Şube ve Yönetim Kurullarında 25 yılı aşkın bir süre hizmet ettiğim, “Onur Üyesi” olduğum Kızılay’ın düştüğü durumu görünce; “Vay Kızılay vay!” dedim… Kızılay ne hale düşmüş. Hayır kurumu olmaktan çıkmış “şirket” olmuş… Oysa Kızılay; “Hizmetlerinden hiçbir şekilde çıkar gözetmeyen gönüllü bir yardım kurumudur.”
***
Kızılay’da hizmet gönüllülük esasına göredir. O nedenle, profesyonellik çalışan personel içindir ve bunun karşılığında bir ücret alırlar. Yöneticiler, doğrudan ya da dolaylı ayni ve nakti kazanç sağlayamazlar. Biz böyle bildik, böyle hizmet yaptık; eser üzerine eser bıraktık. Şimdi Kayseri Kızılay’ını yönetenler, bizlerin yaptığı hizmeti hayal dahi edemezler.
***
Bizim dönemimiz için söylüyorum. Şimdikiler ne yapıyor? Bilemiyorum. İnanılmaz hizmet yapan, yaptığı hizmetler ortada duran ve asla bir böyle dönemin gelmeyeceğine inanan birisi olarak bir iki laf edeceğim…
***
Bizimle, sürekli uğraştılar… “Mason derneği, bunlara yardım yapılmaz!” dediler; yardımların önünü kesmek istediler. Göğüs gerdik… Çalışmalarımıza, hizmetlerimize hızla devam ettik. Tabii, “içi boş bir kasa ve bir masa” ile devraldığımız Kızılay’ı örnek hale getirdik. Bu başarı da başta rahmetli Emin Hisarcıklıoğlu, Alemdar Güngör ve Ayhan Uzandaç’ın hizmetleri yadsınamaz. Hele hele son iki ağabeyimin hizmetleri, gayretleri, fevkaladenin fevkindedir…
***
Tabii, Kayseri Kızılay’ını yönetenleri yani bizleri indirmek için AK Parti’nin yerel inisiyatifleri müthiş emek harcadılar ve sonunda başarılı oldular. Tabii, kanıtı zor olduğu için o “parti büyüğünün” ismini veremiyorum. Önce, “cemaatle” birlikte operasyon yaptılar, bizleri, son kertede Ayhan Uzandaç’ı da ekarte ettiler…
***
Yani, bizleri, bir-bir uzaklaştırdılar, operasyonlarla… Tabii, bunu yaparken, yerel medyada, yandaş ve candaş bir gazeteyi de kullandılar… Geri planda ama gözükmeyen bir “Kayseri ulusu” da destek veriyordu bunlara. Kim mi bu? Bilinen bir isim ama kanıtlamak mümkün değil. O nedenle isim veremem.
***
İşin garibi, “Kayseri ulusu”, 2002 öncesi inanılmaz bir biçimde bize destek verir, halimizi hatırımızı sorardı. Hastane arsamızın oluşumuna yardımcı olmuştu. Ne oldu bilinmez, AK Parti iktidara gelince, ufak ufak uzaklaştı, selamı sabahı kesti bizden. bizden… “Ayhan abi, Ayhan abi!” diye hürmette kusur etmeyen “Büyüğümüz”, selam vermez oldu Başkanımıza… Aslında bu tavır, etap etap gelişecek operasyonların bir habercisi idi…
***
Ama şunu bilmiyorlardı. Kurumlara güvenmek lazım. Biz, bu güveni sağladık. Hayırseverler, bizlere güvendikleri için yağmur gibi yağıyordu yardımlar. İki yüzün üzerinde hayırsever, tefriş etti hastanemizi. Mesela; Değerli hemşerimiz Halit Narin, başkanı olduğu Tekstil İşverenleri Sendikası üzerinde birkaç milyon dolarla ifade edebileceğimiz yardımda bulundu hastanemize.
***
İnanın, işletme esnasında da bir o kadar daha yardım aktaracaktı… Amma lakin genel merkez hastane işletmesine el koyunca, vazgeçti. Ve Ayhan abiye şunu demiş: “Ayhan, siz varsınız diye yapıyordum bu yardımı… Sizin olmadığınız yere yapmam yardım, kusura kalma!”
***
Tabii, müfettişler, her yıl didik didik ettiler, yüzümüzü kızartacak bir eylem ve işlemimizi bulamadılar. Bu, bizim dönem için bir gurur vesilesidir, evlatlarımıza, torunlarımıza bırakacağımız en büyük mirastır.
***
Tabii, başta “memleket büyüğü” olmak üzere, altımızı oymaya çalışanlar; bizlere manşetle utanmadan, arlanmadan saldıranlar, aşağıda vereceğim habere ne diyecekler acaba çok merak ediyorum.
***
Kızılay;“Ahbap'a 46 milyon liraya çadır satmışlar!” Sayısı da; 2.050 çadırmış… Demek ki, afet sürecinde, millet kan ağlarken, gözyaşı dökerken, feryad ü figan arşa tırmanırken, Kızılay’ın, en az2.050 çadırı varmış. Olay yerine, anında götürüp depremzedelerin yarasına merhem olacakları yerde, alıcı beklemişler, bir tüccar gibi.
***
Olay basına yansıyınca Genel Başkan Kerem Kınık, gayet pişkin bir biçimde; “Ahbap Derneği ile tesis edilen ticari ilişki de Kızılay Cemiyeti ile değil Kızılay iştiraki olan Kızılay Lojistik Şirketi ile geliştirilmiştir" Yani, diyor ki; biz satmadık, şirketimiz sattı. Buna, “ne perhiz, ne lahana turşusu!” derler. Hazretin bu satıştan haberi yokmuş, inanırsanız!..
***
Önce, çadır satışını ahlaki ve akılcı bulan Kızılay Genel Başkanı, sonra; "satıştan haberim yoktu. Arkadaşları eleştirdim" diyor. Sadece Ahbap’a satsalar, Türk Eczacılar Birliği’ne de satmışlar. Acaba, daha kimlere sattılar?
***
Pakistan’dan gelen yardım çadırında yazan; “Not forsale" (Satılamaz) notunu görünce insanlığımdan utandım. Muhtemelen Pakistan amblemi üzerine de AFAD amblemi yapıştırmışlardır. Öyle ya, çadırı, konteyneri kim gönderirse göndersin, “AFAD” damgası vuruyorlarmış. İnanın, (Gobels)e rahmet okutuyorlar. Algı oluşturmada, üstlerine gelir yok.
***
Çadırla kalınsa iyi. Çadır tartışması sürerken bu sefer Kızılay tarafından satılan “gıda" gündeme düştü. “Toplamda 5 farklı tedarikçiden 108 milyon tutarında gıda alımı yapmışız. Bunun 14 milyonluk kısmını Kızılay Lojistik A.Ş den” almışız açıklaması geldi Ahbap’tan… Peşinden de, en azı 35 bin lira maaş alan üst düzey yöneticilerin isimleri basına düştü. Tabii, Genel Başkan Kerem Kınık’ın bir ücret vs. alıp almadığını bilemiyoruz.
***
Dostlar inanın. 1957’den beri siyasete aklım erer; “ecmain mahallesini” de az çok bilirim ama ben bu dönem yöneticileri gibi maharetlisini, beceriklisini, iş bilenini, çark edebilenini, pişkinini asla görmedim. Böyle bir kuşak bir daha asla ve asla gelemez. İnanın; benim bildiğim “dinciler” böyle değildi. Biz, bunları, “mücahit” diye bilirdik meğer “müteahhit”miş de haberimiz yokmuş. Bu sözün telif hakkı, Numan Kurtulmuş’a ait… O ise, şimdi, “müteahhitlerle” kol kola…


