NEBAHAT ERDOĞAN


YAŞASIN CUMHURİYET, KUTLU OLSUN 100. YIL…

Yarın Cumhuriyetimizin ilanının 100. Yılını kutlayacağız. Şu anda çeşitli bahaneler gösterilerek Cumhuriyetimizin 100. Yılının şanına yakışır şekilde kutlanmaktan uzak oluşuna halkın verdiği reaksiyon son derece önemli.


Ulu Önder Atatürk ve Cumhuriyetimize vatandaşların sahip çıkmazsı hepsinden daha da anlamlı ve önemli.

Kısaca özet geçerek; 

1. Dünya savaşından mağlup ayrılan ülkemiz, Fransa, İngiltere, Yunanistan ve Rusya tarafından işgal edildi. 

Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkmasıyla Kurtuluş Savaşı başladı. 

Yurdun dört bir yanında işgalci güçlere karşı mücadele verilmesiyle Kurtuluş Savaşı kazanıldı.

24 Temmuz Lozan Antlaşması imzalanmış, yeni Türkiye Devleti’nin bağımsızlığı kabul edilmişti. 

İkinci dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasından 2 ay sonra 13 Ekim 1923’de Ankara Türkiye Devleti’nin Hükümet Merkezi oldu.

Cumhuriyet 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edildi.

Evet… Ülkemizi bağımsızlığına, özgürlüğüne, laikliğine giden yollar açılmış oldu, bütün dünya ülkelerinden önce yeni reformlar peş peşe geldi, demir yolları yapımından tutunda, toprak reformu, limanlar geri alındı yenileri yapıldı, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı tanındı. 

Ülkede milli eğitim seferberliği başladı, en önemlisi de kız çocuklarının eğitimi oldu, Tarihi ve dili korumak için kurumlar kuruldu. 

Türkiye'nin dünya ile entegrasyonu sağlandı. 

Milletlerarası saat, takvim, ölçü ve rakamlar kullanılmaya başlandı. Kısa sürede genç Türkiye Cumhuriyeti, yepyeni kurum ve kuruluşlarıyla dünyada hak ettiği yeri aldı ve daha sayamayacağımız yenilikler ardı ardına hayata geçirildi, Cumhuriyetimizin ilanıyla birlikte…

Yarın itibarı ile de Cumhuriyetimizin 100. Yılı, ne kadar hazır Türkiye 100. Yıl etkinliklerine, 15’lik şehitlerini anmaya, ne kadar hazır Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Dumlupınar da, İzmir de, samsun da, Sakarya muhaberesinde, kurtuluş savaşında yazdığı destanları okumaya okutmaya, ne kadar hazır, zorlu mücadelelerle onca yaşanmış savaşları kazanıp bağımsızlığımızı ve Cumhuriyetin ilanını  haykırmaya, ne kadar hazır dersiniz ? 

Ne kadar hazır ülkeyi yönetenler, bu destanı yazan 15 lik şehitlerimize minnet duygularını ifade etmeye, ne kadar hazır kahraman Türk Ordusunun başarısını anlatmaya, ne kadar hazır Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü saygıyla anmaya, ne kadar hazır dersiniz? 

 

Ne kadar hazin değil mi?

Hazır değiliz… 

Türkiye’m hazır değiliz, çünkü daha önemli bir konu önümüzü kesti İsrail- Filistin savaşı…

Günler öncesinden hatta haftalar öncesi Cumhuriyetimizin 100. Yıl kutlamalarıyla ilgili yazıları ve yorumları takip ediyorum, evet hemen hemen hepimizin dilinde 100. Yıl kutlamaları, anmaları ve 100. Yıla yakışır programlar ve etkinliklerin nasıl olacağı yönündeki haberler, 29  Ekim’e günler kala kutlamaların sessiz sedasız resmi boyutta olup biteceği yönündeydi.

Gerekçe olarak ta İsrail’in Filistin’e karşı katliamları gösteriliyor. Bugün Filistin için büyük miting düzenleneceği kararlaştırılıyor. Düşünün ki bir ülkenin kurtuluşu için 15 yaşındaki kınalı kuzuları şehit verip ve ülkeyi yoktan var eden bir lideri Filistin’in gölgesinde bırakmak ne kadar acı.

Oysa 15 Temmuz darbe girişimi yıl dönümü yaklaşırken günler öncesinden yayınlar yapıp, anma programları hazırlanmıştı. Geçmişe bakıp uzun yıllar savaşıp zaferlerle çıkan bir ülkeyi hatırlatarak; bir gecelik darbe girişimine hazırlandığı kadar Cumhuriyetin 100. yılına hazırlanmadı bu ülke. 

Bu da benim tepkim ve kızgınlığım, Cumhuriyetin 100. yılı bu kadar hafife alınmamalı.

Zira bir 100. yıl daha bekleyeme kimsenin tahammülü yok.

Zaten bizlerinde görme imkanı da olamayacak.
Belki kısmetse 125. Yıl inşallah. 

Mustafa Kemal ATATÜRK “Benim En Büyük Eserim Cumhuriyettir.”  Bu eser ilelebet yaşayacak ve yaşatacağız hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Laiklik varsa, hukuk varsa, demokrasi varsa, eşitlik varsa ve Cumhuriyet varsa biz o kadar özgürüz.

Unutmayın Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir…