Uygar ülkelerde şu altın kural daima vardır:“Kentler; kaliteli ve pahalı hizmet üreten mekanlardır.” Ya da “Kaliteli hizmet bekliyorsanız, bedelini ödemek zorundasınız.”
***
Tabii, uygar ülkelerde “gelir dağılımı” düzgündür, bizde ki gibi bozuk, insanlar “ele güne muhtaç” değildir. Bunu da unutmamak gerekir. Bu gerçeği de bir yana koyun…
***
Hem kaliteli hizmet alacaksınız ve hem de bedel ödemeyeceksiniz!.. Bu olmaz!.. Bu mümkün değildir!..
Nitekim, Özhaseki Bakanımızın aklına yeni gelmiş olsa gerek ki;“para” için Ankara’ya gelen Başkanlar’a şu mesajı göndermiş; “Devlet bu yükün altından kalkamaz!”. El hak doğru söylemiş ama “şimdiye kadar neredeydiniz, şimdi mi geldi aklınıza yük!”, derler adama…
***
Sayın Bakanım, önemli belediyeler elinizden çıkınca, CHP’ye geçince mi aklınıza geldi, “devletin gücünün yetmeyeceği!”
***
Değerli Başkanım uzun yıllar Büyükşehir Başkanlığı yaptınız… Yerinize, Mustafa Çelik gelmişti. O da Memduh Büyükkılıç’a devretmişti.
***
Tabii, Büyükşehir gırtlağına kadar borç içerisindeydi. Bu borçları, “garibim!”Çelik’in üzerine yıkmak istemişlerdi. O da oldukça detaylı bir açıklama yapmıştı. Sonuçta, devraldığı borcu 1,493 milyar lira, devrettiği borcu da 1,223 milyar lira olarak kamuoyuna duyurmuştu. Tabii, şimdiki durum nedir bilmiyorum ama iki milyar liranın üzerinde olduğunu rahat söyleyebiliriz.
***
Dönelim hizmet bedeline… Sözgelimi; kaliteli bir trafik hizmeti için de bir bedel ödeyeceksiniz... Maalesef toplum olarak biz, bir yanlış anlama sonucunda bu bedeli kanımızla, canımızla ve malımızla ödemekteyiz...
***
Trafiğin bir uygarlık sorunu olduğunu hep vurgularım... Bundan alınanların çok olduğunu da bilerek ama ben vurgulamaya devam edeceğim...
***
Evet. Trafik bir uygarlık sorunudur...
Hiç aklınıza gelir mi?
Bilmem: Bir ülkenin ya da bir yörenin uygarlık seviyesi “kaldırım yüksekliği” ile ters orantılıdır... Şayet bir yerde kaldırımlar yüksek yapılıyorsa orada uygarlık yok demektir!..
***
Nasıl olsun ki? ya da belediyeler ne yapsın ki?Adam kaldırımlara aracın park ediyor; malını koyuyor...
Böyle davranışların sergilendiği toplumlara uygar denebilir mi?
***
Belediyelerimiz bir sürü “Parasız Park” yerleri yaptı... Çok güzel bir uygulama; kutlamak gerekir... Gel gör ki; kullanırken amacı dışında bir kullanım da söz konusu, özellikle merkezde, işyerlerinin yoğun olduğu bölgelerde...
***
Adam “Parasız Park” yerine, sanki babasının malıymış gibi, aracını park edip akşama kadar gidiyor... Bazıları da satılık aracını koyuyor, günlerce…
***
Ya da kimse park etmesin diye sandalye, merdiven vs. koyuyor. Anlık ya da kısa dönemli iş olan sürücüler de park yeri bulmakta zorlanıyor...
***
Hatta bazıları yer bulabilmek için “Bostan beygiri gibi” dolanıp duruyor... Ayrıca bundan bölge esnafı da rahatsız oluyor, müşteri “kaçırdığı” için...
***
Bu kepazeliğin önüne geçebilmek amacıyla özellikle şehrin merkezindeki bazı “Parasız Park “ yerleri “Paralı” hale getirildi...
***
Tabii, kaldırımlar yayalar ait mekanlar ama bisikletliler, motosikletliler, motokuryeler de kullanıyor. Ne yapsın insanlar, “hız yolların” dönen kent içi yollarda nasıl gitsinler?
***
Yine tabii, hal böyle olunca, bunların yayalara çarpmaları da kaçınılmaz. İnanın, kaldırımlarda korka korka gidiyorum, bir bisiklet ya da motosiklet çarpacak diye. Biz yaştaki insanların bir yerinin kırılması da kaçınılmaz.
***
Hele hele apartman park yerlerinden çıkan araçlarla bunların kafa kafaya binmesi an meselesi. Destur çekiyorsunuz apartmanlardan caddeye çıkarken.


