MUSTAFA CENGİZ


UNUTUL(MUŞ)MAMIŞ GİBİ…

Aslında Türkiye’nin en acı gerçeği bu. Kutlama günleri ve anma günleri aynı klasik söylemler. Başarıyı kutlar, acıyı anar ve mesajlarla hatırlarız. Başarıların daha da büyük başarılara alt yapı olması için bu mecraya yüklenmek yerine sadece o başarılı günü ölümsüzleştirir ve kulağımızın üstüne yatarız adeta. Üzücü olaylar mı? Facialar mı? Kayıplar mı? Ne olay sonrası bir önlem alırız, ne de geleceğe dönük projelerle bu tür olayların yaşanmaması için bu projeleri hayata geçiririz. “Devletimiz büyüktür.Yaralar sarılacaktır. Bir ölür bin diriliriz!” İşte hepsi bu kadar…


17 Ağustos Marmara depremi.

1999 Yılında yaşanan o elim hadiseyi yaşayanlar hala dün gibi hatırlıyor.

Yaşanan acı kayıplar, günlerce çekilen ızdıraplar, bulunamayan yakınların cenazeleri…

Yepyeni bir güne uyanmak isterken uyanamayan yüzlerce beden…

Daha ilk günkü gibi bir çoklarının yüreğinde acısı….

Diğerleri mi?

Klasik bir söylemle; “17 Ağustos 1999’da gerçekleşen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz.” mesajları ile anıyorlar.

EN ACI GERÇEK

Aslında Türkiye’nin en acı gerçeği bu.

Kutlama günleri ve anma günleri aynı klasik söylemler.

Başarıyı kutlar, acıyı anar ve mesajlarla hatırlarız.

Başarıların daha da büyük başarılara alt yapı olması için bu mecraya yüklenmek yerine sadece o başarılı günü ölümsüzleştirir ve kulağımızın üstüne yatarız adeta.

Üzücü olaylar mı?

Facialar mı?

Kayıplar mı?

Ne olay sonrası bir önlem alırız, ne de geleceğe dönük projelerle bu tür olayların yaşanmaması için bu projeleri hayata geçiririz.

“Devletimiz büyüktür.Yaralar sarılacaktır. Bir ölür bin diriliriz!”

İşte hepsi bu kadar…

17 AĞUSTOS SONRASI…

17 Ağustos Marmara depreminin ardından Van’da Elazığ’da depremler yaşandı.

Muğla ve Antalya’daki yangınlar.

Son Kastamonu ve Sinop’ta ki sel felaketleri…

Bunlar ilk aklıma gelenler.

Doğa katliamlarının boyutlarına, Turizme inatla ve ısrarla açılan kıyıları, sahil şeritleri, Karadeniz’deki İkizdere, Salda gölü ve Kaz Dağları gibi insan eli ile yapılan kötülükleri de eklememiz mümkün elbette ki de…

NE Mİ OLDU SONRASINDA?!...

Doğal Afet vurguncuları türedi bir anda.

Van’da ve Elazığ’da konut fiyatları ikiye katladı.

Sokakta kalana yardım eli uzatması gereken insanımız “Gün bugündür. Bu fırsat kaçmaz” diyerek evini bedavaya vermesi gerekirken, yardım eli uzatması gerekirken, yardıma muhtaçlara, ihtiyaç sahiplerine konutlarını iki misline kiraya vererek günü kotardılar, kendilerini kurtardılar.

Yardıma muhtaç daha muhtaç hale geldi.

Zengin daha da zengin, fakir ekmeğe, yiğit soğana muhtaç hale geldi.

DERS ÇIKARTMIYORUZ…

Hiç biri yaşanmamış gibi.

Ne ders alan, ne ders çıkartan var.

Halen felaketlere davetiye çıkartan hoyrat bir meydan okumanın akılsızlığı içerisinde bildiğimiz yoldan şaşmadan dörtnala koşuyoruz.

Bilmiyoruz ki her attığımız olumsuz adım, her yapılan kötülük Doğa Ana tarafından bizlere bedeli ağır olan ve adına Doğal Afet dediğimiz felaketler şeklinde dönüyor adeta Bumerang gibi…

Ve… Ne yazık ki her kaybın maddi ve manevi faturası ağır oluyor ödeyenler için maalesef.

Diğerleri için mi?

“Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” mantığı ile mesajlara devam.