Sayın Erdoğan, bir kiracıyla olan diyaloğunu: “Kiracıyım.”“Ne ödüyorsun?” dedim. Devam etti; “Başkanım, Şu anda ev sahibi beni ciddi manada sıkıştırıyor. 2 bin 500 lira veriyordum. Şimdi kiramı 7 bin 500 liraya çıkardı. Ya verirsin ya evden çıkarsın” diyor, sözleriyle anlattı.
***
Bu sözlerin ardından Tayyip Bey, ev sahibini “insafsızlıkla”suçladı. “Evin kirasını 2 bin 500'den 7 bin 500'e çıkarmanın insafa sığmadığını” belirterek, şöyle devam etti:“… Ama ben o ev sahibine, herhalde o da şimdi dinliyordur beni, 'Sende vicdan var mı?' diye sormak durumundayım. Bu kadar biz konut yapıyoruz. Bu yaptığımız konutlarla çözüm geliştirmeye çalışıyoruz. Ama insaf ya 2 bin 500'den 7 bin 500'e. Bu ne vicdandır?"
***
Evet, bu bir insafsızlık ve vicdansızlık. Gelin bir de mülk sahibine sorun… Bakalım, ne anlatacak? Muhtemelen şunu:
***
TÜİK'e göre 12 aylık ortalama (Ekim, 2022-2023)fiyat değişimi yani “enflasyon”%54,26 olarak gerçekleşti.
***
Evet. TÜİK böyle ölçmüş. Olabilir… Ama piyasa ve ENAG böyle demiyor. Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG, ekim/2023) göre, ekimde yıllık yüzde 126,18 çıktı.
***
Bir de İstanbul Ticaret Odası’nın İstanbul bazında yaptığı bir çalışma var. Buna göre enflasyon; 2023 Ekim ayında yıllık yüzde 72,73 oldu. İstanbul’da yaşayan birisi yıllık yüzde 72,73 enflasyona maruz kaldı.
***
Kamu alacaklarını belirleyen, “Yeniden Değerlendirme Oranı” ise;2024 yılı için yüzde 58,46 oldu. Tabii, emlak vergileri, GMSİ, harç ve cezalar yeniden değerlendirme oranına göre artacak ama kiralık evi varsa, yüzde 25’i geçemeyecek.
***
Şimdi sormak lazım: Hangi ölçümü alırsak alalım, enflasyonun bu denli yüksek olduğu bir ortamda, yasa gereği ev kiralarını yüzde 25 artırmak hangi insafve vicdanölçüsüne sığar?
***
Sormaya devam edelim: İşyerleri için bir sınır yok. Peki, bu sınırsızlık da insaf ve vicdan ölçüsüne sığar mı? Yani meskenler için istenen, yasa dışı artışlar “vicdansızlık” da işyerleri için en az yıllık enflasyona göre talep edilen artışlar neyin nesi?
***
***
Peki, mesken kiraları, bir yıl önce çıkan yasa gereği, yüzde 25’ten fazla artırılamayacak ama devletin alacakları yüzde 58,46 artacak. Bu Allah’tan reva mı? Bu hangi vicdan ve insaf ölçüsüne sığar?
***
Peki, 2024 yılı için asgari ücret ve kamu çalışanları ücretleri yüzde kaç artacak? Asgari ücret artışı, 2024 yılı ilk altı ayı için tahmin edilen yüzde 37,76'lık enflasyon tahminine göre hesaplanacak. Tabii, bu oran emekliler için de emsal olacak. Ve yılda bir kez artırılacak.
***
Bunun anlamı şu: Devlet alacaklarını “gerçekleşen enflasyona” göre, vereceklerini “tahmin edilen enflasyona” göre hesaplayacak. Bunun insaf ve vicdan neresinde? Biri çıksın bizlere açıklasın.
***
Yani,devlet, “alacağına şahin, vereceğine kara!” noktasındayız… İnanın akıl sır ermiyor. Yani, kiraya verilen yer mülk de kiraya verilen ev mülk değil mi? Tabii, sırça köşkte oturan, halktan tamamen kopmuşların bilmediği bir şey var. O da şu: Alabiliyorsa emekli maaşı ve ev kirası geliri ile geçinen milyonlar, dul ve yetimler var.
***
Yanlış para politikası ve pabucu dama atılan, ünlü ve Nobellik “Nas teorisi” sonucunda bu hale geldik. Ama kimse üstüne almıyor, ülkeyi yirmi bir yıldır yönetenler “teflon tava” gibi; “Hayret, ya öyle miydi?” modundalar. İpin ucu iyice kaçtı. Dikiş tutmaz artık.
***
Beyler, beyler yeni ülke “kalıcı yoksulluğa” doğru yol alıyor. “Gelir dağılımında”müthiş bir bozukluk var. Nüfusun ya da hane sayısının yüzde 10’u dışında kalan kesimin yeni bir ev, yeni araba almasını bir yana bırakın, ikinci el arabayı, kullanılmış bir evi alabilmesi hayal oldu.
***
İsterseniz, “her yer otomobil dolu, otomobilden geçilmiyor!” diyenlere bir anımsatma yapayım. Ülkemizde yaklaşık 15,1 milyon, Kayseri’de 275.524 otomobil var, Ekim/2023 itibarı ile. Genelinde hane başına, çeşitli yaşta, yaklaşık 0,61; Kayseri’de hane başına 0,67 otomobil düşüyor. Bırakınız batı Avrupa’yı, Türkiye’nin kişi başına düşen araç,Balkan ve Doğu Avrupa ülkelerinin hepsinden geride.
***
Tabii, kimi hane de çoluk çocuk, torun hepsinin altında birer otomobil; kimileri ise ya “tabanvay” ya da “toplu taşım” kullanıyor. İşin garibi, ikinciler, birincilerin gayretini güdüyor. Böyle garip bir toplum dünyanın hiçbir yerinde gözükmez.
***
Evet. Çok sevdikleri, rol model aldıkları üstatlarının (N.F.K) ifadesi ile; “Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa!”


