Sayın Meral Akşener’in Afyon konuşmasını izlerken aklıma; “Hacivat-Karagöz”ün ünlü repliği; “Yıktı perdeyi, eyledi viran. Sahibine haber vereyim hem an!” geldi.
***
Meral hanım seçimlere ramak kala, masaya vurup kalktığında vazoyu çatlatmıştı. Yansımasını seçimlerde gördük, ittifak için fiyasko… Afyon konuşması ile vazoyu tuzla buz etti… İsim vermedi ama başta Kılıçdaroğlu olmak üzere, “altılı masaya” ağır eleştirilerde bulundu… Tabii, bir kendisi hariç. Öyle ya; “kabahat samur kürk olsa kimse üstüne almazmış!”.
***
Tabii, İYİ Parti, Gelecek ve Deva bir “günah keçisi!” buldu, üstü örtülü kapalı, vurdukça vuruyorlar, “Bay Kemal”e…
***
Dostlar, siyasette aktif olarak çok kısa rol aldım… Bir görev falan değil, sadece üye… O da, merhum Özal ile son buldu… Ama siyasete aklım iyi erer. Bir de bizim “Kıvılcım Siyaset Akademisi”nden“alüyül âlâ” derece ile aldığım siyaset diplomam var…
***
Tabii, 1957’den beri siyasete aklım erer… Öyle ya, siyasetle uğraşan bir babanın oğluyuz… “Altı benzemezin” bir araya geldiği bir “ittifak” kuruldu. Amaç; Tayyip Bey’isandıkla indirmekti.
***
“Altı benzemez” derken, bir “bilinmezden” söz etmiyorum… Altısının da mezhebi, meşrebi, yolu, yöntemi, hedefleri belli… Yok, Meral Hanım bu gerçeği bilmiyor idiyse, biran önce siyaseti bıraksın.
***
İkincisi, masaya oturanların oy bağlamında “özgül ağırlıkları” belliydi… Oyları, CHPyüzde 25-30, İYİ Partiyüzde 10-15. Saadet yüzde 1-1,5 ve Nihayet DP yüzde 0,9-1,0 oranındaydı… Diğerleri ise, meçhul…
***
Hal böyle olunca, CHP Genel Başkanının“potansiyel” olarak adaylığı çok doğaldı… Elbette her CHP’li, Sayın Kılçdaroğlu’nun aday olmasını arzu eder… Bu da çok doğal…
***
Yine Meral Hanım bunu bilmiyor muydu? Yine bilmiyorsa, siyaseti bırakması gerekir. Öyle hamasetle, sağa sola kabahati yıkarak işin içinden sıyrılamaz…
***
Madem Kılıçdaroğlu ile kazanmak mümkün değildi… O zaman yapılacak şey; çok basitti… İlk toplantıda; “Madde 1”;“Altılı masaya oturan liderler asla ve asla aday olmayacak!” Nokta… Atın bakalım imzayı… Yok, çekinen varsa “hadi bana eyvallah!” diyecekti… Sonra, ağlamak, sızlanma nafile.
***
Onu deme bunu deme, son ketede, Sayın Kılıçdaroğlu, ringe çıkmak için hafif hafif ısınmaya; Anadolu’da toplantılar yapmaya başlayınca, “kazanacak aday!” türküsü söylemek, beyhude… Demem o ki, ta işin başında, söylenecek sözü, kayıt altına alınacak sözü sonradan söylemenin bir anlamı yok… Geçmiş olsun…
***
Şimdi ise veryansın ediyorsunuz, sağa sola… Afyon konuşmasında şunu beklerdim: “Geçmişte hatalar yaptık, yapılmaması gerekenleri yaptık. ‘O, geride kaldı cancağızım. Şimdi, yeni bir şey söylemek lazım!’ Artık önümüze bakacağı, gereken dersi aldık… Biz mahalli, seçimler, müstakil gireceğiz, hiç ittifakta yokuz!” diye net şeyler söyleyecektiniz…
***
Ama “şununla şununla olsa varız; ama şöyle şöyle olursa, yokuz!” türünden teviletefsire açık söylemleriniz bu saattensonra hiç de inandırıcı değil… Bakınız bir şey söyleyeyim; “Kürt oylarını” ya da “Yeşilsol” ve sol partilerin desteğini almayan hiçbir parti, özellikle İstanbul’u kazanamaz…
***
İsterseniz bir deneyin… Meral Hanım istersenizİstanbul’a siz aday olun. “İşte hendek, işte deve!”Tabii, “meramınız üzüm yemekse!”
***
Bakınız bir şey daha söyleyeyim… Seçim sonrası yaptığınız iki yıkıcı konuşma, bir siyaset ustası Tayyip Bey’in, elini çok rahatlattı… Unutmayın, şimdiden bazı rezervler koymak, “onunla olur bununla olmaz!” deyip kestirip atmak, siyasetin doğasına aykırı…
***
Bir de unutmayın, yerel seçimlerde tabanınızı tutmazsınız, -her parti için söylüyorum-“adaya” oy verirler, “partili militanlar hariç!”.
***
Eğer siz, otuz yıllık siyasal hayatınızda bunları öğrenemediyseniz, “daha çok kazan ekmek yemeniniz gerekir!”
***
Dikkatimden kaçtı mı? Bilemiyorum… Afyon konuşmasında, tutuklu gazeteciler, tutuklu milletvekili, hak ihlallerine bir parantez açmasını beklerdim. Ne oldu; “Kahrolsun istibadat, yaşasın hürriyet!” çıkışınız?
***
Mesela şuna da beklerdim; “Türkiye’de en zengin yüzde 5’in serveti kalan yüzde 95’in toplamından fazla. İsviçreli banka CreditSuisse raporuna göre, Türkiye'deki toplam 1 trilyon 41 milyar dolarlık servetin yüzde 39,5'lik kısmı, nüfusun sadece yüzde 1'lik kesiminin elinde bulunuyor. Nüfusun en zengin yüzde 10'unun servetten aldığı pay ise yüzde 69,8.”
***
Mutlaka biliyordur; “Türkiye’de 2022 yılı itibarıyla 61 bin dolar milyoneri var. 2021’de bu rakam 73 bindi.100 bin dolar üstü servet sahibi kişi sayısı 1 milyon 256 bin.”
***
Ülke yanarken, gemi bir meçhule sürüklenirken, yenilginin suçlusunu aramak beyhude. Ne diyelim, hamaset yüklü yolculuğunuz da başarılar dilerim…


