KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 03.04.2025 12:44

YAMULA BARAJI (3)

Facebook Twitter Linked-in

İmtiyazı elinden alınan fakat hukuki statüsü devam eden KCETAŞ yeni iştigal konusu aramaya başladı. Bulamazsalar, Şirketin hukuki varlığına son verecekti. Çalınan kapılardan birisi de Enerji Bakanlığı idi… Su santralı yapmayı düşünüyorlardı. Yaşar Abi’nin İTÜ’den dönem arkadaşlarından Yamula Barajı bilgisi alıyor ama bu çapta bir barajı kurmalarının zor olduğunu söylüyor, Koçoğlu… Mesela, Zamantı üzerinde ki, “Çamlıca HES”lere talip olmamızı dahi öneriyorlar.

***

Uzatmayalım, gidişlerinin birisinde, DSİ Barajlar Dairesi Başkanı, sonra Genel Müdür Yardımcısı, hemşerimiz, Refik Akarun ile tanışıyor. Emekli olmuş… Su yapılarında çok deneyimli, bilgili Akarun, moral veriyor, Yamula Projesine talip olmalarını öneriyor, destek vereceğini söylüyor. Akarun, İTÜ’lü İnş. Y. Müh. Recai Kutanların dönem arkadaşı ve Efkereli. GAP Projesi planlamasında da bulunmuş. Ama bu kentte kimse tanımaz, maalesef!..

***

O esnada, Çorumlu iş insanları ile Hüsnü Doğan’ın akrabası da bu baraj için kulis yapıyormuş. Bu sırada, merhum Faruk Molu da baraja talip olmuş, hatta bakanlıktan dosyaları almış, yapamayacağını görünce, dosyaları, Koçoğlu’na teslim etmiş.

***

Uzatmayalım, başvuruyorlar Bakanlığa… Bakanlık ipe un sermeye başlıyor. Öyle ya, Hüsnü Doğan da devrede… İşin içinde siyaset var… “Koca kafa Hüsnü”, merhum Özal’ın teyze çocuğu.

***

Hisse yapısının değişmesini, haliyle KCETAŞ’a yeni ortaklar gelmesini istiyorlar. Tabii, hakim hissenin (%72) Büyükşehir’de olduğu bir ortaklığa özel kesim yanaşmıyor, “yeni bir şirket kurarsanız ortak oluruz!”, diyorlar. 

***

Bunun üzerine, KCETAŞ’ın da ortak olduğu, Kayseri Elektrik Üretim AŞ kuruluyor. Yıl, 1988… Daha AYEN Enerji ortada yok.

***

Yaşar abi bu süreçte ne çektiklerini anlatırken şu anekdotu da paylaşmıştı benimle: “Başvurumuz yaptık, Enerji Bakanlığına ama bir türlü cevap gelmiyor… Bir keresinde de ANAP Kayseri Milletvekilleri ile birlikte merhum Özal kalp ameliyatı için ABD’de olduğundan, vekalet eden Kaya Erdem’e gidiyorlar. 

***

Bu esnada, Sanayi Bakanı, Cahit Aral rastlıyor. Yaşar abi ye; “hayrola Yaşar!”, diyor. O da durumu anlatıyor. Aral; “siz beni Kayseri’den listeye koymadınız ama konu Kayseri olunca, Kaya Beyin yanına ben de geleceğim!”, diyor.

***

Heyet Erdem’in makamına gidiyor, durumu anlatıyorlar. Kaya Bey, Enerji Bakanı’nı makama çağırıyor. Bakan Bey geliyor… “Adamların parası var, üstelik şirket de kurmuşlar. Dilekçelerine olumlu cevap verin ve konuyu Bakanlar Kurulu’na getirin” türünden ricada bulunuyor. 

***

Enerji Bakanı, “mırım kırın!” ediyor. Kaya Bey, ısrar edince; “Efendim, isterseniz Enerji Dairesi Başkanımızı çağıralım. Onun fikrini alalım!”. Diyor… Bunun üzerine Başkan da geliyor… O da, destek veriyor; “Münasiptir efendim!”, diyor. Başkan da Vural AkınYaşar Abi’nin İTÜ’den dönem arkadaşı. Sonraki aşamalarda, kıymetini bilemediğimiz, Enerji Bakanlığı Müsteşarı İnş. Y. Müh. Mehmet İndap Abinin çok katkısı oluyor.

***

Yirmi yıllık imtiyaz alındı ama iş burada bitmedi… Paralı ortak arayışı devam etti. Söz verenler, caydı. Cayanlar aleyhte çalışmaya başladı… Yaşar abi, bir gün bana; “Kadirciğim, Kayserili müteşebbisler bunu altından kalkabilir sanmış; orada yanılmışım. Oysa dışarıdan ortak bulmak lazımmış!” türünden bir özeleştiri yapmıştı. 

***

Evet. Kısaca aklımda kalan, Yamula’nın başlangıç hikayesi böyle. 1994 yılına kadar, bürokratik dirençler, ortaklar arasında ki çekişmeler, paralı ortak bulmada ki zorluklar nedeniyle, Şükrü Karatepe Başkan olan kadar gözle görülür bir gelişme olmadı… Şükrü bey ile ivme kazandı…

***

Hemen belirteyim, işin ta başında, “yapamayız!” gerekçesi ile, dosyaları Yaşar Beye teslim eden, merhum Faruk Molu, Karatepe Başkanın, geniş katılımlı toplantısında, şahsına ve Karsu üyelik sözü verdi. Benzeri bir sözü HES Grubu adına rahmetli Saadettin Erkan verdi. Ama Molu, sözünü yerine getirdi. HES Grubu yanaşmadı. Mesela, ortak olan ERBOSAN adına Mak. Y. Müh İbrahim Yardımcı katılmıştı. Toplantı yeri de Büyükşehir encümen odasıydı.

***

Hep şunu diyorlardı; “Şirketi kapattılar, yeni ortaklara açmıyorlar!” Bu konuda da sürekli kulis, toplantı yapıyorlar, girişimi akamete uğratmak istiyorlardı. Bunların kim olduğunu Başkan Karatepe çok iyi bilir. Zaten, Büyükşehir’de yapılan acil toplantının nedeni de buydu… Yeni ortak bulmak, şirketi açmak. Ama bunun yerli sermayedarlarla da olmayacağı görüldü. Zaman içerisinde… AYEN Enerji o nedenle devreye girdi. 

***

Şükrü Beyi çok kararlı gördüm; “ya barajı yaparız, ya da imtiyazı asıl sahibine iade ederiz. Oyalamanın, oyalanmanın bir anlamı yok!”, diyordu, özetle.

***

Benim için onurdur, geçmişe biraz vakıf ve Elektrik Şirketi’nde görev yaptığım için, hiçbir sıfatım olmadan, Şükrü Bey beni de davet etmişti toplantıya. Vali Saffet Arıkan Bedük ve DSİ 12. Bölge Müdür Muavini, arkadaşım, merhum Sami Kurbay da arkadaşları ile gelmişti, baraj ile ilgili bilgi vermek için. Sami şunu söylemişti; “DSİ olarak bu barajı biz yapabiliriz ama bizim için öncelikli bir proje değil!”.

***

Hiç unutmam, toplantıda Vali Bey bana şunu sormuştu; “Kadir Bey, neden paralı ortak bulunamıyor?” Ben de dersime çalışarak gitmiş, “Ön Fizibilite Raporunu” incelemiştim. Şu yanıtı verdim: “Sayın Valim, barajın iki amacı var, sulama ve elektrik üretimi… Elektriğin, kWh’i 4,90 küsur cent çıkıyor… Literatür de 5 cent ve üzerisi rantabıl gözükmüyor, su santrallarında” demiş ve devam etmiştim: 

 

“Acaba, o nedenle mi, özel kesim itibar etmiyor, kamu da yapmak istemiyor. Fizibilitesinin yeniden gözden geçirilmesinde yarar var. Acaba ‘ekmek katığa denk mi getirilmek istendi? Biz buna, mühendislik dilinde, bildiğimiz sonuç çıkmayınca, dört işlemle oynar, yaklaşık istenilen sonuca ulaşırız. Buna da ‘sabunlama!’ deriz”, dedim.

***

Hala aynı görüşteyim… Bu barajdan eş zamanlı hem elektrik ve hem de gövde sulama yapılamaz. Yapılırsa, birim elektrik fiyatı çok pahalı olur. Sanırım, mansap sulaması dışında “Dadağı tünel” ve “Pompaj Sulamasının” askıya alınması da bu nedenle…

***

Benim bildiğim bu kadar. Yanılabilirim, zira aradan yıllar geçti… Sonrasını, Koçoğlu, Özhaseki ve Karatepe’den dinlesek iyi olur. Bildiklerini anlatmaktan imtina edip, terk-i dünya ederlerse, kent hafızası için iyi olmaz.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —