“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”, Atatürk’ün dile getirdiği bir paroladır, bir politika düsturudur. 1961 ve 1982 Türk Anayasalarında yer almakla üstün bir hukuk kuralı olmuştur.
Bundan güzel, bundan anlamlı söz var mı?
Savaşmamak için, geriye doğru bakıp tarihi kurcaladığımızda savaşların tümü sadece devletlerin kendi toprakları için özgürlükleri için yapılan savaşlardır.
Her toplum kendi egemenliği altında, kendi örf adetleri içinde özgürce yaşamayı hak eder.
Bir ülkenin başka bir ülkeye hüküm sürdürmesi hiçbir kanunda yer almaz, kaldı ki; ülkelerde bulunan temsilciliklerinin daha ülkenin iç işlerini dahi karışması mümkün olamaz.
Dünyayı yaşanmaz hale getiren gözü kan bürümüş bazı örgütler, Yaşam alanlarını kısıtlayıp, ambargo uygulayanlar, kendilerince bir ülke kurma çabası içinde terör estiriyor.
Oysa, bazı güçler ise türlü oyunlarla “gözünün üstünde kaş var” der gibi sudan bahanelerle güç gösterisi yapıyorlar.
Savaşların insanlık tarihi boyunca var olan durum olduğunu düşünecek olursak ki; günümüzde de ülkeler arasında süren savaşlar gerginliği devam etmektedir.
Yakın tarihte Rusya Ukrayna savaşı oldu.
Binlerce insan yaşamını yitirdi.
Binlercesi geçici de olsa ülkelerini terk etmek zorunda kaldı.
Ve şimdi; Ortadoğu…
Orta doğu ateş yeri, liderlerin savaş kurallarını, masum halkı gözetmeksizin kendi hırs ve çıkarları doğrultusunda “canım istedi seni vuracağım” der gibi hareketleri Filistin ve İsrail arasında ki savaş tamda bunu gösteriyor.
Kanımca, gerçek savaşa dair atılan yada barışa yönelik tek olumlu bir adımı gösterin bana…
Özellikle halkı hedef alan ateş, masum çocukları katleden vuruşlar ve güven içerinde toplandıkları alana atılan bombalar bunların hangisi savaş kanununda yeri var dersiniz?
Daha ne kadar masum, daha ne kadar çocukların ölmesi lazım?!.. Dünya geneli ve AB’ nin sesiz, duyarsız kalmaları ayrı bir trajedi. Savaşı hiçbir ülke tasvip etmez bunun bilincinde olarak İsrail hükümetinin yaptığı savaş değil insanlık dışı katliamdır.
Filistin-İsrail savaşında 26 gün geride kaldı acı bilanço gün geçtikçe artmaya devam ediyor, o minicik bedenlerin böyle bir zulümle torağa verilmesi insanlığın tükenmesidir.
LİDERLİK ÖRNEĞİ…
“Savaş zaruri ve hayati tehlike arz etmediği müddetçe cinayettir.” M.Kemal Atatürk
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, bir dünya lideri olduğunu her sözlerinde daha iyi anlıyoruz bu Türkiye’nin ve Türk halkının bir ayrıcalığı olsa gerek…
Tabii anlayana.
Peki ne demek istemiştir Atatürk bu sözü ile?
Atatürk barış içinde Türk insanını mutlu kılmanın yolunu, güven ve huzur ortamı olan Cumhuriyet’te bulmuştur. Atatürk’e göre Cumhuriyet yeni ve sağlam esasları ile Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibarıyla büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.
“Yurtta sulh” toplum hayatındaki düzeni, vatandaşın devlete güvenini, devletinde ülkede asayiş ve otoriteyi sağlamasını öngörür. Ülkede kanun hâkimiyeti ve hukuk hükümranlığı, Yurtta Sulh ilkesinin en tabii sonucudur. Yurtta sulh devletin vatandaşlarına karşı huzur ve güven içerisinde yaşama imkânına kavuşması için yükümlülüklerde yükler.
“Cihanda Sulh” ise milletlerarası barış ve güvenliğin korunmasını ve sağlanmasını milletlerarası barışın bölünmezliğini insanlığın da hepsini bir vücut ve her milletinde onu bir uzvu addetmeyi amaç bilir.
“Cihanda Sulh” milletlerarası ilişkilerde kuvvete ve kuvvet tehdidine başvurmamayı, milletlerarası uyuşmazlıkların barışçı yollarla çözümlenmesini öngörür. “Cihanda Sulh” bütün milletleri barış içinde refaha, saadete ve daha ileri uygarlık çağına yöneltmeyi ifade eder.
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesinin temelinde yatan insan sevgisi ve insanlık anlayışıdır.
Atatürk, “Biz kimsenin düşmanı değiliz, yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.” derken eşsiz bir insan sevgisinden, insan saygısından bahsetmiştir. Kaynak(Hamza Eroğlu, Türk İnkılâp Tarihi,)


