KADİR DAYIOĞLU


ULAŞIMA ZAM

Ben de bazı anımsatmalar yapacağım o yıllar için…


Şimdi, zamlar sağanağı bırakın borana dönüşünce, merhum Ecevit dönemi anımsatanların haddi ve hesabı yok. Ben de bazı anımsatmalar yapacağım o yıllar için… 

***

Merhum Ecevit Başbakan… Yıl 2001… Başbakanlık merdiveninde bir esnaf yazar kasa kırdığı yıllar. O yıllarda, Sanayi Odası’nda Başkan danışmanıydım… Oda, ekonomik kriz nedeniyle, bilboardlara“telin”, “tepki” afişleri asmış ve Büyükşehir ses çıkartmamış, bedel bile almamıştı… Öyle ya iktidarda değillerdi, tepkileri güzelce kullanıyorlardı… 2002 iktidarı için yollara taş döşeniyordu… Sanayici, esnaf, sanatkâr hop oturup hop kalkıyordu…

***

Mesela, şimdi, aynı Sanayi Odası benzeri afişleri assa, en azından Valilik izin vermez, diyelim verdi, Büyükşehir razı olur mu? Olmaz ama en azından bedel alır…

***

Yine o yıllarda Mustafa Alan Esnaf ve Sanatkâr Odaları Başkanı… Şimdi de Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi başında. Yılbaşında, “tek aday” olduğu kongrede “güven” tazeledi… 

***

Ecevit döneminde, O da esnafı,sanatkârıyürütmüş, kıyamet kopmuştu… Ulusal basın ve TV’ler flaş haber olarak vermişlerdi. Olayları, dönemin Emniyet Müdürü merhum Bekir Tanrıkulu çok zor önlemişti…

***

Mustafa Bey herhalde anımsamıştır… Mesela, bir yerel TV’ye çıksanız, o olayların, nedenlerini ve niçinlerini bir biranlatsanız… O günlerde, esnaf ve sanatkârlarınızın nasıl zor durumda, şimdikilerin nasıl “fevkaladenin fevkinde” olduğunu da…

***

Belediye otobüslerine zam geldi. Gelmeyecek miydi, yani? Her şeye zam, sığırcık gibi yağarken, belediye otobüslerine gelen zammı eleştirmek doğru mu? Tam bilet, 11,5 lira, öğrenci, 6,25 lira olmuş…Tabii, merak ettiğim husus şu: “Ücretsiz” binenlerin sayısı kaç? Yılda ya da yada ayda ortalama kaç biniş yapıyorlar? Ulaşım A.Ş. Tek tek tadat etse de öğrensek. 

***

Ne için mi? Şunun için: Ücretli binenlerin sırtına binen yükü görmek istiyorum? İsterlerse, “Bir” diye benden başlasınlar…Zengin ve fakir ayrımı yapmaksızın 65 ve üzerindeki kişiler, ücretsiz biniyor. Şayet değişmediyse, ayda yüz biniş, ücretsiz. “Ücretsizi”.“Hiç olmasa, 60-70 binişe çekin; bunun ceremesini ücret ödeyenler ve belediye çekiyor halk otobüslerine az da olsa ek ödeme yaparak”, demiştim bir yazımda. 

***

Yazımda “bedava”sözcüğünü kullanmıştım. Kullanmaz olaydım!..“Vay, biz emeklilere hakaret ediyorsunuz… Emekli düşmanlığı yapıyorsunuz… Kaç tane otobüsün var… Ayıp ayıp!” sözlerine muhatap oldum… Birisi de; “o zaman sen de bedava biniş kartını yırt!” tavsiyesinde bulunmuştu… Neyse.

***

Politik nedenlerle çıktığında,“sınırsız” olan “ücretsiz” biniş, sanırım benim uyarım üzerine, ayda “yüz” binişle sınırlandırılmıştı. Anımsıyorum; teklif Belediye Meclisinde görüşülürken, Ulaşım birim yetkilisi, “istismar edenler” nedeniyle, “ayda 70 bin lira zarar” ettiklerini söylemişti, toplantıda… Teklif “oy birliği” ile kabul edilmişti…

***

Benim gerekçem de; “sınırsız binişin” istismara açık olduğu, hiç olmazsa ayda 60-70 binişle sınırlandırılması, “yasal olsa” da “hak ölçüsü” açısından doğru olacağı noktasındaydı. Öyle ya, her ücretsiz binenin bedelini, ücretli binenler, bir ölçüde ödüyor… Mesela, bunların varsa oğlu, kızı, öğrenci çocuğu, torunu… 

***

Tabii, “iktisadi aklı” olmayan toplumlar, “bedelli” kamu hizmetlerinin “toplamı sıfır olan bir oyun” olduğunun farkında değil… Zarar, Büyükşehrin “bitmez tükenmez hazinesinden” ya da Memduh Başkanın, kesesinden karşılanmıyor. Bir şekilde yine bunu, o kentte yaşayanlar öder ya para olarak ya da hizmetin kalitesizliği ile.Bir kısmını ücretlilere yansıtıyor, önemli bir kısmını da zarar hanesine atıyor. Bu “zarar” kimin? O da senin, benim, onun… Haliyle bunu da Belediye, diğer paralı hizmetlerine yansıtıyor para ya da az ve “düşük kaliteli”yatırım olarak…

***

Yok böyle bir dünya… Hizmetin bedeli ödenmeden “araçların klimasını çalıştır!”, “araçları yaşlı, yenilensin!” deme hakkı olamaz. Kamu hizmetlerinde sübvansiyonun da bir ölçüsü olmalı. Kusura kalmasınlar; “ne kadar köfte o kadar ekmek!”O nedenle demiştim, günde iki ya da üç biniş ücretsiz olsun, diye. Ulaşım hizmetlerinin ne kadar zarar ettiğini hiç merak etmiyor musunuz? 2021’de 150 milyon liranın üzerinde… İşte bunu, bu kentte yaşayanlar ödüyor. Ücretsiz binenler de…

***

Mesela Kayseri’de, 2022 sonunda, 150 bine yakın kişi 65 yaş ve üstünde… Herhalde bunların hepsi, “fakir, fukara, dar gelirli” değil… Yazık değil mi öğrenciye, yazık değil mi ücretli binenlere, yazık değil mi hizmet sunanlara? 

***

Yine diyorum, be, “hak ölçüsündeyim!” Ha. Belediye başka harcamalarına baksın diyenler varsa, onun hesabı da sandıkta sorulur, meclislerde sorulur… Dokuz ay sonra sandık gelecek… Hodri meydan. Ama eminim yine AK Parti kazanacak, hem de kahır ekseriyetle.

***

Bunu dedi diye, “kaç arabamın olduğunu!”, “otobüs sahiplerinin avukatlığını yaptığımı” söylediler… Buyrun, tam bilet 11,5 lira, öğrenci bileti 6,25 lira oldu… Memduh Başkana ne diyeceğinizi merak ediyorum… Öyle kapalı kapılar arkasında değil! Keşke adam gibi ücret alsak da ücretli binsek otobüslere. 

***

Kendi “bedava” kartımın yırtılmasına gelince, herhalde beni;“Yirik İbrahim Bey” ile karıştırıyorlar… Bizim kuşak özellikle Sümerliler iyi anımsar… İbrahim Beyin üst dudağı yirikti… “Yirik İbrahim Bey” lafı da buradan gelirdi… Rahmetli, Sümerbank’ta çalışır, fabrika zarar etmesin diye “karta basmazdı!”. Bir de ne yapardı biliyor musunuz? Evine aldığı eşyayı bir hamala verir onu da “faytona” bindirirdi…