KADİR DAYIOĞLU


VERGİ

“Asiyâb-ı devlet” deyince, günümüzle ilgisi olmayan Osmanlı dönemi için yapılan bir atışma aklıma gelir.


Devlet ya da kamu, “âsiyâb-ı devleti” yani devlet çarkını döndürebilmek için, gerçek ve tüzel kişilerden, doğrudan ve dolaylı vergi alır. Bu, devlet olmanın da bir gereğidir… Ama önemli olan toplanan vergilerin nereye ve nasıl kullanıldığıdır. Ve bunun muhterem ahali tarafından bilinmesidir.

***

“Asiyâb-ı devlet” deyince, günümüzle ilgisi olmayan Osmanlı dönemi için yapılan bir atışma aklıma gelir. O da şu: Şair Eşref;

 

‘’Asiyab-ı devleti (devletin değirmenini) bir har (eşek) da olsa döndürür”

Döndürür döndürmesine ama ebesinin örekesine döndürür”, der. 

***

Tabii, hemen belirteyim, “öreke”, burada “kirmen” anlamınadır. Lütfen, başka yere çekmeyin. 

***

Evet Şair Eşref böyle der ama Ziya Paşa da durur mu, patlatır nazireyi: 

 

‘’Asiyab-ı sengi'yi bir har da olsa döndürür,

Döndürür ama, mili kırar çarka s.çar harabeye döndürür.’’

***

Madem konu Osmanlı’dan açıldı, o dönemle ilgili bazı bilgileri paylaşmaya devam edelim:Osmanlı hazinesi “tamtakır, kuru bakır”fareler cirit atıyor. Sultan 3. MehmetYemişçi Hasan Paşa’dan, acil beş bin altın istiyor. O da ne yapsın; aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık. Ama para yok hazinede… 

***

Tabii, “kellenin” gitmesi söz konusu. Cevap veriyor; “Sultanım, ihtiyaca sınır yok… Bilmez miyim? Hazinede de para yok… Yoksa her şey feda olsun Sultanıma; kulları ben Hasan da…”

***

Yine bu yıllarda, Hazineye para bulmak için vezirler toplanmış. Herkes bir öneride bulunuyor. Kimi emlak vergilerini, kimi arazi vergilerini, kimi “baç”ı, kimi toprak bastı parasını vs. artıralım, diyor. Ama hiç biri kabul görmüyor. Zira her zammın bir ucu kendilerine de dokunuyor. Bunun üzerine biri, bir teklifte bulunuyor; “Leblebiye narh koyalım!”.“Hay hay, makuldür!” 

***

Vakti zamanında, bu fıkrayı anlatan merhum Güngör Uras nam-ı diğer Ali Rıza Kardüz; yeni “ekonomik paketler açan” dönemin yöneticileri için şunu demişti: “Leblebiye narh koyarak ekonomiyi kurtaracağını sanan Osmanlı vezirleri ne kadar ciddi ise günümüzdekiler de o kadar ciddi!”.

***

İsterseniz Osmanlı döneminde alına bazı vergileri anımsayalım. Ola ki, maliye bürokrasisine bazı tüyolar verir. 

***

Adet-i deştbâni (bazen resm-i destbani olarak da bilinir): Osmanlı İmparatorluğu'nda mahsulün zarar görmesinin cezası olarak verilen bir ücret veya vergi türü.

***

Bennak Resmi:Toprak sahibi olan babalarının yanında yaşayan erkeklerin evlendikleri zaman ödedikleri vergidir. Örfi bir vergi.

***

Gerdek vergisi: Gerdeğe giren herkesten alına vergi. Örfi ve yöresel.

***

Lazbastı vergisi:LazistanSancağı'ndan gelen ve Canik Sancağı'nın Samsun, Bafra ve Çarşamba kazalarındaki tütün tarlalarında çalışan işçilerden alınan vergi.

***

Mücerred:Evlenme çağına gelmiş ancak ailesinin yanında oturan bekâr çiftçilerden alınan vergi.

***

Arusâne: Evlilik esnasında kız tarafının tımar sahibine ödediği vergi.

***

Cerime: Dirlik toprakları üzerinde suç işleyenlerden alınan vergi.

***

Yave(Kaçgun): Kaybolan bir hayvanın devlet tarafından bulunması halinde hayvan sahibinden alınan vergi.

***

Canavar Resmi: Gayr-i Müslimlerden alınan domuz vergisi.

***

Tabii, Osmanlı dönemi ve günümüz de ortak olan iki tür vergi var: Enflasyon yolu ile alınan acımasız vergi ile kümese girmiş yolunması çok kolay kazlardan alınan vergiler. 

***

Ankaralı Oğuz Yılmaz olarak bilinen ünlü şarkıcı Oğuz Yılmaz, 53 yaşında hayata veda etti. Yılmaz,“Bas Bas Paraları Leyla'ya” adlı şarkı ile tanınmıştı. Bu şarkı sözlerini, “alemciler” çok iyi bilir. Ondan sonra da;“Ağa yiğenim, beni Lalle Beli’nde eşkıyalar falan soymadı ki?”

***

“Bas Bas Paraları Leyla'ya” şarkı sözleri:

 

Cebinde akrep var eli gitmiyor

Leyla döktürüyor dönüp bakmıyor

Kadehleri birbirine çakmıyor usta

 

Bas bas paraları leylaya

Bi daha mı gelicez dünyaya

 

Hayatını yaşa şükret Mevlaya

Hiç götüren varmı öbür dünyaya

Haydi kollarını kaldır havaya usta

 

Bas bas paraları leylaya

Bi daha mı gelicez dünyaya

 

Farkında değilsin zaman geçiyor

Biraz eğlen fırsat elden kaçıyor

Kim ne yapsa aynı yere göçüyor usta

***

İsterseniz, “acı” olan bazan “kazığa” dönen vergi konusunu “tatlıya” bağlayalım. Mis gibi, Hayat Lokantası’nın döneri ya da Şakir Ağa’nı sac kebabı üzerine kaymaklı kadayıfta iyi gider doğrusu. Gerçi Hayat Lokantası kapandı ama Şakir Ağa ve Adem Baba devam ediyor. Yine sac kebabı ünlü Kebapçı Ahmet Altındiş firması duruyor mu? Bilemem… Tabii, kadim dostumuz Kebapçı Hilmi’yi unutmadım…