NEBAHAT ERDOĞAN


UMUTSUZ GELECEK…

Ebeveynlerin de en büyük hazinesi evlatlarının yanında olması ve onların mutluluğudur. Ama gelin görün ki, aileler mutsuz, aileler kaygı içerinde, gençlerin umutları tükendi, gelecek endişesi büyüdükçe büyüyor. Peki eğitimlerine verdikleri zararı kim üstlenecek acaba? Bu çocukların gelecekleri de çalındı… Çünkü vatandaşlık haklarını kullanamayan her bir vatandaş endişe içerisinde. Ve…gençlerimiz bu baskılar ve gelecekle ilgili umutsuzluklarını düşünerek, çözüm olarak yurt dışına gitmek onlar için daha cazip hale geldi.


Bayram tadında bayram yaşamak.

Hatta her günü bayram tadında yaşamak, her insanın özlem duyduğu yaşam tarzı oldu.

Sıkıntılı geçen bu süreçlerde bir yudum mutluluk, bir küçük tebessüm en büyük hazinemiz sayılıyor.

Geçen hafta “Bayramı bayram yapan büyüklerimiz” başlıklı yazımda hanede pir’in olduğu süre içinde bayramın coşkusu, bayramın neşesi daha bir anlam kazanıyormuş, şimdiki nesil ve gelecek nesiller için “bayramı bayram yapan büyüklerimiz, sonra arasanız da bulamıyorsunuz zaten” diyerek değerlerine sahip çıkmalarını önermiştim.

Aslında büyükler içinde sınırlamamak lazım sevdiklerimiz için diyelim buna.

Biliyorsunuz son zamanlarda yaşanan olaylar, ülkemize büyük zararlar vermiştir.

Mesela ekonomiden bir örnek verecek olursak.

“Şu anda 21.104 TL olan Asgari ücretin alım gücü son enflasyon rakamları ile birlikte 18 bin TL olarak açıklandı.”

ANAYASAL HAKKIMIZ…

Daha çok haksızlıklara karşı yapılan bu mitingler, çifte standart uygulamasını protesto ederek hak, hukuk, adalet mitingine dönüştü.

Özellikle Belediye Başkanlarına yapılan operasyonlar ve tutuklanmaları karşısında, piyasalar ve ekonomik olarak hem ülkemiz hem vatandaşın sıkıntısı kat kat arttı.

Halkımız biraz olsun sesini duyurabilmek için, tepkilerini yapılan mitinglere destek vererek gösterdiler.

Doğal olarak bu mitinglerde gençlerin yoğun katılımı gözlemlendi. Onlarda Anayasal haklarını kullanarak, haksızlıklara karşı desteklerini gösterdiler.

Hak aramak yada, ifade özgürlüğünü kullanmak suç teşkil edecekse, sürekli olarak insanların hayatlarına burnunu sokmanın da hiçbir anlamı yoktur.

Yasal hak demişken, araya hemen Anayasamızın 26. Maddesini ekleyerek;

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti…
ANAYASA MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

AİHS m.10 İfade Özgürlüğü; Herkes görüşlerini açıklama ve ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir.”

Yukarıda verdiğimiz kapsamda protesto etmek, fikirlerini paylaşmak her Türk vatandaşının en doğal hakkıdır.

Ama ne yazık ki, karşılarında öyle anlayışlı, bir takım konuları konuşarak, onlarla diyalog kurulup, sorunlar giderebilecek bir muhatap bulamıyorlar…

Çünkü karşılarında orantısız güç, şiddet, jop, biber gazı vardı.

Yaka paça, sorgusuz sualsiz terörist yaftası da yapıştırılarak gözaltına alındılar.

Olmaz demeyin, burası Türkiye her an her şey olabilir, kimin başına ne geleceği belli değil.

Bir bakmışsınız şafak operasyonuyla sorgusuz sualsiz, evinizden alınabilirsiniz…

Evet bu olayların gelişmeleri, 18-20 yaş arası gözaltına alınan gençlerin tutuklanmalarıyla devam etti.

Ramazan veya bayram olması hiçbir şeyi değiştirmedi. 

Gençler ve onlarca tutuklu maalesef bayramını cezaevinde geçirdi. 

Bu sefer büyükler küçüklerin ayağına, bayram ziyaretine gitti. 

Hani belirttiğim gibi “Sevdikleriniz olmadan bayram bayram değildir.”

O anne ve babaların evlatları olmadan, göz yaşları içerisinde bayram yapmaları mümkün mü sizce?

Ebeveynlerin de en büyük hazinesi evlatlarının yanında olması ve onların mutluluğudur.

Ama gelin görün ki, aileler mutsuz, aileler kaygı içerinde, gençlerin umutları tükendi, gelecek endişesi büyüdükçe büyüyor.

Peki eğitimlerine verdikleri zararı kim üstlenecek acaba?

Bu çocukların gelecekleri de çalındı…

Çünkü vatandaşlık haklarını kullanamayan her bir vatandaş endişe içerisinde.

Ve…gençlerimiz bu baskılar ve gelecekle ilgili umutsuzluklarını düşünerek, çözüm olarak yurt dışına gitmek onlar için daha cazip hale geldi.

Bu ülkenin evlatları, düşüncelerini, planlarını, projelerini başka ülkeler için kullanacaklar ve o ülkeye sayısız fayda sağlayacaklardır.

Bu gençleri kaybetmek gerçekten Türkiye için büyük kayıp. 

Bu arada bu ülkenin Z kuşağı ile ilgili yapılan eleştirilerin de ne kadar haksız olduğunu gördük.
Zira son yapılan protesto gösterileri ve mitinglerde hep onlar ön sıralarda yer alarak hem ülkenin geleceğine sahip çıktılar, hem de bu ülkeden gitmeye hiçte niyetleri olmadığını da bir kez daha üstüne basa basa herkese göstermiş oldular. 

Bakın burada düşüncelerini ifade etmek isteyenleri tutuklamak, ülkemizin geleceğini hapsetmektir.

ABD’ de papazın biri çıkıp hac göstererek “İstanbul’u geri al” ifadesini kullanıyor ise tepkinizi bunlara gösterin…

Sanki manavdan bir kilo elma istiyor papaz…

Gerçi bu zamana kadar hiçbir tepki gösterilmedi ama…

Türkiye’miz için kullanılan ifadelere karşı…

Ülkemizin geleceği emanet edilen gençlerimize, yapılan orantısız güç ne kadar doğrudur sizce?

Unutmayalım ve unutturmayalım…

Lütfen M. Kemal ATATÜRK’ün bu sözü 81 ilimizi giriş ve çıkış yoluna asılmalı…

“Benim bütün ümidim gençliktir.”

“Gençler! Cesaretimizi kuvvetlendiren ve devam ettiren sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız. Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz!”