KADİR DAYIOĞLU


YÜZDE 11 BÜYÜDÜK

Görünen refah artışı sabit fiyatlarla artışın gösterdiği kişi başına yüzde 50’lik bir artışı gösteriyor.  


Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre, Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH/2021), “zincirlenmiş hacim endeksi” olarak bir önceki yıla göre yüzde 11,0 arttı. Güzel şey… Büyükçe de bir rakam. Rakam doğru da acaba sanal bir sonuç mu? Klasik ya da bildiğimiz yöntemle (sabit fiyatlarla) yapılsaydı, durum ne olurdu?

AK Parti öncesi rakamlar, “yeni yönteme” göre revize edilse acaba durum ne olur? İlhan Kesici dostumuzun sık sık anlattığı; “Deftere bakıyorum Hac farz olmuş ama cebe bakıyorum para yok!” hikayesine döner mi acaba? Öyle ya, bu denli büyüdük ama para nerede ya da kim de? Vallahi, bende yok!.. 

***

Devlet hafızası ile sürekli oynayan AK Parti, kamu kurumlarının hesap metotları ile de oynamaya başladı. Hafıza, “karman çorman oldu!”. “Arz ve kullanım tablolarının güncellenmesiyle” başlayan milli gelir revizyon çalışmaları sonucunda, artış yönlü bir sonuç gerçekleşti. Beklenti de bu yöndeydi.

“Revizyonların tüm ülkelerde artış etkisi oluşturduğu ifade edilirken, yetkililer; “Ancak gelişmiş ülkelerde hesaplamaların ve sektörlerin oturmuş olması nedeniyle revizyon etkisi az oluyor. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ise, daha büyük değişimlere neden oluyor” değerlendirmesini yapıyorlar.

Türkiye milli gelirde bir önceki kapsamlı revizyonu 2008 yılında yapmıştı. Yapılan hesaplama sonucunda daha önce cari fiyatlarla 576.3 milyar TL olarak açıklanan 2006 yılı gayri safi yurtiçi hasılası 758.3 milyar TL olarak belirlenmişti. Yapılan hesaplamayla kişi başına milli gelir de 2 bin 20 dolar artmıştı. Böylece kişi başı düşen gelir 5 bin 480 dolardan, 7 bin 500 dolara çıkmıştı.”

***

İktidar, 2002 öncesi ile karşılaştırmaları yaparken, o dönemin "eski yöntem" ile çıkan sonuçları, fazla çıkması kaçınılmaz "yeni yöntemle" çıkan dönemlerine ait sonuçları karşılaştırıyor. "Bakınız, biz eskiye nasıl tur bindirdik!", diyor. Elma ile armut hikayesi… O nedenle;  eski büyüme rakamlarını da "yeni metoda" göre revize edin bakalım ne çıkacak? Bu iktidar döneminde hesaplar şuna döndü;  "İki kere iki kaç eder?" sorusuna verilen cevaba: "Alırken mi yoksa satarken mi?"  

***

Bu kısa açıklamalardan sonra gelelim TÜİK verilerine. Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 42,8 artarak 7 trilyon 209 milyar 40 milyon TL oldu. Bunun dolar karşılığı; 802,678 milyar dolar. .2021 yılında kişi başına GSYH cari fiyatlarla 85 bin 672 TL, ABD doları cinsinden 9 bin 539 olarak hesaplandı. Ortalama dolar kuru da 8,98 TL alındı.

***

Kimse ağlamasın; kire, elektrik, su, gaz, kredi kartı borcu vs. ödeyemiyorum; ev ve otomobil alamıyorum; tatile çıkamıyorum diye. Öyle ya, kişi başına gelirimiz 85 bin lira olmuş. Dört kişilik aileye giren ise 340 bin lira. Bozur bozdur harca, üstü kalsın. Peki, TÜİK'in hesabı doğru ise, bu para nerede?

***

Ama durum, “sanal alemde” yaşatıldığı gibi değilmiş. Bu konunun daha iyi anlaşılması için Mahfi Eğilmez üstadımızın yaptığı bir çalışmanın bir bölümünü paylaşmak istiyorum (Kendime Yazılar)

“…2014 yılında GSYH cari fiyatlarla 1.747,4 milyar TL hesaplanmış. Bu tutarı 2014 yılının ortalama dolar kuru olan 2,184’e bölersek karşımıza dolar cinsinden 786,3 milyar dolarlık bir GSYH çıkıyor. Cari fiyatlarla TL cinsinden ekonomi 2002’den 2014 sonuna kadar 4 kata, dolar cinsinden ise 2,5 kata yakın büyümüş görünüyor.

Oysa gerçek büyümeyi bulmak için bu hesapları fiyat artışlarından arındırarak yapmak gerekiyor. 1998 yılını baz alarak yapılan sabit fiyatlarla GSYH serisine bakarsak GSYH’nın 2002’den 2014 sonuna kadar olan büyümesi yüzde 74 olarak karşımıza çıkıyor. İşte gerçek büyüme budur.

Yani Türkiye’nin GSYH’sı 2002–2014 arasında yüzde 74 oranında büyümüştür. Gerisi fiyat artışlarından kaynaklanan sanal büyümedir. Aynı dönemde nüfus yüzde 16,5 artmıştır. Cari fiyatlarla GSYH’yı nüfusa bölerek bulduğumuz kişi başına GSYH artışına bakarsak bu artışın 3,3 kat olduğunu görüyoruz. Oysa bu gelişmeye sabit fiyatlarla yani enflasyondan arındırılmış bazda bakarsak kişi başına GSYH artışının yüzde 50’de kaldığı ortaya çıkıyor.

Özetle söylemek gerekirse toplumun refahı 2002–2014 arasında toplam olarak yüzde 74, kişi başına da yüzde 50 oranında artmış bulunuyor. Bu hesapları bir kenara bırakıp çevremize baktığımızda ekonominin son 13 yılda büyüdüğünü görebiliyoruz. İnsanlar daha iyi arabalar, daha iyi konutlar talep ediyorlar, daha fazla sayıda insan beyaz eşya kullanıyor. Yani refah artışı gözle görülebiliyor.

***

Buna karşılık bu refah artışı, cari fiyatlarla GSYH büyümesinin gösterdiği gibi TL cinsinden 4 kat, dolar cinsinden 2,5 kat artışı işaret etmiyor. Yani toplumun genelinde gelirlerin, refahın 4 kat arttığını gösteren bir durum yok. Görünen refah artışı sabit fiyatlarla artışın gösterdiği kişi başına yüzde 50’lik bir artışı gösteriyor.