Hani “Devekuşu Kabare Tiyatrosunu” geçti diyeceğim de, rahmetli Zeki Alasya ile Allah uzun ömürler versin, Metin Akpınar’a saygısızlık olur…
***
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr. Memduh Büyükkılıç ki siyasi düşünce itibariyle anlaşamasak da, kendisini çok sever ve sayarım. Bir twit atmış ve şöyle diyor…
“Çok kıymetli Kayserili hemşerilerimiz; İlimizde vaka sayıları artıyor. Gerekmedikçe kalabalık ortamlara girmeyelim, bir süre ev ziyaretlerine ara verelim, misafir kabul etmeyelim. Sabrınız ve desteğiniz için teşekkür ederim.”
Elbette altında da imzası var…
Ancak Sevgili Başkan, Çarşamba günü yapılan 7. AKP Kongresinde tam da kalabalığın ortasında ve “Lebalep” dolu salonda oturuyordu…
***
Kalabalık, il yönetimleri tarafından yol ve yemek masrafları karşılanmak üzere, yine “Lebalep” doldurulan otobüsler ile Ankara’ya taşınmış. Bir vatandaş şikâyet ediyor ve diyor ki; “İl başkanı ve belediye başkanı sözünde durmadı. Bizi burada ortada bıraktılar. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı da bize bakmıyor. Perişan olduk…
Evine döndüğünde virüse yakalanmamışsan, aslında yatıp kalkıp dua etmelisin bay vatandaş kardeş…
***
Kürsüden AKP Genel Başkanı ve kongrede elbette tek aday Recep Tayyip Erdoğan, salondaki ve dışarıdaki kalabalığa lafı getirerek, “'Kar yağışının tüm mikropları temizlediği bu anlamlı buluşmada hepinizi selamlıyorum.”
Kar yağışında korona virüsü etkisini kaybetse, Ankara ve kar yağan diğer illerde korona virüs topyekun biterdi. Ayrıca, sürekli sokaklarda gezmiyoruz. Toplantı yaptığınız salon, virüsün yayılmasına o kadar müsait ki, neden anlamıyorsunuz bilmem…
***
AKP kongresinde salonun orta yerinde delegeler, dip dibe oturuyorlardı, mesafe yoktu. Erdoğan da dışarıda halkın arasında bir ara maskesini çıkarıp kalabalığın içine girdi. Seyirci bölümünü dolduranlardan büyük bir bölümü, görevli şekilde gösteri yaptıkları belliydi. Bu durumu diğer partilerde de görüyoruz. Ancak salonun o şekilde insan istifi gibi dolu olmasına bir türlü akıl aldıramıyorum. Hele virüs yayılma tehlikesi varken.
***
AKP Çenebazı Cahit Özkan, AKP kongresindeki görüntüler için, “Yatay fotoğraf çekildiği için salon kalabalık görünüyor” dedi. Yani “Tepeden, kuşbakışı çekilseydi, aralarda 1,5 metre mesafe vardı” demeye getirdi. Elbette yiyen olursa diye söyledi galiba…
***
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı, konuşmasının bir yerinde, millete seslenerek, yastık altındaki dolarlarını ve altınlarını ekonomiye sokmalarını istedi...
Tam da gülünecek konulardan biriydi.
Milletin ekonomiye güveni olsa, zaten dövizini de altınını da yastık altında tutmaz. Allahtan sarrafların her birinden 500 gr. Altın istediği gibi, kefen paranızı da ekonomiye sokun gibi bir talebi olmadı.
Bu arada açıklamak gerekir, kuyumculuk yapabilmek için 500 gram altını teminat olarak vermek zorundalar…
Toplanan altın ne olacak derseniz, orası belirsiz…
***
Merkez Bankasının başkan değişimi kararı yayımlandıktan sonra, Pazar günü dolar bir anda 8,57 seviyesine fırladı ya…
İşte tam da bu esnada 450 milyon liralık dolar satılmış. Soruyoruz kim aldı, cevap yok…
***
Ortalıkta bir laf dolaşıp duruyor…
Bakanlarda değişiklik olacak mış...
Var say ki oldu, bakanlardan bazıları gitti, bazıları geldi, n’olacak? Yine baştaki bakan aynı değil mi? Seçilmemiş bakanlar olsa olsa müsteşar sıfatını taşır bence, kimin gidip kimin geldiği önemli değil yani…
***
AKP’nin çiçeği burnunda gurup başkan vekili Mahir Ünal, “Hazırlıklarımızı tamamlamamız 19 yıl sürdü ve asıl şimdi başlıyoruz” demiş…
Merakım şu, bugüne kadar “Davamız” dediler, bir türlü içini dolduramadılar. Şimdi tamamlayıp da yeni başlayacakları “Hazırlıkları” ne acaba?
Ben açıkça buradan soruyorum Sayın Dr. Memduh Büyükkılıç başta olmak üzere, tüm Kayseri’deki AKP’li belediye başkanlarına, İl Başkanına, İlçe başkanlarına…
19 yıldan beri AKP’nin yaptığı hazırlık neyin hazırlığı idi. Siz de parti içinde olduğunuza göre bilmeniz gerekmez mi neye hizmet ettiğinizi?
***
Başı örtülü ama “Türban” denilenden, saçının tek teli bire görünmüyor. Ayağında kot pantolon ve elinde, muhtemelen kendi el yazısı ile yazılmış ilginç bir pankart ile AKP 7. Kongresine gelmiş, belli. Pankartta aynen şöyle yazıyor, aklımda kaldığı kadar.
“Parçala beni Erdoğan…”
Pankartın sağ üst tarafında ise, daha küçük harflerle “İnadına Reis” yazılı, bir de kalp işareti…
***
AKP 7. Olağan Kongresinde Erdoğan, kürsüden harf sırasına göre illere “Hoşgeldiniz” diye sesleniyor.
Sıra Kayseri’ye geldiğinde; “Bir yârim var Erciyes’e yaslanır. Kayseri, hoş geldin” diyor… Gidenler hoş buldu mu, bilemem ama biz daha hiçbir şeyinde hoşluk bulamadık…
***
Bir de TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un söylediği, adeta komedi repliği gibi açıklama ile bitirelim…
Sormuşlar; “Bir cumhurbaşkanı ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çekildim, Montrö’yü tanımıyorum, feshettim’ diyebilir mi?”
Cevap vermiş; “Yapabilir. Mümkün-muhtemel arasında fark var. Yeterli miktar yoğurt bulursanız, Marmara Denizi’ni de karıştırırsanız ayran yapmak mümkündür.”
İşte zihniyet, ayran yapma ile devlet yönetmeyi aynı sanıyor. Komedi misiniz siz ya…
***
Bir de dıştan bir haber vereyim, komedi gibi. İnternete yansıyan haber aynen şöyle…
“ABD Başkanı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve 39 ülke liderini İklim Zirvesi'ne davet etti. Biden, Erdoğan'a gönderdiği mektupta ise salgından etkilenen Türk vatandaşlarının, ailelerinin ve tüm halkın acısını paylaştığını belirtti.”
Joe Biden, 20 Ocak 2021 tarihinde yemin ederek göreve başladı. Aradan yaklaşık 2 aydan fazla bir zaman geçti ve “İklim Zirvesi” ile ilgili bir davet gelmiş ki bu davet 39 devlet başkanına da aynı anda gönderilmiş, “Aaaa… Bakın Joe Biden Cumhurbaşkanımızı aradı” diye haber yapılıyor.
***
Ve yazımızı bir fıkra ile bitirelim, belki de sosyal medya hesaplarından da okuduğunuz fıkra bu…
Adamın biri Müslüman mezarlığına ölü bir köpeği gömer... Görenler onu, zamanın kadısına şikâyet ederler. Kadı adamı çağırır ve işin aslını sorar.
Adam: “Doğrudur, öyle yaptım, çünkü; köpeğin bana vasiyeti böyleydi, onun vasiyetini yerine getirdim” der.
Kadı: “Sen bizim aklımızla alay mı ediyorsun” diye çıkışır.
Ama adam: “Hayır efendim, aynı zamanda kadıya da 10.000 dirhem vermemi vasiyet etti” der.
Bunu duyan kadı: “Rahmetli köpeğin ölümü bizi fazlasıyla üzdü” der.
İnsanlar, kadının değişen bu tavrına hayret ederler. Kadı onlara, “Bu durum sizi hayrete düşürmesin, bu köpeğin geçmişini araştırdım, Ashab-ı Kehf köpeği Kıtmir’in soyundan geldiğini keşfettim.” der.
***
Günümüzde pek çok kimsenin hali böyledir. Bazı insanların; değer yargıları, duruşları, eğilimleri, sözleri ve hatta kararları menfaatleri çerçevesinde değişiyor. Haram kazançlarına, yolsuzluk ve haksızlıklarına Hak elbisesi giydirmeye çalışıyorlar. Yalanlar havada uçuştukça bunları alkışlayanlar daha da artıyor. Ahlak zaafa uğradıkça dinin yasakları bile para etmiyor maalesef.
İnsanlar böyledir işte. Bazıları "Yalan" olur, bazıları "yılan", çok nadirdir şu yalan dünyada “Adam” gibi kalan…
***
Yukarıdaki yorum bana ait değil, alıntı ama aynen katılıyorum.


