Zaman zaman aklıma gelip de bir türlü yazamadıklarımla ilgili bir demet sunacağım. Biliyorum, bazılarını geçmişte birkaç kez yazdım… Yine biliyorum, dikkate almayacaklar ama yazmaya devam edeceğim. Öyle ya, günlük hayatımı kolaylaştıran bir ilde yaşamak istiyorum.
***
Mesela; belediye otobüs durakları. Bunların bir kısmına numara konmuş ama mercekle okunacak büyüklükte. Oysa durağın iki yönünde ve on beş, yirmi metre uzaktan, normal bir gözün okuyabileceği büyüklükte olmalı. Kolay okunup, kolay ulaşılabilmeli.
***
Bu yetmez; bir de otobüslerin gidilecek yerlerin isimleri liste halinde yazılmalı, mümkünse -ki, değişimli olduğu için mümkün olmuyormuş, öyle demişlerdi geçmişte- “giden” otobüslerin numaraları da...
Ayrıca; “ışıklı levhalarda numara rahat değiştirilebilir. Gideceği güzergâhlar değiştirilmiyor mu ki? Tabii, değişmeyen otobüslerin (mesela belediyeye ait olanlar) numaraları konabilir. Hata bunlar tek renkle de belirtilebilir. “Falan tarafa, falan renkli ve filan numaralı araç gider!” diye tarif edilebilmeli.
***
İsterseniz iki örnek vereyim: Birincisi, havaalanına giden belediye otobüslerinin hangi duraktan yolcu aldığını bilmeniz mümkün değil. Sora sora ulaşabileceğiniz, ilgili durağa…
***
İkinci örnek; Kiçikapı’dan ana harekat noktasında, Hisarcık ve Kıranardı’na hangi duraktan binildiğini, bir bilene soracaksın, onun tarifi üzerine durağa varacaksınız. Tabii, o durakta, ayrıca hareket saatleri de olmalı, diğer yerler için de…
***
Bazı duraklarda saat listeleri var ama kapalı durakların hepsinde olmalı. Bir de, yine kapalı duraklarda, “nerede olduğunuzu” belirten “kent haritası” mutlaka bulunmalı. Hatta; “you are here!” notu da olmalı turistler için.
***
Biliyorsunuz, bu haritalar tramvay duraklarında var. Bunun da bir kısmında varsa, mutlaka hepsine konmalı. Yok yanıldığımı söyleyen varsa, gelsin beni ikna etsin hatta gidip test edelim birkaç durakta.
Mesela ben, Memduh Başkan’ın yerinde olsam, yetkiliyi yanıma alırım, rast gele bir iki durak seçerim, durumu görürüm. Sayın Başkanım, zor bir şey değil…
***
Başkanım, Kayseri “akıllı bir kent!” diyorsunuz ama öyle değil… Bir adresi ya da bir durağı, birkaç kez, birkaç kişiye sormadan bulamazsınız. Bu durumda “akıllı kentten” de söz edemezsiniz.
***
Kusura kalmayın; yaza yaza sıkılmaya başladım. Gelin artık, binalara değil de, sokak ve cadde başlarına konacak, “norm ölçüde” direk ve levhalarla cadde, sokak ve bulvar isimlerini yazın. Sanırım, bu uygulamanın olmadığı, gezip görebildiğim, illerden teki Kayseri.
***
Bu konuyu da çok yazdım ama dinleyen olmadı. Tekraren yazmakta yarar görüyorum. İyi hatırlıyorum, Kayseriforum-Kartal arasında, çektiğim fotoğrafları, anında göndermiştim, ilgililere. Ne oldu? Bilmiyorum.
***
Bir sokağın fotoğrafını çekerken bir bayan sordu, “ne diye çektiğimi”. “Belediyeye göndereceğim!” dedim. “Allah Allah ne var ki!” dedi. Ben de; “bu sokağın ismi nedir?”, diye sorunca, şaşırdı; “sen nerelisin!” dedi; “buralıyım”.
Tepki ne oldu biliyor musunuz? “Buralısınız da nasıl bilmezsiniz bu sokağı!”. “Peki değilsem nasıl bileceğim?” Çekti gitti, fotoğrafını çektiğim eve. Öyle ya, levha, sokağa dönünce, birinci katın balkonuna çakılmıştı.
***
Bunları gören taksi durağı sakinleri; “bir taciz falan mı var!” endişesi ile yanıma yaklaştılar. Onlara: “Bu sokağın başında durağınız var. Kartal tarafından gelen araç nereden bilecek, dediğimde, baksana gözüküyor diyerek yanda ki levhayı gösterdi.
***
Olayı kavrayan birisi, hemen araya girdi; “haklısın burada yok ama ‘tepe üstünde var!’” dedi. Oysa, orada da yoktu. Baktım, sanırım, sadece Mustafa Şimşek Bulvarı yön oku vardı, sadece…
***
Değerli Başkanım, yollarda hız artınca, bilgi-uyarı levhaları daha da önem kazandı. Olmayanları zaten geçip gidiyorsunuz ama olanların da ebatları okuma sürenize uygun değil. O nedenle, levhaların ebatlarını da, yolun trafik hız ve yoğunluğuna göre boyutlandırmaları gerekir.
***
Ha. Bunlar, bir “proje”dir… Bugünden yarına hemen olmaz. Bir “proje” bütünlüğü içerisinde, Kayseri imar haritasını masaya yatırarak, dantela örer gibi örmeli, “bilgi ve uyarı” levhalarının konacağı yerler. Uygulayıcılar da buna göre hareket eder.
Yoksa bazı şeyleri düzeltmek sorunu ortadan kaldırmaz. Bunu şöyle formüle ederim sürekli: “Bir makinenin bazı parçalarını doğru tasarlamak, o makinenin çalışacağı anlamına gelmez.”


