KADİR DAYIOĞLU


YÜZDE 11 BÜYÜDÜK (DEVAM)

2020’de Türkiye’de zenginlerin toplam gelirdeki payı yükselirken, “ciddi maddi yoksunluk” oranı da artış gösterdi.


Dün biraz değinmiştim, “büyümeye”… Bugün de devam edeceğim. “Büyüdük” ama nasıl? Bunun dünya ölçeğindeki yeri nedir? Unutmayın; pandemi sonrasına yakın tüm ekonomiler büyümeye başladı. Bizimkisi ise tahminlerin üzerinde oldu… Bir hesap müdahalesi var mı? Bilmiyoruz. Bunun nedenini de en iyi TÜİK bilir. Düşünebiliyor musunuz; en güvenilir olması gereken TÜİK, güven bunalımı yaşıyor.

 ***

Global ekonomi yüzde 5,9; Gelişmiş ülkeler yüzde 5,0; Gelişmekte olan ülkeler yüzde 6,5; Çin yüzde 8,1. Biz, yüzde 11… Bir de bizim büyümelerimiz pek istikrarlı değil. Son dört yıl;  “yüzde 2,8; 0,9, 1,8, 11,0” gibi… (Esfender Korkmaz. Yeniçağ). 2022 için ise,  yüzde 3,3 (IMF) bekleniyor.

***

Biliyorsunuz, AK Parti’nin hedefleri arasında, 2023’te, dünyanın “ilk 10” ekonomisi arasına girmek vardı… Öyle ya, kanat takıp uçuyorduk… Gelinen noktada, bırakınız “ilk 10”a girmeyi, “üçüncü on” kümesine düştük, 21. olduk, 802,6 milyar dolarla. Üstümüzde 811 milyar dolarla İsviçre ve 843 milyar dolarla Suudi Arabistan var. Diğerleri bir trilyon doların üzerinde…

***

Zirvede 23 trilyon dolarla ABD ve 17 trilyon dolarla Çin var. 5 trilyon dolarla Japonya üçüncü, bizi kıskanan Almanya 4 trilyon dolarla dördüncü sırada…

***

Almanya ile nüfusumuz hemen hemen aynı ama üretimi beş kat fazla… Bu ülke ile 3 trilyon dolarla ve beşinci sıradaki İngiltere bizi nasıl kıskanıyor, anlamak mümkün değil… Onuncu sırada Güney Kore’nin GSYH’sı 1,8 trilyon ve 17. Sıradaki İran’ın 1,1 trilyon dolar… (Rakamlar Esfender Korkmaz, Yeniçağ)

***

Eeee… Propagandanın kitabını yazan (Gobels) boşuna dememiş: “Öyle büyük yalan söyleyin ki, herkes inansın…” Tabii, bir müddet sonra söyleyen de inanıyor.

***

Şöyle bir altmış yıl geriye baktığımızda, on yıl hariç ülkemiz hep “ilk 20” ülke içerisinde olmuş. Mesela, 1960’ta 12.; 1961’de 16. sıradayız… Hatırlarsanız, AK Parti kendisinden önceki 80 yılı üçe-beşe katlamıştı.

***

İktisatçı Çağdaş Şirin, Türkiye'nin altmış yıllık serüvenini tek bir grafikte gösteriyor. Son 54 yılın 44'ünde (2013) Türkiye hep “ilk 20” büyük ekonomi içerisinde yer aldığını söylüyor. Biz de bazı bilgileri bu çalışmadan aldık.

***

Tabii, bu büyüme, “gelir gruplarına” nasıl yansıyor? Gelir dağılımı nasıl? Bunun önemli göstergesi “Gini katsayısı” kaç? Bunlar bilinmeden, rahmetli İdris Küçükömer Hocanın ifadesi ile ülke “Lorenz Eğrisi” çizilmeden, ne halde olduğumuzu anlayamayız. Herhalde, ekonominin kitabını yazanlar bu “eğriyi” duymuştur.

***

Tabii, hocamız bunu derken; “Komünistler Moskova’ya!”, diye tempo tutarlardı arkasından. Öyle ya; gelir dağılımı, yoksulluk, solun/komünistlerin derdiydi. Sağ aydınlar, sağın okumuş-yazmışları ise, “fakirlerin, zenginlerden önce cennete gideceğini” inandırmaya çalışırdı topluma.

***

Bakalım TÜİK bu konuda ne diyor? Son yapılan araştırma (2020) sonuçlarına göre; en yüksek eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 1,2 puan artarak yüzde 47,5'e yükselirken, en düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay 0,3 puan azalarak yüzde 5,9'a düştü. Yani, zengin biraz daha zengin; fakir ise biraz daha fakirleşmiş.

***

Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, “sıfıra” yaklaştıkça gelir dağılımında düzelmeyi, “bire” yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmekte. En son yapılan araştırma (2020) sonuçlarına göre Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,015 puan artış ile 0,410 olarak tahmin edildi.  

***

2020’de 0,410 olan Gini katsayısı 2005 yılında 0,38'e kadar düşmüştü. 2006 yılında yeniden yükselen oran 2014 ve 2015 dışında 0,40'ın üzerinde yer aldı.   Yani; “batı yakasında değişen bir şey yok.” Giderek de bozulan bir seyre sahip.  AK Parti iktidarının geldiği nokta burası. İstedikleri kadar kaçtık, uçtuk, alem bizi kıskanıyor, desinler. İnsanlar, yaşadığı hali bilmez mi?

***

Toplumun gelirden en fazla pay alan yüzde 20'sinin elde ettiği gelirin en az pay alan yüzde 20'sinin elde ettiği gelire oranı (P80/P20) 7,4'den 8,0'e; gelirden en fazla pay alan yüzde 10'unun elde ettiği gelirin en az pay alan yüzde 10'unun elde ettiği gelire oranı (P90/P10) ise 13,0'dan 14,6'ya yükseldi, 2020’de.

***

Bu iki veri, bir başka ifade ile şunu söylüyor bize: Gelirden en fazla pay alan yüzde 20, en az pay alanın 8 katı pay alıyor. Diğeri ise, daha yüzde 10’luk dilimlere ayırdığımızda en fazla alan, en az alanın yaklaşık 15 katı gelire sahip.

***

Bir de bunu yüzde 5’lik dilimlere ayırın bakalım nasıl bir tablo çıkacak karşımıza? En az 30 katı… Buna göre hesaplayın, buna göre görün zengin ile fakir arasındaki uçurumu. 2021 yılında kişi başına 85 bin lira düştü denilen paranın nasıl dağıldığını bir görün… Aslında bunu, “fakir-fukara” görmeli. Görmeli ki, siyasal tercihini ona göre yapmalı.

***

İsterseniz, “komünistlik yapmaya!” devam edelim. Bazı yazılarıma bakıp rahmetli Veli Altınkaya; “Yine komünistlik yapmışsın abi!”, derdi. Öyle ya haksız değildi. Tabii, o yıllarda “yol geometrisinden” falan söz ettiğimden, Büyükşehir’in bazı ileri gelenleri; “Komünist dönemden kalma bilgilere sahip elektrik mühendisi!” demişlerdi.

***

2020’de Türkiye’de zenginlerin toplam gelirdeki payı yükselirken, “ciddi maddi yoksunluk” oranı da artış gösterdi. “Eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirine" göre, en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay, 2020'de bir önceki seneye kıyasla 1,2 puan artarak yüzde 47,5'e çıktı. Demek ki, ülkemizde yaklaşık 5 milyon hane gelirin yarısına yakının alıyor. Geri kalan 20 milyona yakın hane, geri kalan geliri paylaşıyor.