MUSTAFA CENGİZ


ZAMANI GELDİ SANIRIM!...

Bizim mücadelemiz; Cumhuriyetle monarşinin.. Laiklikle istismarın.. Liyakatla kayırmacılığın.. Samimi inançla batılın.. Helalle haramın.. Bilimle hurafenin.. Medeniyetle yobazlığın.. Adaletle zorbalığın.. Ezilenle ezenin.. Namusluyla ahlaksızın.. Hırlıyla hırsızın.. Hayırla şerrin.. Mertle namerdin.. Vatanseverle hainin.. Huzurla kaosun.. Barışla savaşın.. Vicdanla cüzdanın.. Aydınlıkla karanlığın.. Doğruyla yanlışın kavgasıdır..


Evet...

Zamanı geldi sanırım.

Siz zannediyorsunuz ki Erdoğan-Gül, Erdoğan-Gül, Erdoğan-Akşener görüşmesini yazacağım.

Siyaset ısınıyor.

Onun izdüşümleri ölmezsek bayram sonrasına.

Bugün yine farklı bir ses.

Farklı bir bakı açısı.

Bir kez daha bu köşede onu ağırlamak lazım.

Türkiye'de son dönemde önemli şeyler oluyor.

Birçok kişi bunları samimim ve açık yüreklilikle seslendirmek yerine "Acaba son turda ne kaparım?" derdinde.

Doğru konuşan üç beş kişiden birisi siyaset arenasında.

Peki kimden söz ediyoruz?

Dr. Vecdet Öz.

Adli Tıp Öğretim Üyesi ve Adalet Partisi Genel Başkanı.

Sosyal medyada paylaşımlarını da tek adresi olan Dr.Vecdet Öz @oz_vecdet ile yapıyor.

Peki neler mi söylüyor?

Buyurun hep birlikte bir göz atalım.

Bakalım sizin de aklınıza gelen, dilinizin ucuna gelipte söyleyemedikleriniz var mı acaba?

İki yüzlü Türk siyasetini yerden yere vuruyor Öz.

Ve... Bakın bu konuya dair söylemi ne?

RİYA DİZBOYU.!

Siyasette yumuşama ve uzlaşı kültürü söylemi işin hikaye kısmı ve bahanesi..

Gerçek elbette ki kısa sürede tüm detaylarıyla ortaya dökülecektir..

Zira hiçbir sır saklı kalmaz..

Muhalefetin yırtıcı simalarının bir anda yüzünün şeklini, saçının rengini, beden dilini değiştirmiş olması; geçmişle özdeşleşmiş imajdan kurtulma, ben artık eski ben değilim, söylediklerimin üstüne sünger çektim, emret reis seninleyim demenin içgüdüsel ve psikolojik bir ifadesidir..

Hep söylüyorum; “Omurga sadece bedenimizi taşıyan bir kemik yığını değildir.. Şerefli ve onurlu olmanın, baş koyulan davada dik durmanın sembolüdür.. Namuslu bir siyasetçinin olmazsa olmazıdır..”

Gelecekte siyasi tercihlerinizi yaparken lütfen yaşanan iki yüzlülüğü unutmayın, geçmişin hatırası uğruna körü körüne parti bağımlısı olmayın ve bundan böyle ülkenin selameti için omurgalı ve vatansever siyasetçilerin yer aldığı yeni ve milli bir siyasi yapıya destek verin..

Bu amaçla yola çıkardığımız “Kurtuluş İttifakı” umarım bu minvaldeki beklentilerinizin karşılığı olur..

Nokta atışlarına devam ediyor Öz.

Ve… Diyor ki; 

NİHAİ HEDEF SİVİL ANAYASA’DIR.. 

Türkiye’yi bilim ve akıl yolundan ayırmanın tek yolu Atatürk’ü itibarsızlaştırmak, kurduğu çağdaş Cumhuriyeti yok etmek ve rotayı Ortadoğu bataklığına çevirmekten geçer.! Bu ise önce tek adam rejimine ardından da din sosuna batırılmış köklü bir anayasa değişikliği ve örtülü şekilde mutlak monarşiye geçişle mümkündür.! Bu yüzdendir ki hangi muhalif parti Atatürk ve Cumhuriyet diyorsa rakip değil düşmandır ve alt etmek için her yol mübahtır.! Ana muhalefetin yıllardır dizayn edilme çalışmaları ve nihayet başlatılan diyalog süreci bu faaliyetin önemli bir parçasıdır.! Güvenilen dağlara kar yağdı sözü karşılık bulmuştur.! Sizler hala hatıralarınızdaki CHP’yi arkanızda sanıp elinizde dürbün ufukta demokrasi ararken emperyalist proje işbirliği içinde hedefine varmak üzeredir.! Anayasa değişikliği altın vuruş olacak ve amaç kuvveden fiile geçmiş olacaktır.! Bu ülkenin çok büyük bir bölümü modern insanlardan oluşmaktadır, böyle bir şey asla olmaz demeyin; lütfen aşağıdaki resme bakın ve bir zamanlar Afganistan’ın da modern bir ülke olduğunu unutmayın..

Herkesi göreve davet ediyor.

Bakın son çağrılarından birisinde ne diyor Dr.Vecdet Öz?

ÖĞRETİM ÜYELERİ KONUŞMAK 

İÇİN NEYİ BEKLİYORLAR.?

Türkiye’de 200’ün üzerinde yüksek öğretim kurumu ve bu kurumlarda görev yapan 200 bine yakın öğretim üyesi vardır..

Görevleri, yaşamın her alanında araştırma yapmak, olanlarla olması gerekenler arasında köprü olmak, müspet ve menfi durumları resmi yetkililere aktarmak, her türlü olumsuz ve çözümler konusunda topluma gerçekleri söylemek, bilgi kirliliğinin önünü kesmek ve vatandaşları irşad etmektir..

Ekonomi, bankacılık, hazine, maliye, içişleri, savunma, bayındırlık, imar, iklim, meteoroloji, orman, çevre, turizm, sağlık, eğitim, adalet, sosyal güvenlik, planlama, istatistik, arge, havacılık, denizcilik, balıkçılık, tarım, hayvancılık, sanayi, teknoloji, üretim, istihdam, iletişim, bilişim ve daha onlarca yaşamsal bileşenin onun bunun elinde kaldığı ve ülkenin her alanda felakete sürüklendiği bir süreçte konuşmak için daha neyi bekliyorlar.?

Ehil ve konunun uzmanı olmayan onca lüzumsuz ve ne olduğu belli olmayıp televizyonlarda sürekli bağrışan ve halkı yanlış yönlendiren herbokolog  şahsiyetlere nasıl tahammül ediyorlar.?

Özellikle ekonomi fakültelerinde görev yapan yüzlerce öğretim üyesine sormak istiyorum; hiçbir akademik eğitimi olmayanların ekonomiye yön vermesi, NAS politikaları, Amerikan ve İngiliz menşeili ekonomi uzmanı getirilmesi hiç mi onurlarını kırmadı.?

Cumhuriyet’in hocaları, Atatürk’ün açmış olduğu medeniyet yolu sayesinde sahip oldukları akademik ünvanların hakkını neden vermiyorlar.? Bu ülkeye olan borçlarını neden ödeyemiyorlar.!

Anlıyorum ki az sayıdaki istisna hariç tamamı korkuyor ve olanları sessiz sedasız tribünden seyrediyorlar.!!

Taşın altına elini koymuş bir öğretim üyesi olarak maalesef söyleyecek söz bulamıyorum..

Ne diyelim, yazıklar olsun..

Finali hedefleri ile yapalım Öz’ün…

Kısa ama soyadı gibi ÖZ…

BİZİM MÜCADELEMİZ…

Cumhuriyetle monarşinin..

Laiklikle istismarın..

Liyakatla kayırmacılığın..

Samimi inançla batılın..

Helalle haramın..

Bilimle hurafenin..

Medeniyetle yobazlığın..

Adaletle zorbalığın..

Ezilenle ezenin..

Namusluyla ahlaksızın..

Hırlıyla hırsızın..

Hayırla şerrin..

Mertle namerdin..

Vatanseverle hainin..

Huzurla kaosun..

Barışla savaşın..

Vicdanla cüzdanın..

Aydınlıkla karanlığın..

Doğruyla yanlışın kavgasıdır..