KADİR DAYIOĞLU


YENİ SEÇİM STRATEJİSİ (1)

Anlaşılan sandığa, bir “şantiye” görüntüsü ile girecek, “yaparsak yine biz yaparız!” diyecekler. Üniversitelerce hazırlanan raporların bazı cümlelerini “cımbızlayarak” alıp, bağlamından kopartıp,  muhterem kamuoyuna servis edecekler. Algı oluşturacaklar.


Tüm uyarılara tüm eleştirilere; düşünmeden taşınmadan yapmayın; geç olsun ama doğru-düzgün olsun denmesine rağmen, acul bir biçimde yer seçimi yapılıyor deprem konutlarının temeli atılıyor.Henüz daha enkaz kaldırılmadan, hasarlı binaların tasnifi, akıbeti belli olmadan bu acullük niye? 

***

Anlaşılan sandığa, bir “şantiye” görüntüsü ile girecek, “yaparsak yine biz yaparız!” diyecekler. Üniversitelerce hazırlanan raporların bazı cümlelerini “cımbızlayarak” alıp, bağlamından kopartıp,  muhterem kamuoyuna servis edecekler. Algı oluşturacaklar.

***

Nitekim geçenlerde, ODTÜ mahreçli bir haberin, AA tarafından yapılan serviste bunu görüyoruz. Raporun aslını okudum ama “imar affı/barışı” ile ilgili bir cümleye rastlamadım. Yok, yanılıyorsam, uyarsınlar. Ben de düzelteyim. 

***

Dostlar, yıkılan binaları hep birlikte izledik TV’lerde… Bir bina düşünün, yıkımı esnasında toz duman çıkıyor, beton kısmı damperli kamyondan boşalan toprak gibi akıyor. Betona sarılan bir demir göremiyorsunuz. Bu binayı, yönetmeliklere, dönemlere göre nasıl değerlendirebilirsiniz? Bu tür bir yapıyı, hiçbir yönetmelik öngörmez. 

***

Tabii, yeni seçim stratejisinin üçayağı şunlardan oluşacak;

- Asrın felaketi,

- “Eski-yeni” yönetmelik hikâyesi

- Kentsel dönüşüme karşı olanlar masalı…

***

Bu sloganlarla, bu strateji ile meydanlara çıkacaklar. Yine tabii; 21 yıldır iktidarda olduklarını ve otuz yıla yakın da Malatya, Kahramanmaraş vd. belediyeleri yönettiklerini unutarak…Sanki daha dün iktidara geldiler, “bozuk düzeni” ya da “çocuğu kucaklarında” buldular…

***

Hani, geçen sürede ülkenin “altyapısını” halletmiştiniz?“Altyapısını tamamlamış, lojistiğini gerçekleştirmiş ve dünya pazarlarının merkezi konumunda olan bir ülke Türkiye”, dememiş miydi Nurettin Nebati, 23 Aralık 2021’de. 

***

Bülent Tüfenkçi (AK Parti Malatya Milletvekili); “Altyapıyı hallettik, sıra üstyapıda” (20 Aralık 2019) dememiş miydi, 2020 Genel Bütçe görüşmelerinde.

***

Evet. Hani altyapıyı halletmiştiniz? Peki, bu yıkım neyin nesi? “21 yılda kullandığınız 3,5 trilyon dolara yakın kamu kaynağını ne yaptınız?” sorusun sormayacak mıyız yani? Bu kaynak, “bizden önce bir şey yoktu” denilen dönemde kullanılan kamu kaynağının 2,5-3 katı.

***

Diyeceksiniz ki; bunu “yiyen olur mu?” Neden olmasın hem de tümen tümen… Baksanıza; “aya dört şeritli yol yapsak inanan bir kitle var!”, “ampulü Recep Tayyip Erdoğan buldu, elektriği de o getirdi!”; “pahalılığın nedeni CEHAPE ve Bay Kemal” diyen kişiler var. O nedenle, seçim stratejisini oluşturacak “sacayağına” inanan mebzul miktarda insan olacak.

***

Bir kere, depremler “asrın felaketi” falan değil ama “yapı niteliği” ve “zemin” nedeniyle yıkımın tahminlerin çok üzerinde olduğu muhakkak. Ayrıca; bu bölgede 7 ve üzeri büyüklükte depremlerin her an olabileceğini, önlem alınması gerektiğini, hem de defalarca söyleyen oldu ama yerel yönetimler ve iktidarlar, kulaklarının üstüne yattı. 

***

Jeolog Naci Görür ve Celal Şengör, diyelim muhalif kanatta, “abartabilirler!”. Peki, iktidara pek muhalif olmayan merhum Ahmet Mete Işıkara (Deprem Dede) ne diyor, yıllar öncesi, bakalım: “Işıkara, 2011 yılın Adana'da düzenlenen bir panelde özellikle 7 büyüklüğündeki olası bir Hatay depremi için şu uyarılarda bulunmuştu: Hatay’da da uzun bir süredir deprem yok. Özellikle 7’nin üzerinde deprem yok. Ama geriye baktığınız zaman Hatay’da 7’nin üzerinde depremler olmuş. Hatta Hatay’a gidip Hataylılarla konuşursanız, onlar ’Hatay, 1-2 kez yerle bir olmuş. Yerin altına göçmüş’diye ifade ederler. Hatay’da olabilecek bir deprem Adana’yı da, Mersin’i de Gaziantep’i de etkileyecek. Kocaeli nasıl geniş alanı etkilediyse, burada aynı şekilde etkileyebilir. Bu gerçeği bilip korkmak yerine, tedbir almak gerekiyor."

***

“…İstanbul bu açıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum”, itirafını herhalde. “iki ayyaş” ya da “Bay Kemal!”yapmadı. 

***

Eğri oturup doğru konuşacağız. 1950 sonrası gelmiş ve geçmiş bütün iktidarlar, imar ve şehircilik babında İstanbul’a ve Türkiye’ye ihanet etti. Tabii, kent rantlarına akbaba gibi üşüşenler de… Ve bu sürenin yüzde 25-yüzde 30’un da “Milli Görüş”ten gelen ve AK Parti’yi kuranlar var. Yok, öyle“teflon tava” gibi davranmak, işin içinden sıyrılmak…

***

Onun için diyorlar ki; acele etmeyin. Doğru dürüş bir planlama yapın, altı ay geç olsun, diyor aklı erenler. Bu acullük niye? Ufukta gözüken sandık mı?

***

İyi-kötü bir mühendis ve “yönetmelik” kavramının ne demek olduğunu az-çok bilen birsi olarak şunu iddia ediyorum: Hangi yönetmeliğe göre yapılırsa yapılsın;uygun projelendirilen, yapım esnasında denetlenen, hor kullanılmayan hiçbir yapı kolay kolay yıkılmaz. Unutmasınlar, tüm ülke yönetmelikleri için söylüyorum; “cehalet katsayıları” çok yüksektir. İyi ya da liyakatli bir mühendis ve mimar isen, “yönetmeliklerin” ön gördüğü “cehalet katsayısına” siz de katkı verebilirsiniz. Böyle olursa, en azından, ölümcül sonuçlar doğurmaz. (Devam Edecek)