KADİR DAYIOĞLU


YETER SÖZ MİLLETİN!..

“Yeter söz milletin!” Bu slogan 1950 seçimlerinde, Demokrat Parti’nin sloganı idi…


“Yeter söz milletin!” Bu slogan 1950 seçimlerinde, Demokrat Parti’nin sloganı idi… Bir de afişlerde, bu sözün yanında açılmış, beş parmak birleştirilmiş avuçiçi görürdünüz… Bu slogan, 27 yıl süren CHP iktidarına karşı, bir siyasal tepkiydi.

***

Şimdi ise bu sloganı, 20 yıldır iktidarda olan AK Parti, muhalefete karşı kullanıyor… “Yeter söz milletin!” diyor… Bunda bir terslik yok mu? Muhalefetin iktidara demesini anlarım da iktidarın muhalefete demesini anlayamadım doğrusu… Herhalde, siyasal tarihte ilk olsa gerek!

***

Bu çelişki ya da “kara mizah”  toplum kesimlerinde mâkes bulabilecek mi? Göreceğiz… Ama ben eminim yansıma bulacak. Zira bütün kötülüklerin anası CEHAPE ve sağanak gibi zamların, dayanılmaz hayat pahalılığının müsebbibinin Kılıçdaroğlu olduğuna inananmilyonlar var… Neyse, fazla ukalalık yapmayalım, hayatın gerçeğine gelelim. 

***

İnananlar haksız da değil… Zira anket şirketlerinin verileri peş peşe gelmeye başladı. Bir kaçı hariç, büyük bir kısmında AK Parti oylarının yükselişe geçtiği hususunda veriler yayınlıyor. İki yıldır Tayyip Bey’in ve AK Parti’nin oylarını yüzde 30’larda gezdirenler, şimdi yüzde 35 bandının üzerinde göstermeye başladılar… Bazıları yüzde 40’a vuruyor… Yüzde 49 diyen bile var…

***

Yani bu durumda ülkemiz, en azından 2018 şartlarını koruyor. Her şey güllük gülistanlık, 2023 hedeflerine ulaşıldı ki, AK Parti oyları giderek tırmanıyor. Bunun bir başka izahı olabilir mi? O nedenle ağlayana, sızlayana bakmayın.

***

Demek ki, 2023 hedeflerine ulaşılmış.  Neydi bu hedefler bir anımsayalım. Milli gelirimiz 2 trilyon dolar, kişi başına gelirimiz 25 bin dolar olacaktı… Herhalde bu gerçekleşti ki, muhterem ahali halinden ziyadesi ile memnun…Dolar bir liraya eşlendi, enflasyon ve pahalılığın boynu, arkasından beli kırıldı…

***

Durun daha bitmedi… İhracatımız 500 milyar dolar, elektrik tüketimimiz 500 milyar kWholacaktı… Anlaşılan bu da gerçekleşti ki, iş dünyası “zil takıp” oynuyor… Dile kolay, bunun için 3,5 trilyon dolara yakın kamu kaynağı kullanmış. Bunun içinde 600 milyar dolar faiz ödemiş; 600 milyar dolar cari açık vermiştik.

***

Biliyorsunuz enflasyon ve işsizlik tek haneli rakamlara inecek, yüzde 5’lerde seyredecekti. Kalkınma hızımız ortalama yüzde 7 olacaktı. Bu gerçekleşti ki, ortada boş gezen, iş arayan yok; firmaların birbirinden işçi “çalmaya”başladı; firmalar gazeteler çarşaf çarşaf ilan vererek eleman arama peşinde… Haliyle çalışanların ücretleri fevkaladenin fevkinde olduğundan dışarıdan harıl harıl iş gücü ülkemize akın ediyor. Bu bile “nasıl uçtuğumuzun” tipik göstergesi.

***

10 milyonu bulduğu söylenen muhacir, kaçak insan seli ülkemizi tercih etmelerinin önde gelen nedeni, istihdam imkanınınbol olmasından… Hele hele, yetişmiş işgücü transferi nedeniyle mesela bizim doktorlar iş bulamaz oldu… Kahve ve çay ocakları sinek avlıyor… Gelenler de randevu verenler… 

***

Dünyanın “ilk 10” ekonomisi arasına girdiğimiz şuradan belli; kıskançlıklarından, bizi yok etmek istemelerinden… Bir de Nobel’e aday, “epistemolojik kopuşlara” ve “göz ışığı” yansımalarına neden olan “yeni ekonomik modelimiz” üzerine, dünyanın dört bir yanında, yüzlerce “doktora” çalışması yapıldığını söylüyorlar. 

***

Tabii, ekonomimizin şaha kalkmasının sokağa yansıyan belirgin göstergelerinden birisi ise“şans oyunları” büfelerinin ve seyyar “kazı-kazancı” önlerinin bomboş olması… Sürekli gezen ve bunların durumuna acıyan birisi olduğumdan, “nas”arağmen, her gün birkaç “kazı-kazan”çeker, piyango bileti alır, birer kolon şans topu, sayısal ve süper loto, on numara oynarım… Tanrı, bağışlasın.

***

Mesela yine, ucuz ekmek satmasına rağmen belediye ekmek büfeleri sinek avlıyor… Akşam oldu mu, kasa kasa geri iade ediliyor, ekmek… Ahali bol bol süt içiyor; süt ürünleri, et ve yumurta yiyor… Lokantalarda yer bulunamıyor… O nedenle de “simit, çay” hesabı çok çok gerilerde kaldı. 

***

Benzin ve mazot ol kadar ucuzladı ki ya da alım gücü arttı ki, yollar, araçlardan tıkanıyor, Kayseri’de… 

***

Ha unutuyordum… Saat 10 oldu mu bayilerde gazete kalmıyor, kitaplar neredeyse karaborsada satılacak. Geçenlerde, ismi lazım değil bir kitapçı arkadaşım söyledi arabasını ve evini yenilemiş… 

***

İlaç fiyatları o kadar ucuzladı ki, sağlık ocaklarına, ilaç yazdırmaya gelenlerin azalması nedeniyle, ahali parasıyla ilaç almaya başladı. Mesela yatak ücretleri sembolik olan özel hastaneler dolup dolup taşıyor… O nedenle randevu alamıyorsunuz. Haliyle Devlete ait hastaneler sinek avlıyor… Panolarda bunların reklamından geçilmiyor…

***

Mesela duyduk ki; Erciyes Turizm Merkezi için bırakınız bu yılı, önümüzdeki birkaç yılın rezervasyonları yapılıyormuş. Şehirlerarası otobüs ve uçaklarda yer bulunamıyormuş, firmalar ek sefer düzenliyormuş. Öğrenciler o kadar besleniyormuş ki, obezlik kapımızı çalmış. Aşırı beslenmenin çareleri aranıyormuş.

***

Nihayet, “sıfır sorun” nedeniyle, komşularımızla sınırlarımız açık, nüfus cüzdanını gösteren, girip çıkabiliyor… 

***

Şimdi soruyorum hal böyle olunca; anketlerde “Cumhur İttifakı’nın” oylarının yüzde 50 hatta üzerinde çıkmasından doğal ne olabilir ki? Ben muhalefetin yerinde olayım partilerinin kapısına kilit vurur, ömürlerinin kalan kısmını torunlarla, çoluk çocuklarla geçiririm…

***

Ama abi, şuna aklım ermiyor: Durum bu kadar iyi, daha da iyiye gidiyor, ahali mutlu ve mesut o halde, 23 Haziran’da yapılması gereken seçimler neden bir ay öne çekilir ki? Öyle ya, bir ayda durum daha da iyi olur. Ahali de ezici bir çoğunlukta AK Parti ve paydaşlarını sandıktan çıkartı. Muhalefeti, gömer sandığa… Bu acullük neyin nesi? Neden korkuluyor?

***

Yok, durum iyi değil de, anketler yanılıyor da, popülist uygulamaların yaratacağı kısmi rahatlamanın birkaç ay sonra geçeceğine olan inanç, öne çekmenin nedeni olmasın? Bundan önce defalarca Haziran’da seçim yapıldı ama hiç birinde “mevsimsel şartlar” nedeniyle, öne çekilmedi. Şimdi ise, “mevsimsel şartlar” ileri sürülerek seçim bir ay erkene alınıyor. Acaba ekonomik durum, bir ay gecikmeye dahi tahammül edebilecek durumda değil?