği kamuoyuna duyuruldu. Türkiye’de trafiğin en yoğun olduğu dönemde bile 1915 Çanakkale Köprüsü'nden geçen araç sayısı müteahhit firmalara verilen geçiş garantisinin yarısını ancak bulabildi.

***

Peki, verilen garanti neydi? Günlük 45 bin araç, yıllık 16 milyon 425 bin araç geçiş garantisi verildi. Verilen garantide araç başı ücret 15 Euro + KDV oldu. Hazine, geçmeyen her araç başına 17,7 Euro ödüyor.

***

Peki, şu soru sorulabilir? “Sen köprüye karşı mısın?” Ne diye karşı olayım ki? Hem “mega mühendislik” yapılarından gurur duyarım; “keşke ben de o şantiyede görev yapsaydım!”, diyerek bulunanları kıskanırım. 

***

Ama bunu derken şunu da demeden duramam… Ne ile suçlarsanız suçlayın, hiç de umurumda değil!.. Ben, “taş üstüne taş koyanlardan Allah razı olsun!”diyenler zümresinden değilim.

***

Yine ben; “taş üstüne DOĞRU taş koyanlardan Allah razı olsun!”, diyenler cümlesindenim. O nedenle; bir iş “fizibil” mi; sonra, maliyetine ve kalitesine, ihale şartnamelerine uygunluğuna; yapım süresinde kurallar/şartlar değişmiş mi, bunlara bakarım.

***

Ha. Aynı şartlarda “yerli yükleniciler” tercihimdir ama yabancıların yapmasına, ortak olmasına da; kamunun ya da özelin yapmasına da hiç bakmam. Ama ihalenin saydamlığına da…

Bilem anlatabildim mi?

***

Tabii, “mega yapıların”dayanak noktası da; “İtibardan tasarruf!” olmaz inancı ve “görkemli yapılara” olan tutku… Bunları, toplumun üzerinde bir psikolojik baskı olarak kullanılması…

***

Ne demek istediğimi, bir örnekle daha anlatayım. Biliyorsunuz, Atatürk Havaalanı 2018 sonunda servis dışı bırakıldı. Bu yıl sonunda dış hatlardan yaklaşık 19,2 milyonu iç ve 40,1 milyonu dış hatlardan olmak üzere toplam 68,3 milyon yolcu gelip geçmiş. 

***

Oysa büyük umutlarla yapılan, ellerin kıskandığı söylenen İstanbul Havaalanı’ndan yine yaklaşık 15,9 milyonu iç ve 48,6 milyonu dış hatlar olmak üzere 64,5 milyon yolcu gelip geçmiş. 

***

Yani,  üç yıl sonra yolcu sayısı, Atatürk Havaalanı’na uğrak veren yolcu sayısının 4 milyon altında kalmış. Oysa İstanbul Havaalanı, uluslararası hava trafiğinin önemli “transfer”noktalarından birisi olacak; Avrupa’dakilerin “pabucu dama atılacaktı!”. Unutmayın, devreye alınan “Birinci Fazı”,90 milyon kişi kapasiteli. Bakalım, bu trend ile kaç yıl sonra bu kapasiteye ulaşılabilecek?

***

Mesela, taşınma tamamlanınca günde 2 bin uçakiniş-çıkış yapacaktı. Oysa 2022 sonunda ticari uçak 343.022’de tüm uçak ise, 425.852’de kalmış.

***

Şunu sormakta haksız mıyım yani? Bu nasıl, “fizibilite”? Muhterem ahalinin dikkatini çekmese de bu fakirin dikkatini çekti. Ha… Bir doğruyu daha söyleyeyim. Hazırlayanlar bilmediklerinden değil, “işverenin” isteği doğrultusunda çoğu zaman “fizibil” çıkartırlar… Buna mühendislikte; “sabunlama” denir.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —