KADİR DAYIOĞLU


ZEMHERİ FENA VURDU ve HASTANE

“Zemheri fena vurdu!” diye başladık söze, bakınız nereye geldik. Kalan kışın bol ve bereketli yağışlı geçmesi dileği ile.


Durdu durdu kar geldi, zemherinin çıkmasına bir hafta kala fena vurdu. Şunun şurasında kışın çıkmasına beş hafta kaldı. Sonra, ilkbahar gelecek. Umarım; “baharı görmeden yaz gelip geçmez!” Öyle ya, kurak baharları çok yaşadık… Zaten, ülkemizde, “yazlar sıcak ve kurak!” geçer. 

***

Tabii, kara en fazla çiftçiler ve çocuklar seviniz. İlkler, ürün; çocuklar, bir gün de olsa okul tatil olacağı için… O nedenle, “Vali Bey amcalarında” olur kulakları. Öyle de oldu, Sayın Valimiz, ilk ve orta dereceli okulları bir gün tatil etti. Çocuklar, bir “oh! Çekti!”. Her halde bugün de tatil sürer; ne güzel, “çocuklar için kaymaklı kadayıf!”

***

Tabii, bizler de bu hali yaşadığımız için ruh hallerini çok iyi anlıyoruz. Bir de bizim dönemlerimizde, “aşı tatili” olurdu. Sağlık personelleri okullara gelir, aşı yaparlardı. Şimdi aşıların çoğu, bebeklik ve çocukluk döneminde yapıldığından, ilk dereceli okullarda yapılmaz oldu.

***

Bana sorsanız; “Mustafa Kemal Türkiye’sinin” en başarılı olduğu konu nedir deseniz, “aşı” haliyle, salgınların olmaması, derim. Biliyor musunuz, iktidarın ilk işleri arasında oldu, aşı üreten, “Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü”nü (27 Mayıs 1928) kapatmak. Ama aklımıza, pandemide geldi.

***

Mesela, bizim kuşak iyi anımsar, Hatıroğlu Camii’ni geçince solda, “Sıtma Mücadelesi” binası vardı. Semt de “Sıtma Mücadelesi” diye anılırdı. Bina, iki katlı, çatılı, taştan yapılmıştı. Yıkıldı mı? Bilmiyorum. Kent hafızasında önemli bir yeri olan bina, diğerleri gibi, mutlaka yıkılmıştır. Belleği, yok etmede üstümüze gelen olmaz. 

***

Yine mesela, şimdi İl Sağlık Müdürlüğü olarak kullanılan, Nuh Naci Merhum tarafından yaptırtılan, “Verem Hastanesi” binası da hafızalarımızda. Erciyes’e bakan arka balkonlarında, güneşlenen hastaları çok iyi anımsarım. Öyle ya; öğretmenlerimiz, “Güneş giren eve doktor girmez!” derlerdi. Allah’tan bu binayı yıkıp, yerine rezidans, AVM yaptırmadılar. Yanında da Geriatri Hastanesi var.

***

Aklıma geldi, şimdi ACIBADEM Hastanesi ek binası olarak kullanılan, “Memleket Hastanesi” de bu kentin hafızasında yer edenlerden. Yapımına, Osmanlı’nın son döneminde, merhum Turan köyünden, Yunus Bekir (1868-1931) gayreti ile başlanan, Cumhuriyet’in ilk yıllarında tamamlandı, 1924 yılında Atatürk tarafından servise alındı. ACIBADEM Grubu güzelce restore ettirdi. Kadirbilirlik yapıp, salonun birisine “Yunus Bekir” adını verdiler. Tabii, Büyükşehrin umurunda mı? “Basın Müzesine” Yunus Bekir adını veremezler miydi? 

 

Yunus Bekir, Kayseri’de yayımlanan ilk Türkçe gazete “Erciyes Gazetesi”nin yayımlanmasına öncülük etmiş, Mesul Müdürlüğü’nü yapmış İmtiyaz Sahibi…  Kayseri’ye yetmiş kadar ilkokul yapılması ve “Memleket Hastanesi”nin yapımına öncülük etmiş. Hatta, Bünyan Santralını kurmak istemiş ama birinci harp engel olmuş. Türkçü ve ittihatçı, Talat Paşa’nın yakın arkadaşı, Haydarpaşa Cerrah Mektebi mezunu, doğum yeri Dimidire’ye, Turan ismini o verdirmiş.

***

Yine sağlık hizmeti olarak kullanıyor. Biblo gibi bir bina. Yeni binalar da, eski binaya çok uyumlu yapıldı. Rahmetli peder, bir yaz günü, “tud”tan düşmüş, kafası yarılmış, eşek sırtında, Gürle Reyhan Bucağı’nda ki bağımızdan “Memleket Hastanesi”ne getirmişler, orda pansuman yapılmış, “dikiş atılmış!” Sonra Devlet Hastanesi yapılınca, burası kapatılmış. Sanırım, Tekel’in deposu haline getirilmiş. Sonrası, malum…

***

Şimdi de Devlet Hastanesi’nin yerle bir edip, yerine AVM ve Rezidans konduracaklardı. Başta bu fakir olmak üzere tepkiler gelince, sağduyu galip geldi, yıkılmadı, hizmet vermeye devam ediyor. Yerleşkede bulunan amaca uygun olmayan ve özelliğini kaybeden binalar yıkılıyor, yerine uygun binalar yapılıyor. Bazıları da proje halinde, “elinden tutacak” bir siyasi otorite bekliyor. 

***

Allah’tan başında, çok çalışkan bir Başhekim var, Doç. Dr. İsmail Altıntop… Çalışmalarını taktirle izliyoruz. Umulur ki, onu görevi uzun sürer Hocamızın, projelerini hayata geçirir.

***

Bir de, yerel deyişle Şehir Hastanesi, “İtin öldüğü yere yapıldı!” Projenin büyüklüğü ve yapım şekli elbette tartışılacak. Yer seçimi, kesinlikle yanlış. Aklı eren, ermeyen; bilen bilmeyen herkese sorun, yer seçiminin yanlış olduğunu size söyleyecek.

***

İşin uzmanı değilim ama bir mühendis refleksi ile baştan beri söylediğimi bir kez daha tekrarlayayım.  BELSİN tarafına, mesela, ana cadde üzerinde bulunan “Orman Fidanlığı” içerisine, 250-300 yataklı; İLDEM tarafına, yine benzeri büyüklükte bir hastane daha yapılabilirdi. 

***

Nitekim, bu eksikliğin, yanlışın farkına varan Mustafa Çelik, İLDEM tarafında, hastane için yer ayırdı, dönemin Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun bir Kayseri ziyaretinde, yerini gösterip, bir hastane sözü almıştı. Çelik gitti, hastane de unutuldu gitti. 

***

Tabii, yeni hastaneler yapılırken, tarihi Devlet Hastanemiz de rehabilite edilerek, hizmete devam edecekti. Devlet Hastanesi’nin yıkımına engel olduk. Engel olanlardan birisi de Dr. İsmail Tamer idi. Onun da hakkını teslim etmek lazım. Yoksa, Büyükşehire kalsa, şimdiye kadar çoktan yok edilmişti.

***

Yazılarımdan anımsayacaksınız. Vali konağı ve eski Halk Evi’nin bulunduğu ada da, “Sahabiye Dönüşüm Projesi” kapsamında yok edilecekti. Buna da bu fakir engel oldu. Belediye yetkilisi, “yıkalım da gör!” demesine rağmen ada korundu. Bunda da Başkan Mustafa Çelik’in çok duyarlı davrandığını teslim etme noktasındayım.

***

“Yıkalım da gör!” diyen Büyükşehir bürokratı ne oldu biliyor musunuz? Bakanlık’ta Genel Müdür oldu…

***

 “Zemheri fena vurdu!” diye başladık söze, bakınız nereye geldik. Kalan kışın bol ve bereketli yağışlı geçmesi dileği ile.