KADİR DAYIOĞLU


YASAKLAR

AK Parti, “3Y”yi kaldırma vaadi ile iktidara geldi 2002’de… Neydi bunlar; “Yasaklar, yoksulluk ve yolsuzluk!”Yolsuzluklar ve yoksulluk haberlerinden geçilmiyor… Yasaklar ise had safhaya, çekilmez hale geldi… Bunlara bu yıl yerel etkinlikler, festivaller, konserler, şenlikler eklendi…


AK Parti, “3Y”yi kaldırma vaadi ile iktidara geldi 2002’de… Neydi bunlar; “Yasaklar, yoksulluk ve yolsuzluk!”Yolsuzluklar ve yoksulluk haberlerinden geçilmiyor… Yasaklar ise had safhaya, çekilmez hale geldi… Bunlara bu yıl yerel etkinlikler, festivaller, konserler, şenlikler eklendi…

***

Bırakınız günü, saat başı bir yasak haberi geliyor…  Gerekçe de hep aynı; iç ve dış düşmanlar, güvenlik, genel ahlak, milli ve manevi değerler, din, imam… Peki, bu gerekçeler bir “korkunun” kılıfı olmasın? Olaylar doğal olarak bu soruyu akla getiriyor. İşin acı yanı; özellikle 28 Şubat sürecinde hak, hukuk ve özgürlük mücadelesi veren bazı teşekküllerin ihbar ve şikâyetleri ön plana çıkıyor…

***

Gerekçelerin hepsi sübjektif, kişilere ve toplumlara göre değişen gerekçeler… Hani, kurt ile kuzu hikâyesi gibi bir şey… Öyle ya, Kurt kuzuyu yemeye karar verdiyse, kuzunun derenin neresinden su içtiği önemli değil.

***

Tabii2002 öncesi ve özellikle 28 Şubatsürecinde, türban eylemi yapanlar. Hiç ayrım yapmadan, “hak ve özgürlükler” mücadelesi veriyordu… Şanar Yurdatapan ile Abdurrahman Dilipak kol kola eylemlere katılıyordu…AK Parti iktidar oldu… Çıraklık döneminin acemiliği nedeniyle özgürlük alanlarına pek dokunmadı. Kalfalık ve özellikle ustalık döneminde, çok eleştirdikleri ‘eski Türkiye’ye rahmet okutacak biçimde “yasaklar” gündemimize girmeye başladı… Gerekçe de hep; “Vatan, millet, Sakarya!”.

***

Nedense, mücadele veren “benim türbanlı bacılarımın” ve ona destek veren; “ya Allah bismillah Allahuekber” diyerek; “Tekbir!” çekenlerin hiç sesi ve soluğu çıkmıyor, seküler alandaki yasaklar zirveye tırmanırken. Neden?

***

Anlaşılan, “bizim ecmainin” özgürlük alanı “türban”, İmam Hatip Okullarıve Kur’an kursları ile sınırlıymış… Umulur ki, geçmişte, benim gibi, bunlara destek verenler uyanır… Ünlü filozof Herakleitos’un şu sözünü unutmayın; “Aynı suda iki kez yıkanılmaz”. Sananlar aptalın ta kendisidir!***

Mesela mı? Mesela, RTÜK, parti polisi gibi çalışıyor… Muhalif seslerin yoğunlaştığı Halk TV, TELE1, KRT ve FOX tvye yayın durdurma ve para cezaları yağdırıyor… Seçimlere yaklaşınca bunların “lisansları” iptal edilirse hiç şaşmayın…

***

Ama beğenmediklerine hakaretleri, suçlamaları yağdıran A Haber, Ülke TV, TGRT, CNN Türk gibi TV’lere, Sabah, Hürriyet, Yeni Şafak, Akit gibi gazeteleri görmezden geliyor…Anlayacağınız yaşanan hal merhum Ziya Paşa’nın dizelerinde dile getirilen:

“‘Kadı ola davacı vü muhzır dahi şahit

Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet?”

 (Hakiminin davacı, mübaşirinin şahit olduğu bir davada o mahkemenin verdiği hükme adalet derler mi?)

***

Geçmişte; hak, hukuk ve özgürlük alanlarının kısıtlılığından şikâyet edenlerin şimdi muhbir durumuna düşmesi ya da bu ihlallere ses çıkartmaması çok acı. Bu nedir biliyor musunuz? “Muaviye ahlakı!” ya da avamcası; “Üttüm oynamıyorum!”

***

Sayın Erdoğan; “Aynı gemideyiz. Batarsak hepimiz batarız!” türünden laflar ediyor… Tabii, muhalefet, bu söze sazan gibi atladı; “Yok, biz o gemide değiliz!” deme noktasına geldi. Oysa kastı onlar değildi ki. İktidar dönemlerinin “akıllıları”; “iktidar çalgısına ayak uyduranları”Avam değil, lüks kamerada oturanlar. Zaten garibanlar olan bitenden bihaber…

***

Onların derdi; bu iktidar giderse, gelenler acaba “iaşe paketlerini”, “sosyal yardımları” keserler mi, noktasında… Ne yapsıngaribimin “aklı” o kadar eriyor… Tabii, bu süreç; “4X4” e binen, marka giyinen “benim türbanlı bacım” ile zemherinin çat ayazında belediye otobüs bekleyen “benim türbanlı bacım” arasındaki çelişki fark edilene kadar devam edecek. Umarım bu çelişkinin fark edilmesi uzun sürmez. Ama unutmayın bu çelişki mutlaka fark edilecek.

***

Bilinen hikâyede olduğu gibi… Garibime sormuşlar; “Zengin olursan ne yemek istersin?”“Soğanın cücüğünü!” Diğerine de aynı soruyu sormuş. Yanıt; “Bana bir şey kalmadı ki!”

***

Tayyip Beyin bu sözü, yirmi yıldır AK Parti iktidarından neşvünema bulanların olduğunu kavrayamadı, muhalefet. Yani, özelleştirmeden“ölmüş eşek fiyatına”fiyatına fabrika alanları, tarım arazilerini paylaşanları, kamudan sürekli ihale alanları, üç-beş ücret alanları, “mücahitken müteahhit olanları”, kamu desteği ile işini yürütenleri, bu iktidar döneminde mevki ve makam sahibi olanları, mücadele sonunda üniversitede “türban serbestisine” kavuşanları; ez cümle bu iktidar döneminde nemalanları kastediyor.